Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın unutulmaz eseri. Gulyabani'nin sözlük anlamı "Kimi kuruntulu kimselerin karanlıkta gözlerine göründüğünü söyledikleri korkunç hayalet"tir. Bu XIX. yüzyıl romancılarımızda oldukça işlenen bir çeşni olmuştur. Böylece psikolojik romana gidilmiştir. Gulyabani romanı da böylesine hayaletler gören Şefika hanım ile yeğeni Şevki arasında geçen olaylar dizisini sergiler. Yeğen, Şefika hanım'ın paralarına göz dikmiş, konağı cinlere, perilere musallat ettirmektedir. Aynı korkuyu konakta kalan Çeşmifelek kalfa, Zenci Ruşen Dadı, hizmetçi Muhsine de yaşarlar. İşin gerçeği Muhsine'yi seven Hasan adında genç bir köylü tarafından ortaya çıkarılır. Gulyabani kılığındaki konağın kahyası Bekir'dir. Cin kılığında ise, Şefika hanım'ın yeğeni Şevki'dir. Korku ortadan kalkar. Hasan'la Muhsine evlenirler.
Gulyabani, batıl inanışların halkın yaşamını nasıl etkilediğini ortaya koyan bir romandır. Hüseyin Rahmi; bu tür konuları bilinçli olarak seçerek, halkı eğlendirmek yoluyla eğitmek, okumaya alıştırmak, okuma düzeylerini masaldan, gerçekçi yerli romana yükseltmek istemiştir.
Amca sen anlamadın galiba! Bir de Arapça anlatayım. Şimdi sende var bir evlat. Bende var ona çok muhabbet, aşk-ı muaşşaka! Eğer verirsen senin evlat olacak benim avrat! Ayva! :) Bkz: Ortadirek Şaban
Şayet içinde art niyet yoksa, size haksız ithamda bulunulduğu halde karşı tarafın da nihayetinde bir insan olduğunu, yanılabileceğini göz önüne alarak bunu sineye çekmektir..
Oldukça sevimli, iyi huylu, yardımsever minik bir arıydı.. Annesi ölmüştü. Buna çok üzülürdük.. İsmini hatırlayamayacağım arkadaşlarıyla maceradan maceraya koşar; örümcek ve eşek arıları başta olmak üzere çeşitli böceklerle didişirdi. Her bölümün sonunda; ağaç dalında keyifle uzanarak, bacak bacak üstüne atan tembel bir çekirge "Şimdi uyuyalım, haftaya buluşalım" derdi.. Sade basit çizgileri olan bu çizgi film yaklaşık 1 saat kadar sürerdi.. İlkokul yıllarında pembe ve yeşil renklerdeki “Arı maya“ silgileri de çok meşhurdu .
Tercüman Çocuk'ta çizdiği karikatürler sayesinde tanıştığım, 27 Ekim 2006'da 78 yaşında hayata veda eden "Devlet Sanatçısı" ünvanlı karikatürist'imiz. Çok özgün çizgilere ve hiciv anlayışına sahip bir çizerdi. Nur içinde yatsın..
Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın unutulmaz eseri.
Gulyabani'nin sözlük anlamı "Kimi kuruntulu kimselerin karanlıkta gözlerine göründüğünü söyledikleri korkunç hayalet"tir. Bu XIX. yüzyıl romancılarımızda oldukça işlenen bir çeşni olmuştur. Böylece psikolojik romana gidilmiştir. Gulyabani romanı da böylesine hayaletler gören Şefika hanım ile yeğeni Şevki arasında geçen olaylar dizisini sergiler. Yeğen, Şefika hanım'ın paralarına göz dikmiş, konağı cinlere, perilere musallat ettirmektedir. Aynı korkuyu konakta kalan Çeşmifelek kalfa, Zenci Ruşen Dadı, hizmetçi Muhsine de yaşarlar. İşin gerçeği Muhsine'yi seven Hasan adında genç bir köylü tarafından ortaya çıkarılır. Gulyabani kılığındaki konağın kahyası Bekir'dir. Cin kılığında ise, Şefika hanım'ın yeğeni Şevki'dir. Korku ortadan kalkar. Hasan'la Muhsine evlenirler.
Gulyabani, batıl inanışların halkın yaşamını nasıl etkilediğini ortaya koyan bir romandır. Hüseyin Rahmi; bu tür konuları bilinçli olarak seçerek, halkı eğlendirmek yoluyla eğitmek, okumaya alıştırmak, okuma düzeylerini masaldan, gerçekçi yerli romana yükseltmek istemiştir.
Bana değil He-Man'e sorun.. :)
"Kimseye kirli ayaklarıyla, beyninizde gezme fırsatı vermeyin." ~Gandhi
Amca sen anlamadın galiba! Bir de Arapça anlatayım. Şimdi sende var bir evlat. Bende var ona çok muhabbet, aşk-ı muaşşaka! Eğer verirsen senin evlat olacak benim avrat! Ayva! :)
Bkz: Ortadirek Şaban
Şayet içinde art niyet yoksa, size haksız ithamda bulunulduğu halde karşı tarafın da nihayetinde bir insan olduğunu, yanılabileceğini göz önüne alarak bunu sineye çekmektir..
Şakir'e çay yok! :)
O bittiğinde her şey biter..
Oldukça sevimli, iyi huylu, yardımsever minik bir arıydı.. Annesi ölmüştü. Buna çok üzülürdük.. İsmini hatırlayamayacağım arkadaşlarıyla maceradan maceraya koşar; örümcek ve eşek arıları başta olmak üzere çeşitli böceklerle didişirdi. Her bölümün sonunda; ağaç dalında keyifle uzanarak, bacak bacak üstüne atan tembel bir çekirge "Şimdi uyuyalım, haftaya buluşalım" derdi.. Sade basit çizgileri olan bu çizgi film yaklaşık 1 saat kadar sürerdi.. İlkokul yıllarında pembe ve yeşil renklerdeki “Arı maya“ silgileri de çok meşhurdu .
Tercüman Çocuk'ta çizdiği karikatürler sayesinde tanıştığım, 27 Ekim 2006'da 78 yaşında hayata veda eden "Devlet Sanatçısı" ünvanlı karikatürist'imiz. Çok özgün çizgilere ve hiciv anlayışına sahip bir çizerdi. Nur içinde yatsın..