Gündüzleri abartılı bir telaş ve endişe, ardından kâbuslar ve öfke nöbetleri. Bir insan kendini çırılçıplak sokaklara atıp, kafasında bir huni ile bağırıp çağırmaya başlamadan önce kaç tane travmayı kaldırabilir ki...
Edep bilmiyor, kural bilmiyor, görgü bilmiyorsun. Kuyruğunu sallayarak yapmaya çalıştığın şey kimisi için eğlenceli olabilir fakat, buralardan bakınca can sıkıyor. Komik olmaya çalışan padişah soytarılarına bile beslediğim saygının yarısını hak etmiyorsun. Pazara çıkardığın etin de umrunda değil, kesif bir koku yayan, saçma sapan yazılarında. At mısın, kelebek misin, çiçek misin böcek misin neysen nesin, benden uzak dur.
Gündüzleri abartılı bir telaş ve endişe, ardından kâbuslar ve öfke nöbetleri. Bir insan kendini çırılçıplak sokaklara atıp, kafasında bir huni ile bağırıp çağırmaya başlamadan önce kaç tane travmayı kaldırabilir ki...
Edep bilmiyor, kural bilmiyor, görgü bilmiyorsun. Kuyruğunu sallayarak yapmaya çalıştığın şey kimisi için eğlenceli olabilir fakat, buralardan bakınca can sıkıyor.
Komik olmaya çalışan padişah soytarılarına bile beslediğim saygının yarısını hak etmiyorsun. Pazara çıkardığın etin de umrunda değil, kesif bir koku yayan, saçma sapan yazılarında.
At mısın, kelebek misin, çiçek misin böcek misin neysen nesin, benden uzak dur.
Carry On Wayward Son
Sadece yarım yarım sevgiler...
Elinde solmuş bir resim...
birden çıktım viraneden, koşa koşa indim kumsala
acı acı sövdüm sonra, yüzümü kırbaçlayan rüzgara
Ne yalnızlık, ne de yalan üzmesin seni. Doğarken ağladı insan bu son olsun, bu son!
Elleri ak yumuk yumuk ojeli tırnakları nerelere gizlesin şu avucun nasırları
O günler, o günler
Şimdi yabancı gibiler
Bir günlük mutluluğa
Bir ömür alıp gittiler
Ne günlerdi ah o günler
Başımda filler sevişiyor