Derin uykuya dalan gonca, uyan uyan kalk Nergis gibi gözünü açıp etrafına bak Safa sarayımızı keder talan ettik bak. Kuşlar ötüyor uyan.
Bu ateşli feryatlar, Her tarafı kavurdu. Her tarafta bir figan... Uyan derin uykudan! Derin uykudan uyan!
Bak bütün Şark ne hâlde! Külü göğe savrulmuş... Boğulmuş bir inilti, susuyor, eseri yok Bu kaybolmuş bir feryad. Bu toprakta her zerre bir muzdarip nazardır. Hindistan'dan isyan et, Semerkand'dan, Irak'dan Hemedan'dan tuğyan et! Bir hayat göster, canlan!
Uyan derin uykudan! Derin uykudan uyan! Derin uykudan uyan! ,,
Uslu belki biraz da korkak bir talebe oluşumuzdandı; okulu asan arkadaşlarımızın ardından sadece el sallayabilmemiz... Şimdi ise elimiz,aynı işi yapanların ensesinde...
Simitleri havada kapma konusundaki perfonmansınız berbattı dün! Bahar mı çarptı sizi acep,yoksa denizde ıslanmış ve de tuzlanmış şekilde yemek hoşunuza mı gider?
Derin uykuya dalan gonca, uyan uyan kalk
Nergis gibi gözünü açıp etrafına bak
Safa sarayımızı keder talan ettik bak.
Kuşlar ötüyor uyan.
Bu ateşli feryatlar,
Her tarafı kavurdu.
Her tarafta bir figan...
Uyan derin uykudan!
Derin uykudan uyan!
Bak bütün Şark ne hâlde!
Külü göğe savrulmuş...
Boğulmuş bir inilti, susuyor, eseri yok
Bu kaybolmuş bir feryad.
Bu toprakta her zerre bir muzdarip nazardır.
Hindistan'dan isyan et, Semerkand'dan, Irak'dan
Hemedan'dan tuğyan et!
Bir hayat göster, canlan!
Uyan derin uykudan!
Derin uykudan uyan!
Derin uykudan uyan! ,,
(Muhammed İkbal'in İslam alemine hitabıdır)
'Upuzun bir şiirin
ilk iki satırı
yeterlilik iddia ettiler
kıramadım bıraktım '
Göğe baktım gözü yaşlı
yere baktım yer yaslı
sular bugün kan tadında
eski yeni, büyük küçük, kara kızıl
tüm dertlerim burdalar
sen neredesin?
Uslu belki biraz da korkak bir talebe oluşumuzdandı; okulu asan arkadaşlarımızın ardından sadece el sallayabilmemiz...
Şimdi ise elimiz,aynı işi yapanların ensesinde...
İstanbul'a Dair...
Çocuğa kim demiş küçük bir şey
Belki bir çocuk en büyük bir şey
Abdulhak Hamit
Simitleri havada kapma konusundaki perfonmansınız berbattı dün!
Bahar mı çarptı sizi acep,yoksa denizde ıslanmış ve de tuzlanmış şekilde yemek hoşunuza mı gider?
Ez biyaban-ı adem ta ser-i bazar-ı vücud,
Be telaş-i kefeni amade üryani çend
(İnsan denen mahluk,yokluk sahrasından bu varlık pazarına,bir kefen satın almak için gelen bir alay çıplaktan ibarettir.)
Benim en muhtac olduğum günü size söyleyeyim mi?
Kabrime konulduğum gün...
Çanakkale ruhundan ne kadar da uzağız...
Yeniden bizi o ruha döndürecek herşeye muhtacız...