Kültür Sanat Edebiyat Şiir

Nuri Gamsız
Nuri Gamsız

YOĞUŞMALI İNSAN

  • Seçilme Yaşı11.10.2006 - 09:37

    tırışkadan tartışma yaratan öneri: seçilme ve seçme yaşı küçültülsün!

    gelin seçilme ve seçme yaşını 6’ya indirelim. nasıl olsa bu ülkenin bütün insanları sınıf başkanlığı seçiminde oy kullanmıştır (hatırlarsanız başkanlığa da, sınıfın en zengini yada velisinin öğretmenle kafa, kol ilişkisi olan çocuklar seç-tir-ilirdi! akıllı olup, sınıfı çekip çevirecek çocuklar ise kitap ve kütüphane kolu başkanlığına seç-tir-ilirdi - kafa bulandırmasınlar diye-) büyüdük ve gördük ki sistem aynı; siyasi partiler kanunu, seçim sistemi gibi barajlı, delege avcılıklı, partiye yardımlı, tek adamlı,parti içi demokrasili terimler çıktı karşımıza. yani küçüklüğümüzün de, büyüklüğümüzün de seçim sistemi özünde aynı ! hepsinden öte bilinçleri bulandırılmış bir seçilen ve seçen kitlesi var ki, bütün yazılanları havada bırakacak cinsten !


    not: merak ediyorsanız, ömrüm boyunca herhangi bir kola başkanlık yapamadım! (kendi koluma bile, 6 kere kırıldı!)

  • Kemal TAŞTEKİN09.10.2006 - 15:33

    seninle, yıllar sonra sanal bir ortamda karşılaşacağım hiç aklıma gelmezdi! bir yanımla çok sevindim, öbür yanımla tarifsiz üzüldüm.

    seni unuttuğumu sanma kemal! sen, ömrümde tanıdığım en güzel sigara içen insansın, yani bir sigara, bir insanın eline ve dudağına ancak bu kadar yakışır! gülme, ciddiyim. birde bıraktığın bıyık varki, ezber bozan cinstendi ! nasılda, kampüsün, küba mahallesi alt-üst olmuştu? demek gerçek ilerici bıyığı öyle olur ha!

    unutmadık kemal, unutmadık! espirilerinle, suskunluğunla(çok şey anlatır) duruşunla,erdemliliğinle, dizelerinle(yolumuzu aydınlatıyor) her şeyinle yüreğimizdesin… artık anlamsız olsa da bir türlü, keşke ve neden sorusunu, o lanet tarih, 27 eylül 1994’ten beri kendimize sormadanda edemiyoruz ! neden kemal, neden? ...

    neyse, gereksiz sorularla sonsuzluktaki rahatını kaçırmadan, gözlerinden öperek yazıma son veriyorum.(duygusal şeyler yazmaktan öteye gidemedim! umarım beni anlıyorsundur. evet kemal, iflah olmaz romantiklerdeniz …)

    “sen bir rüzgarsın

    adın meltem

    derin vadilerden esersin

    hırçın ve hüzünlü

    denizlerin sıcaklığını getirirsin bize

    uzak yıldızlardan özlemle …“

    kemal taştekin


    not: kemal taştekin, hacettepe üniv. türk dili ve edebiyatı bölümü öğrencisiyken, 27 eylül 1994 tarihinde intihar etmiştir. (bu arada bizi buluşturan “mezgiden”e sonsuz teşekkürler..)

  • uzay06.10.2006 - 16:32

    dünyanın ilk kadın uzay turisti kazakistan'ın baykonur üssünden uzaya fırlatıldı...

    --------

    evet evet bayan astronotu ‘welcome uzay “ pankartıyla onlar karşıladı:

    stivv usta: üfff hatuna bak ilik gibi.

    rabırt çırak: usta, uzay elbisesi içinde nasıl anladın?

    s.u.: bu saçları samanyolunda ağarttık oğlum, anlarız… hatun yaklaşıyor, kapa çeneni …hamfendi uzayımıza hoş geldiniz. ben komutan logar, buda çırağım rabırt

    bayan astronot: aahhhaaa , baykonur’da ne kadar espirütel olduğunuzdan bahsetmişlerdi

    s.u.: öyleyimdir, ve nedir yazarıyımdır aahhaa. neyse siz yol yorgunusunuzdur, buyrun mekiğe geçelim. siz duşunuzu alıp üzerinize rahat bir şeyler giyerken, bizde içecek ve yöresel yemeklerimizden, meteor kebabı ve mars usulü mercimek çorbası hazırlayalım.

    r.ç. (alçak sesle) : samırsakla, soğanı ayırt edemeyen ustam yemek hazırlamaktan bahsediyor.

    s.u.:: ne mır mır ediyon lan? çabuk yemeklik malzemeleri hazırla.

    r.ç.: usta, benim haftalığa zam konusu vardı?

    s.u.: göktaşını kafana koyarsam görürsün zammı, fırsatçı adi, neyse yemeğin lezzetine göre düşünürüz.

    r.ç.: memet ali şahin gibisin be usta, zam istiyoruz sadece.

    s.u.: tamam lan, ücret sendikacıları gibi vızırdanma, sanki grev yapacak!

    ---------


    rabırt yemeği hazırlarken, stivv ustada çakıdı çakıdı eşliğinde traşını olur,losyonunu sürüp,smokinli uzay elbisesini giyer (çok bilmiş kardeşlerimize not: bizde biliyoruz uzayda başlığın çıkartılmayacağını ama mevzu böyleyken böyle)

    r.ç. (içinden) : gidişata bakılırsa bu gece mekiği boşaltmam farz olacak

    s.u.: rabırt, yemekler hazırsa hamfendiyi kaldır.


    hamfendi kalkar, yemekler yenilir, şaraplar içilir. stivv usta, alır sazı eline, komplikimanlar yaparak, güneşten, aşktan, uzaydan bahseder... gecenin ilerleyen saatlerinde uyuma numarası yapan rabırt, ustası tarafından, mekiği boşalt, emriyle, kapı önüne şutlanır…

    ve her güzel gecenin sabahı gibi ayrılık vakti gelir çatar (bkz.afilli kelimeler grubu)

    s.u.: şimdi sen kalkıp gidiyorsun, git.

    gözlerin durur mu onlar da gidiyorlar

    b.a.: stivv bey rica ederim böyle hisli şiirlerinizi okumayın fırk fırk

    r.ç. (içinden) : ya bu şiir sankı allah allah ustammı yaz mış bunu?

    s.u.: güle güle

    b.a.: kib

    ----

    stivv usta hüzünlere gark olur

    s.u.: daha şimdiden onu özlemeye başladım

    r. ç.: unutursun be usta

    s.u.: ' özledim tenin kokusunu özledim özledim sımsıcak nefesini özledim özledim sohbetini o sesini özledim....'

    -----

    ve onlar duygularıyla,tamirleriyle entrylerimize malzeme olmaya devam edeceklerdir...

  • küsmek03.10.2006 - 15:39

    küsmek,insanlar arasındaki hukuğun geçici/sürekli olarak askıya alınması/bitirilmesi olarak tanımlanabilecek insanlık hallerindendir! çocuklara özgü bir davranış tarzı olarak nitelendirilinse de zaman zaman eşşek kadar insanlar arasında da küslüklerin yaşandığı gözlemlenmektedir (bazende koca koca kurumlar-devletler-dinler arasında!) .

    herkesin bir şekilde yaşadığı bu insanlık halinin,küsme eyleminden sonraki süreci daha çetrefillidir. şöyle ki, küsen taraflardan birinin, geçmişteki yaşanılmışlıkları çarpıtarak 3.şahıslara ilişkinin mahremiyetinide yerle bir etmek suretiyle, deşifre etmesiyle(anlatması) meydana gelen durumdur ki, acıtır! oysa geçmişteki,tuzun-ekmeğin hatırına tarafların susmaları,birbirlerinin hakkında atıp tutmamaları, erdemli bir davranış olarak tanımlanabileceği gibi böyle bir tutum, tarafların birbirlerinin gözünde yücelmesine,
    saygınlaşmasına yol açacaktır.

    insanı insan yapan eksiklikleri,yanlışları,zaafları olarak düşünülse de, bazı olumsuzlukları aşmakta bu düşünen hayvana özgü bir hededir!

    bkz. öğreten adam tadındaki entryler

  • kız kurusu29.09.2006 - 15:30

    otomatiğe bağlanmış “ hala bekarmısınız? “ sorusuna muhattap olan, 30 yaş üzeri evlenmemiş kadın zümresine takılan - cahilane – sıfattır .

    not: bu vesileyle 30 yaş üzeri evlenmemiş bayanlara selamlarımı sunarımmmm.

  • hijyen29.09.2006 - 15:10

    sırf hijyeni çağrıştırıyor diye ak partiye, geçen seçimde de ak güvercin hesabına dsp’ye oyunu veren insandır.

    bkz. hijyen ayhan

    not: ' temiz siyaset ' pankartı nasılda kafana düşmüştü ahhaaaa, dükkanına freni boşalan, çöp kamyonu girer inşallah.

  • hijyen29.09.2006 - 15:09

    yurtta sulh, cihanda sulh ilkesini,sırf ortalık kirlenmesin diye içselleştiren insandır.

    bkz. hijyen ayhan

    not:

    hijyen ayhan: “Allah belanı versin ozi, 70 milyona rezil ettin beni”

    ozi: “ayhan vurma,üstün, başın kan,salya,sümük olur ahhaaaa, kokarcalar yuva yapmış ayhan’ın damına, amaaan aman, yavrusunu sinek… “

  • hayatımın hatası29.09.2006 - 14:53

    akşamüzeri sahilde yürüyorum.sol tarafımdan bir elinde sigara,öbür elinde şarap şişesi olan bir tanrıçanın(bayan) üzerime doğru geldiğini gördüm! tanrıça”pardon ateşiniz varmı? ” diye sorunca durakladım,cevap vermeye hazırlanırken, tanrıçanın 50 metre gerisindeki palmiyelerin altında, ellerinde telsiz olan birkaç kişi farkettim! aklıma, bu saate, bu sahilde,bu kadar güzel bir kızın ne işi olduğu ve arka taraftaki telsizlilerin kim olduğu sorusu geldi! iyiki bol amerikan filmi seyretmişim; bu kız,katili,tecavüzcüyü yakalamak için öne sürülen polis yemi!

    içimden, ha ha, ben sizin iyi-kötü polis rollerinizi bilirim güzelim, bu salak hamleniz tarafımdan boşa çıkartılacaktır,emin olabilirsiniz diye geçirerek,polis kadına ”ateşim yok”dedim. arkamı döndüğümde,aklıma amerikan filmelerindeki replikler geldi: hey dostum sen salakmısın? bu kadar ucuz av rolü yapılırmı? neyiniz var sizin,kahrolası aynasızlar gibi,tabi bunları kadına söyleyemezdim,malum tişörtünün altında kesin kulaklık vardır!

    geri dönüş güzergahım mecburen aynı yol olduğundan ve kadın polisi merak ettiğimden hızla yürüdüm.uzaktan kadın polisin yanında birinin oturduğunu fark ettim.biri zokayı yutmuş,diye düşündüm. yaklaştığımda gördüğüm insan beni şok etti! bizim kapıcının oğlu fuat salağı! e be geri zekalım, kadının güzelliğine kanıp oturdun ama şimdi hayatın kayacak; bütün suçları üstüne yıkacaklar,adli tıp,soruşturma,medyada bol bol infazlar… bittin lan salak fuat bittin.

    yanlarından geçerken fuat’a eve git, gibi bir baş işareti yaptım. bizim salakta aleyküm selam abi,demezmi.anlamadı lavuk. Duramıyorumda, arka taraftaki telsizliler aynı yerlerinde duruyorlar.eve dönüp fuat salağını cepten arayıp uyandırayım diyerek hafiten koşmaya başladım,bir ara geriye dönüp baktığımda fuat’ın polisi kısın şarap şişesinden yudumladığını gördüm.aferin fuat şimdi tam oldu. zehir iç aptal herif.

    bu arada fuat salağı,bizim kapıcı memet efendinin ipsiz,kuşaksız oğludur. zaman zaman, yanıma gelip,içini döker, içkiye olan zaafını bildiğimden evde ne varsa çıkartırım,sohbetle içeriz. fuat biraz çakırkeyif olunca: ”bütün suç babamda, eline geçen fırsatları değerlendirseydi, şimdi bizim sitemiz olurdu,biz ele değil, el bize kapıcılık yapardı,aman abi el derken seni kastetmiyorum yanlış anlama “ türünden laflarla babasını suçlardı. bende dilim döndüğünce,nesnel koşullar,sınıf,eşitlik,sömürü diyerek fuat’ın kafasını açmaya çalışırdım ama gel görki fuat, pandoranın kutusuna nisbet, dünyadaki bütün kötülüklerin babasının başının altından çıktığına inanırdı. hal böyle olunca anlatmaktan vazgeçer, kendi düşüncelerime dalar içmeye devam ederdik.

    eve döndüğümde hemen fuat’ı cepten aradım,karşıma ”buyur beyim” diyerek babası çıktı.”memet efendi, fuat’ı aramıştım,bu ayki aidat parasını göndercektim”dedim.memet efendi ”beyim siz aidatı vermiştiniz”demezmi,tüh yanlış yalan söyledik”ya unutmuşum memet efendi senide rahatsız ettim”diyerek telefonu kapadım.ne yapacağımı şaşırdım,geri dönsem,polisleri kıllandıracağım,birde durduk yerde beni suç ortağı yaparlarsa? ah lan salak fuat,yaktın aileni…bunlar yoksul insanlar,fuat’ın gazetelerde boy boy resimleri çıkınca kesin memet efendiyi iştende atarlar,5 çocuk yazık,günah. yav elimdende bir şeyde gelmiyor, üzerime düşeni yaptım, gerisi fuat salağına kalmış.sabah ola hayrola…

    devrisi gün öğleye doğru fuat aradı”abi nerdesin,sayende hayatımın akışı değişti bi görüşelim” deyince,içimden, tabi oğlum abin, zeki adam münecim tatakı yemezsekte biraz kafamız basar diye geçirip”saat 14.30’de gramafona gel, hem içer,hem dertleşiriz”dedim.

    Fuat tam 14.30’da, mutluluktan sekerek içeri girdi. elimi öpmeye kalkıyor” bırak ulan elimi “ dedikçe, o şahin gibi elime atlıyor.içimden,ulan salak fuat buranın formatı el öpmeye uygun değil,millet bize bakıyor,bırak elime,diyorum. neyse güç bela elimi kurtardım. iki bira söyleyerek sohbete başladık.

    Fuat hızla “abi, akşam sahilde bir bayanla oturmuştum,sende geçerken selam vermiştin ya “deyince,fuat’ın gözünde kendimi yüceltmek için ”polisti değimli” dedim. fuat “ne polisi abi? “diye cevapladı,kadının gönüllü sivil,palmiyenin altındakilerin polis olduğunu düşünerekten(amerikan filmlerindede gönüllü kurbanlar vardı ya!) ” o zaman palmiyelerin altındakiler polisti? ”. fuat ”yok abi onlar belediyenin memurlarıydı,geceleri kaçak moloz döküyorlarmış,onları yakalamak için pusu atmışlardı”deyince.kendi kendime, ulan paranoyak herif,bütün öngörülerin fooosss çıktı,kendini akıllı zanneden salak, diye söylendim. fuat heyecanla “ abi kız, edebiyatçıymış, ingilterede maksır yapmış” sinirle “mastırdır o “diye düzelttim (bari bunda haklı olayım be 1) . fuat “evet abi o dediğinden yapmış, şimdide fransa’ya gidecekmiş,ama ruh kardeşini arıyormuş” tekrar sinirle ”ruh ikizidir o “ diye düzelttim. fuat “evet abi işte onu arıyormuş,bulacağından eminmiş, bir yazarın romanında varmış martılı bir şeyide yazmış” deyince. öfkeyle ” Jonathan Livingston’mu”diye müdahele ettim. fuat “valla hatırlamıyorum abi, neyse kızla karşılıklı şarabı içtikten sonra kızın evine doğru yol aldık” diye devam ederken, fuat’ın sözünü keserek” şerefine fuat “diyerek bardağı tokuşturdum.

    içimden,ulan salak kafam,komplo teorili kafam,manda gönünden kafam, bu hayatımın kadınıymış,Allah belamı versin, ühhüü ağlamak istiyorum,fuat’ta hatunu yatağa doğru götürüyor ki ağlayarak ölmek istiyorum Allahım. bu arada fuat efendide sohbetin gazıyla 3.birasını içip,fıstıklarıda culluk gibi yutuyor,nasıl olsa hesabı ben vereceğim ya! başka zaman gözüme gelmezde şimdi tilt oldum fuat’a!

    fuat “sonra abi kızın evine giderken “ deyince kıskançlığımdan sözünü keserek ”babası çıktı” dedim. ”yok abi,babası avusturya’da iş görüşmelerindeymiş,eve gitmekten vazgeçip hatunun bmw’sine bindik” deyince, dağ yada yazlık evine gidiyorlar diye iç geçirdim. fuat “bara gittik abi, kız bana babasının çok parasının olduğunu ama kendisinin bunu önemsemediğini, kısmen mutsuz olduğunu,hayatta paradan çok daha önemli şeyler olduğunu aşkı,dostluğu,hayatı anlattı “deyince,sinirlenerek “ fuat efendi sana kaç yıldır ben ne anlatıyorum, hiç tanımadığın bir kız anlatıncamı kafana girdi? ”dedim. “ yok abi estafurrallah,sende çok anlattın ama ortamın ambisansımıdır nedir”. “ambiyanstır o “. “evet abi ondan işte acaip anladım. mesala,kızın 40 kredi kartı var,kız peynir ekmek yiyor yani ne bilim çok güzel şeyler anlattı be abi “ deyince,ulan bu fuat seyrettiği bir türk filmini anlatıyor olmasın: zengin kız,yoksul oğlan diyalogları f? neyse anlatsın bakalım. garsona biraları tazelettik,fuat efendi beşinci birayı içiyor!

    fuat hüzünlenerek ”bardan çıkıp,tekrar bizim sahile döndük,kız senden bahsetti” deyince şaşırarak “ beni nerden tanıyormuş? ” diye sordum. ”seni tanımıyor abi,senden ateş istemiş,sen de ukela ukela,ateşim yok demişsin,sen geçerken bana selam verdin ya ordan hatırladı seni. çok yalnızdım içimi dökecek bir insan arıyordum,ateş bahaneydi,size selam veren insandan doğru garip bir çekim hissettim” deyince “yani benden mi etkilenmiş kız? “diye sordum. fuat “evet abi senden etkilenmiş,içimi dökecektim ona…” …artık fuat’ı duymuyorum, statdayım, dünya kupası finali,uzatmaları oynuyoruz, sağdan bir orta gelmiş,topu göğsümde yumuşatarak indirmişim, kale bomboş, plase yapsam gol olacak ama ben ne yapıyorum abanıyorum, top stratosferde.. ühüüü öldürün lan beni…kahrolsun amerikan kültür emperyalizmi…

    fuat hiç susmuyor “ yok dedim o bey ukela değildir,alçak gönüllüdür,size öyle gelmiştir,kızda hayır çok ukelaydı diye idda etti,ben o beyin arkasından geliyordum,sizinle tanışmamıza vesile oldu,böyleyken bile hayır işledi” sözünü kesip ”benim arkamdanmı geliyordun? “ diye sordum. fuat “evet abi senin sahile indiğini görünce, arkandan sohbete geliyordum,kız ateş isteyince” fuat’ın telefonu çaldı,arayan o kızmış, fransa’ya uçuyormuş, teşekkür ediyormuş. fuat anlatıyorda anlatıyor, arada abi sen niye dalıyorsun,hayırdır? “…kafam ambalaj oldu! fuat 7.birayı içiyor! şerefine fuat,şerefine…

  • hijyen28.09.2006 - 10:32

    rüyalarına domestos abla, cif abi, tursil teyze giren insandır

    bkz. hijyen ayhan

    not: kapının önüne çöpü döken,duvarına işeyen eşşekler biziz, eylemlerimiz sen pis olana kadar devam edecektir ahhaaaa, pasaklı sally girer rüyana inşallah

  • hijyen28.09.2006 - 10:20

    umumi tuvalette, dona düşürdüğü son damla sebebiyle, don değiştirmek için don dükkanı arayan,ruhu pis, insanımsı şey.

    bkz.hijyen ayhan

    not: donunu değiştireceğin her yer mikrop dolu! soyunduğun an vücuduna yapışacaklar aahhhhaaa, prostat olursun inşallah