Kültür Sanat Edebiyat Şiir

Nihan Aydın
Nihan Aydın

YALNIZ KENDİNSİN KENDİNİN ARASINDA, YALNIZ; KENDİN KENDİNİN ARASINDAYSA..

  • kaos günlüğü19.09.2006 - 23:51

    dönüyor...dönüyor..
    duruşsuz
    durumsuz
    bir fırtına içimde
    ellerim bora kokuyor
    bakışlarımda rüzgarlanmış ifadeler
    sesim uğultusuna karışıyor geçmişin
    geçmiş
    ne tatlı geçmiş
    geçiyor
    dilimden düşen her satır geçiyor..
    rüzgarın sesi kulaklarımda
    kulaklarım uğulduyor

  • firar18.09.2006 - 22:38

    hala firar hikayeleri yazıyorum
    ceplerimden taşıyor sayfalrım
    içlerimden akıyor
    mavi siyah ebem kuşağı mürekkepler
    içimde ıslanıyor
    tüm hisler
    tüm hikayeler
    sessizlikler oluyorum
    ardından
    çok seslilikler
    ve
    duyusal sefillikler
    hissizlikler oluyorum
    çok hislilikler oluyorum
    karıştırıyorum
    seçemiyorum hangisi hangisi
    gülüyorum geçiyorum kendime
    o kadar kafaya takmaya
    o kadar sorgulamaya değmiyorum
    gülüyorum
    dalga geçiyorum
    bir deftere ani karalanmış yazılarımla yüzleşiyorum
    ben figaronun düğünüyüm
    sesim
    çatallanmış
    detone oluyorum..

  • lise18.09.2006 - 22:28

    bugüne yıldönümleri sığdırdım..
    anılardan dem vurduk..
    sonra...
    ;)

  • doğurmak18.09.2006 - 13:12

    sene
    yılda bir
    şuan
    doğurur beni...

  • ses18.09.2006 - 03:02

    sessizliğe tahammülsüz
    sesliliği kaldıramaz
    bir haldeyim..
    aynı anda
    sessizlikler ve
    sesler
    içerisinde;
    dışarısında
    -yım..

  • zamansız18.09.2006 - 02:51

    ani geldi
    çiçekler
    sonra soluşlar aniydi
    bir şarkının peşine ansızın düşüverdik
    düştüğümüz yerden dizimiz dirseğimiz kanadı
    gözyaşımız ani aktı yanağımızdan
    saklayamadık
    halbuki sevmezdik başkalarının yanında ağlamayı..
    sonra sakınamadık da
    geçmişimizi
    çünkü geçmişti
    ve engelleyememiştik
    birden gülümseyiverdik
    niçinini bilmeden
    komik gelmişti çok şey
    acı gelmişti çok şey
    gülümseyişlerimizin önüne geçememiştik
    ki
    öldük
    hem de çok öldük
    o kadar çok öldük ki bir türlü ölemiyorduk
    nasıl yaşamaya;
    neresinden başladık anlayamadık
    o kadar çok yaşadık ki bir türlü yaşayamıyorduk
    zamansız yaşadık
    saatlerimizi kırıp
    başka çaremiz yoktu
    bir kez öğrenmiştik takvimlerin üvey evladı olmayı
    artık kanamazdık
    mümkünü yoktu

  • kimsesizlik18.09.2006 - 02:44

    kimsesiz bir nedir
    şu an..

  • zaman18.09.2006 - 02:24

    zaman
    suskunsun
    üstelik yaşlanmış bir yalansın
    zaman
    yorgunsun
    yine de
    diş bilemketen geri durmuyorsun
    halbuki yoksunsun
    kendinden
    ve
    benden

  • zaman18.09.2006 - 02:23

    inatlaşıyoruz
    ağzımızda kafiyelerimiz yahut saniyelerimiz ;)
    doluyoruz taşıyoruz be zaman
    üstelik birbirimize inanmıyoruz
    siliniyoruz
    an an
    yahut
    ansız ansız..

  • ölüm18.09.2006 - 02:04

    ölüm
    ne garip renksin
    senden kaçmak: sana kaçmak
    kısacası:
    yaşamak