Temelle Fadime evlenmişler ve geceleri birlikte oluyorlarmış. Bir sabah Temel işe gitmek üzere tam kapıdaymış ki Fadime gelmiş ve demiş ki: 'ula Temelum haçan biz boyle her gece her gece beraber oliyruk ama ben bi kadun programında dinledum kadunların zevk alabilmeleri için önceden uyarılmaları gerekiymuş da' Temel ayakkabılarını giymiş kapıdan tam çıkacak geri dönmüş ve Fadimeye demiş ki: 'bağa bak Fadime! akşama gelince seni edeceğum önceden uyarmadı demeyesun'
sol yanağımda mevcut. çocukken parmağımı sağ yanağıma saatlerce bastırır durudum orda da olsun diye. simetri hastası olacağım taa o yaşlardan belliymiş meğer!
hani derlerya 'henüz anne olmaya hazır değilim' zaten buna hazır olmak diye bir durum gelişmiyor istediğin kadar beklesende ancak başına gelince otomatik olarak hazırola geçiyosun. Birde şuna inanmıyorum 'ayy doğduğunda kucağıma verdiler ve o anda tüm acılarımı ve çektiğim sıkıntıları unuttum ' kuyruklu yalan! yok böyle bir sihirli değnek yada iksir! hele hele o ilk aylardaki uykusuz geceler, niye ağladığını anlayamamak insana 'kendi ellerimle bir canavar yarattım' fikrini veriyor. Ne zamanki o sana ve sen ona alışıp birbirinizi tanıyosunuz işte o zaman senden öte bir sen, karşılıksız sevebildiğiniz tek şey olabiliyor.(bu arada 'ben yaşlanınca evladım bana bakacak' diye düşünen şabalak zihniyetleri hariç tutuyorum) Yoksa annelik bu kadar içgüdüsel bir kavram olsaydı çocuğunu doğurup çöpe atan kadınlar olmazdı, yada bizimde kedi ve köpekten farkımız kalmazdı.
Burberry kazak, Versage kot, giyip, Louis Vuittion çantasını koluna takıp Renia ya falan gidenler :))
Temelle Fadime evlenmişler ve geceleri birlikte oluyorlarmış. Bir sabah Temel işe gitmek üzere tam kapıdaymış ki Fadime gelmiş ve demiş ki: 'ula Temelum haçan biz boyle her gece her gece beraber oliyruk ama ben bi kadun programında dinledum kadunların zevk alabilmeleri için önceden uyarılmaları gerekiymuş da' Temel ayakkabılarını giymiş kapıdan tam çıkacak geri dönmüş ve Fadimeye demiş ki: 'bağa bak Fadime! akşama gelince seni edeceğum önceden uyarmadı demeyesun'
sol yanağımda mevcut. çocukken parmağımı sağ yanağıma saatlerce bastırır durudum orda da olsun diye. simetri hastası olacağım taa o yaşlardan belliymiş meğer!
hani derlerya 'henüz anne olmaya hazır değilim' zaten buna hazır olmak diye bir durum gelişmiyor istediğin kadar beklesende ancak başına gelince otomatik olarak hazırola geçiyosun. Birde şuna inanmıyorum 'ayy doğduğunda kucağıma verdiler ve o anda tüm acılarımı ve çektiğim sıkıntıları unuttum ' kuyruklu yalan! yok böyle bir sihirli değnek yada iksir! hele hele o ilk aylardaki uykusuz geceler, niye ağladığını anlayamamak insana 'kendi ellerimle bir canavar yarattım' fikrini veriyor. Ne zamanki o sana ve sen ona alışıp birbirinizi tanıyosunuz işte o zaman senden öte bir sen, karşılıksız sevebildiğiniz tek şey olabiliyor.(bu arada 'ben yaşlanınca evladım bana bakacak' diye düşünen şabalak zihniyetleri hariç tutuyorum) Yoksa annelik bu kadar içgüdüsel bir kavram olsaydı çocuğunu doğurup çöpe atan kadınlar olmazdı, yada bizimde kedi ve köpekten farkımız kalmazdı.
içine gözlerimizi koyup biriktirdiğimiz kılıf. tıpkı terlerimizi koyduğumuz terlik gibi bişi :)
vücudun salgıladığı bir çeşit salgıymış uzmanlara göre... o zaman ben kısaca sümük demek istiyorum.
eltimgil :)
sınıfta kalanlar, evde kalanlar, elde kalanlar, bide apışıp kalanlar...
Ne demek ki bu? Genel Müdüre sorsam bilirmi acep?
Temel ile Reis :)))