cam solgun ilk kez. çocuk öyküler uydurarak yaşamayı yeni öğrenmiş. cam mat ilk kez. bir dokunuşluk ahı kalmış. onu da yazık tükenişler için saklamış. tüketilişler alfabede kaç sese mıhlandıysa içimizde o kadar sus varmış. bir yağmur yağmış. ölü bir göz ağlamış. cam karanlık, can karanlık, ses; yağmur mırıltısı.
susarım, yalnız sesi de yanımda götürürüm.
kalırsın.
içini kaybetmişti. aramayı unuttu haliyle.
düşü bir düşüşe çoktan imza atıp gitmişti sessizce.
gözünü kaybetmişti.
opaktı bakışsızlıkları.
bir kaç öykülük kendime öykündüm. sus payı vermeyi unuttuğumdan parmaklığı düşüme ördüm.
cam solgun ilk kez. çocuk öyküler uydurarak yaşamayı yeni öğrenmiş. cam mat ilk kez. bir dokunuşluk ahı kalmış. onu da yazık tükenişler için saklamış. tüketilişler alfabede kaç sese mıhlandıysa içimizde o kadar sus varmış.
bir yağmur yağmış. ölü bir göz ağlamış.
cam karanlık, can karanlık, ses;
yağmur mırıltısı.
artık artığını bırakmıyacaktı hayatın
artanı olacaktı
olmadı
artık
ismi
arda kalan
bir kaç hecede kaldı
kimseler ardını sormadı
yetimi kaybettim
yetişemedim
yetim kaldı taşkın çocuk
yetim!
lazım bişi...
biri beni kekliyo ama şeklinde düşünceler silsilesi
küçük kardeşin uzmanlık alanı.
tutankamonun laneti=eski mısır rahiplerin hinliği.