Ardından yine bir tenhalık çöker yüzüne. Oğlunu savaşta kaybetmiş bir babanın gözlerine çöken hüzün gibi kederini yalnızca kendinin hissettiği, kimseye söyleyemediği, o ketum yalnızlık hissi... Bu alışıldık döngü yüzlerce yıldır böyle cereyan eder bu kentin bedeninde. Her baharda biraz daha gençleştirip her kışta biraz daha yaşlandırır.
Geceleri heceledin, gündüzleri bocaladın
Bir kendini dinledin, bir de eli dinledin...
Gel kızım sokul bana
Bir kez daha alayım kokusunu
Benim küçük bahçemin...
Gittikçe yükselen haller içindeyim
İnsandan örülmüş duvarlar içindeyim...
Öfke yangınlarından kurtulsan
Kendi kıyılarına yakın bir yerde
Toz pembenin üstüne bassan
Gök mavinin altında uzansan...
Hadi beni yine sev
Beni deli deli sev
Beni yine yine yeni yeni
Yine yeni yeniden sev...
Çay, daha fazla istemiyorum ben.
Lanet rakamdır...
Ben de bilmiyorum...
Çoğaldı, çoğaldı anılar
Ardından yine bir tenhalık çöker yüzüne. Oğlunu savaşta kaybetmiş bir babanın gözlerine çöken hüzün gibi kederini yalnızca kendinin hissettiği, kimseye söyleyemediği, o ketum yalnızlık hissi... Bu alışıldık döngü yüzlerce yıldır böyle cereyan eder bu kentin bedeninde. Her baharda biraz daha gençleştirip her kışta biraz daha yaşlandırır.