Rocky Balbao'nun koşusunun sonunda merdivenlerinden hızlıca çıkarak, önünde ellerini havaya kaldırdığı müzenin adıdır. Filmde görülen "Bronz Rocky heykeli", aktörün o kadar ısrarına rağmen, film çekimlerinden sonra "çevre görüntüsünü bozduğu gerekçesiyle" müzenin arka bahçesine konmuştur.
1979 ABD yapımı melodram filmidir. Özgün adı "The Champ" olan film Türkiye'de Ekim 1981'de gösterime girmiştir. "Şampiyon", çocuk oyuncu Rick Schroder'in (Filmde Ricky Schroder olarak yazılmıştır) ilk filmidir ve bu film için 3000 çocuk arasından seçilmiştir. Schroder film çekildiğinde henüz 8 yaşındaydı. Tüm zamanların en çok mendil dolusu ağlatan filmlerinden olan bu yapım ile ilgili, gelin 30 Kasım 1980 tarihli "Hürriyet 8.Gün Eki"nde yazılanlara göz atalım.
Mısır püskülü gibi saçlı, çilli, sevimli mi sevimli bir çocuk.
Adı T.J. (Ricky Schroeder). Babasıyla birlikte koşu atlarının seyisliğini yapıyor. Babası eski bir boksör (Jon Voigt) ama son maçında kafasına fazla yumruk aldığı için boksu bırakmış. Oysa T .J. (Biz artık Ticey diyelim, böyle okunuyor) babasının günün birinde boks şampiyonu olacağına küçücük yüreğinin taa derininden inanıyor ve ona "Şampiyon" diye hitap ediyor. Annesinin ise öldüğünü sanıyor. Oysa kocasının kumara düşkünlüğü ve sorumsuzluğu nedeniyle terk eden anne (Faye Dunaway) çok zengin birini sevmiş ve onunla evlenmiş. Babası Ticey'e bir at alıyor onu yetiştirip yarışa sokuyorlar. Yaarış sırasında annesi olduğunu bilmediği bir kadınla tanışan Ticey atının yaralanmasıyla çılgına dönüyor. Neyse ki at sadece hafif yaralıdır.
Annesi kendini tanıtmadan Ticey'i kocasının yatına davet ediyor. Oğlunun sevgisini kazanmaya çalışıyor. Oysa Ticey'in babasına olan sevgisi öylesine güçlü ki onun için her şeyi yapıyor. Babası kumardan sarhoş döndüğü zaman onu soyup yatıran o. Küçücük elleriyle evi çekip çeviren o.
Ve günün birinde Ticey'in babası tekrar ringlere dönüyor. Ne olursa olsun şampiyon olup para kazanacak ve oğlunun geleceğini teminat altına alacaktır. Sadece ve sadece oğlu için yaşıyor bu adam. Ve baba oğulun arasındaki bu olağanüstü sevgide anneye yer yoktur. Ticey annesinin kimliğini öğrenince onu istemez. Düşüncelerindeki melek anneyi ister o. Anne perişandır, ama baba oğulun arasına girilmeyeceğini de bilir. Büyük maç günü gelip çatar, Ticey minik varlığının tüm gücüyle babasının başarısına inanır. Ama ringde babası dayak yedikçe Ticey de dayak yer sanki. İki ruh öylesine kaynaşmıştır. Ve baba kafasına çok fazla yumruk aldığı halde son bir gayretle rakibini nakavt eder. Ama onun da sonu gelmiştir artık. Şampiyon oğlunun kolları arasında ölür. Ticey inanmaz buna, isyan eder. Ama ne çare... Yine de annesinin kolları onun için bir teselli kaynağıdır. Hıçkırıklar içinde mısır 'püskülü' başını annesinin koynuna gömer. Ve hepimiz de ağlarız katıla katıla.
Kaynak: (Hürriyet 8.Gün Eki / 30 Kasım 1980 / Sayı:40)
Amerikan vatandaşlığına geçmiş olan Alman filozof. Çalışmaları, totalitarizme yaklaşım konusunda etkili oldu. En tanınmış eserleri: "Kültürün Krizi" ve "Totalitarizmin Kökenleri"dir.
Fransız etnolog ve felsefe öğretmeni. Brezilya ve ABD'den sonra College de France'ta öğretmenlik yaptı. Yaban Düşünce, Hüzünlü Dönenceler ve Çıplak insan en bildik eserleridir.
İngiliz yazar, ilahiyatçı ve siyaset adamı (1478-1535). Erasmus'un dostu olmasına rağmen Luther'le arası pek limoniydi. Danışmanlığını''· yaptığı Vlll. Henri tarafından idama mahküm edilip "hain" olarak infaz edildi, ancak 1886'da Katolik Kilisesi tarafından kutsandı, 1935 yılında ise aziz ilan edildi. Ütopya'nın yazarı olarak ün saldı.
Rocky Balbao'nun koşusunun sonunda merdivenlerinden hızlıca çıkarak, önünde ellerini havaya kaldırdığı müzenin adıdır. Filmde görülen "Bronz Rocky heykeli", aktörün o kadar ısrarına rağmen, film çekimlerinden sonra "çevre görüntüsünü bozduğu gerekçesiyle" müzenin arka bahçesine konmuştur.
1979 ABD yapımı melodram filmidir. Özgün adı "The Champ" olan film Türkiye'de Ekim 1981'de gösterime girmiştir. "Şampiyon", çocuk oyuncu Rick Schroder'in (Filmde Ricky Schroder olarak yazılmıştır) ilk filmidir ve bu film için 3000 çocuk arasından seçilmiştir. Schroder film çekildiğinde henüz 8 yaşındaydı. Tüm zamanların en çok mendil dolusu ağlatan filmlerinden olan bu yapım ile ilgili, gelin 30 Kasım 1980 tarihli "Hürriyet 8.Gün Eki"nde yazılanlara göz atalım.
Mısır püskülü gibi saçlı, çilli, sevimli mi sevimli bir çocuk.
Adı T.J. (Ricky Schroeder). Babasıyla birlikte koşu atlarının seyisliğini yapıyor. Babası eski bir boksör (Jon Voigt) ama son maçında kafasına fazla yumruk aldığı için boksu bırakmış. Oysa T .J. (Biz artık Ticey diyelim, böyle okunuyor) babasının günün birinde boks şampiyonu olacağına küçücük yüreğinin taa derininden inanıyor ve ona "Şampiyon" diye hitap ediyor. Annesinin ise öldüğünü sanıyor. Oysa kocasının kumara düşkünlüğü ve sorumsuzluğu nedeniyle terk eden anne (Faye Dunaway) çok zengin birini sevmiş ve onunla evlenmiş. Babası Ticey'e bir at alıyor onu yetiştirip yarışa sokuyorlar. Yaarış sırasında annesi olduğunu bilmediği bir kadınla tanışan Ticey atının yaralanmasıyla çılgına dönüyor. Neyse ki at sadece hafif yaralıdır.
Annesi kendini tanıtmadan Ticey'i kocasının yatına davet ediyor. Oğlunun sevgisini kazanmaya çalışıyor. Oysa Ticey'in babasına olan sevgisi öylesine güçlü ki onun için her şeyi yapıyor. Babası kumardan sarhoş döndüğü zaman onu soyup yatıran o. Küçücük elleriyle evi çekip çeviren o.
Ve günün birinde Ticey'in babası tekrar ringlere dönüyor. Ne olursa olsun şampiyon olup para kazanacak ve oğlunun geleceğini teminat altına alacaktır. Sadece ve sadece oğlu için yaşıyor bu adam. Ve baba oğulun arasındaki bu olağanüstü sevgide anneye yer yoktur. Ticey annesinin kimliğini öğrenince onu istemez. Düşüncelerindeki melek anneyi ister o. Anne perişandır, ama baba oğulun arasına girilmeyeceğini de bilir. Büyük maç günü gelip çatar, Ticey minik varlığının tüm gücüyle babasının başarısına inanır. Ama ringde babası dayak yedikçe Ticey de dayak yer sanki. İki ruh öylesine kaynaşmıştır. Ve baba kafasına çok fazla yumruk aldığı halde son bir gayretle rakibini nakavt eder. Ama onun da sonu gelmiştir artık. Şampiyon oğlunun kolları arasında ölür. Ticey inanmaz buna, isyan eder. Ama ne çare... Yine de annesinin kolları onun için bir teselli kaynağıdır. Hıçkırıklar içinde mısır 'püskülü' başını annesinin koynuna gömer. Ve hepimiz de ağlarız katıla katıla.
Kaynak: (Hürriyet 8.Gün Eki / 30 Kasım 1980 / Sayı:40)
Amerikan vatandaşlığına geçmiş olan Alman filozof. Çalışmaları, totalitarizme yaklaşım konusunda etkili oldu. En tanınmış eserleri: "Kültürün Krizi" ve "Totalitarizmin Kökenleri"dir.
Fransız etnolog ve felsefe öğretmeni. Brezilya ve ABD'den sonra College de France'ta öğretmenlik yaptı. Yaban Düşünce, Hüzünlü Dönenceler ve Çıplak insan en bildik eserleridir.
Fransız sosyolog ve filozof (1929-2007). Özellikle "Tüketim Toplumu" ve "Baştan Çıkarma Üzerine" adlı eserleriyle tanınmıştır.
İngiliz yazar, ilahiyatçı ve siyaset adamı (1478-1535). Erasmus'un dostu olmasına rağmen Luther'le arası pek limoniydi. Danışmanlığını''· yaptığı Vlll. Henri tarafından idama mahküm edilip "hain" olarak infaz edildi, ancak 1886'da Katolik Kilisesi tarafından kutsandı, 1935 yılında ise aziz ilan edildi. Ütopya'nın yazarı olarak ün saldı.
Güzelliğin Bilimi..
Yaşamak bir sanattır, siz de ustası olun!
Yaşamak ve yaşatmanın en büyük ilacıdır..
Soğuk gecelerde sokaklarda yankılanan ses damağımızda hoş bir tat oluverirdi..