Kültür Sanat Edebiyat Şiir

  • turgut özal14.07.2004 - 10:38

    Turgut Özal Malatya'da doğdu. 1950 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi'nden Elektrik Mühendisi olarak mezun oldu. 1952 yılında A.B.D'ne giderek ekonomi tahsili gördü. Türkiye'ye döndükten sonra Elektrik İşleri Etüd İdaresi Genel Müdür Yardımcısı oldu ve Türkiye'nin elektrifikasyonu ile ilgili projelerde çalıştı.


    1961-62 yılları arasında askerlik hizmetini Milli Savunma Bakanlığı Bilimsel Danışma Kurulu üyesi olarak ifa etti ve Devlet Planlama Teşkilatı'nın kurulmasına katkıda bulundu. Bu sırada, Ortadoğu Teknik Üniversitesi'nde ders de verdi.


    Bir süre Başbakanlık Teknik Uzmanlar Kurulu Üyesi olarak çalıştı ve 1967-71 yılları arasında da Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı görevini yürüttü. Ekonomik Koordinasyon Kurulu, Para ve Kredi Kurulu, RCD Koordinasyon Kurulu ve AET Koordinasyon Kurulu başkanlıklarında bulundu.


    1971-1973 tarihleri arasında Dünya Bankası'nda danışman olarak çalıştı. Türkiye'ye döndükten sonra çeşitli sınai kuruluşlarda çalıştı ve 1979 yılı sonlarına doğru Başbakanlık Müsteşarı olarak atandı. Aynı dönemde Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı görevini de vekaleten yürüttü.


    12 Eylül 1980 müdahalesinden sonra kurulan hükûmete ekonomik işlerden sorumlu Başbakan Yardımcısı olarak atandı. 1982 yılında bu görevinden istifa etti. 1983 yılında Anavatan Partisi'ni kurdu ve aynı yıl yapılan genel seçimlerde partisinin başarılı olması üzerine hükûmeti kurmakla görevlendirildi ve böylece Türkiye'nin 19. Başbakanı oldu. 1987 yılında yapılan seçimler sonrasında tekrar hükûmet kurdu ve başbakan olarak görev yaptı.


    31 Ekim 1989'da TBMM tarafından Türkiye Cumhuriyeti'nin 8.Cumhurbaşkanı olarak seçildi ve 9 Kasım 1989 tarihinde bu görevine başladı.


    17 Nisan 1993 tarihinde geçirdiği bir rahatsızlık sebebiyle görevi sırasında vefat etti

  • cem karaca14.07.2004 - 10:36

    5 Nisan 1945 yılında Istanbul'da doğdu. Tiyatro sanatçıları Toto- Mehmet Karaca'nın tek çocuğu olarak kulislerde büyüdü. 5 yaşında annesi ve teyzesinin etkisiyle şarkı söylemeye başladı. Cem Karaca’nın sesini ilk keşfeden annesi Toto Karaca oldu.

    Robert ve Kültür Koleji’nde öğrenim gördü. Müzik hayatına amatör olarak 'Dinamikler' ve 'Jaguarlar' adlı müzik gruplarında başladı, profesyonel olarak 1967 yılında Mehmet Soyarslan, Tümay Yalçınkaya, Timur Fildişi ve Ahmet Tuzcuoğlu ile birlikte 'Apaşlar' grubunu kurdu. Aynı yıl Apaşlar, Altın Mikrofon Yarışması’nda, sözlerin Erzurumlu Emrah'a ait olduğu ve Cem Karaca’nın müziklediği 'Emrah' adlı besteyle ikinciliği kazandı. Apaşlar, daha önceki tutkuları olan batı beat müziği ile yeni tutkuları doğu müziğini sentezleyip Anadolu- beat tarzında çalışmalara girişti. “Emrah”la elde edilen büyük başarı, Resimdeki Gözyaşları ve Bu Son Olsun gibi hit’lerle devam etti.

    Cem Karaca, 1969 yılında Apaşlar’dan ayrılarak Seyhan Karabay'la birlikte “Cem Karaca- Kardaşlar” topluluğunu kurdu. Cem Karaca- Kardaşlar, yayınladıkları ilk 45'likleri “Dadaloğlu” ile listelerde iyi bir sıraya yerleşti. 1972'de bu gruptan ayrıldı ve Moğollar'a geçti. Namus Belası, Gel Gel, Obur Dünya gibi hit parçalarla büyük başarılara imza attı. Cahit Berkay'ın Moğollar'a uluslararası bir kimlik kazandırmak için Fransa'ya gitmesiyle, Cem Taner Öngür'le birlikte gruptan ayrılarak “Cem Karaca- Dervişan”ı kurdu. Progressive rock yapan bu grubun kilit isimleri ise Cem Karaca ve Uğur Dikmen'di.

    Cem Karaca, toplama olmayan ilk LP’si “Yoksulluk Kader Olamaz”I Dervişan ile birlikte çıkardı. Dervişan'ın dağılmasından sonra ise Cem Karaca 70'lerdeki son grubu olan “Edirdahan”ı kurdu. “Cem Karaca- Edirhan”ın yaptığı “Safinaz” isimli Long Play (LP) , Barış Manço’nun 1975 yılında çıkardığı “2023” ile birlikte Türkiye'nin sayılı senfonik rock albümleri arasında yer aldı. 1979 yılında Almanya'ya gitti ve 12 Eylül 1980 sonrası Türk vatandaşlığından çıkartıldı. Yaklaşık 8,5 yıl Almanya'da yaşadıktan sonra 27 Haziran 1987 akşamı Türkiye'ye geri döndü ve yeniden Türk vatandaşlığına alındı. Bu dönemde eski arkadaşları tarafnından döneklikle suçlanan Karaca, bu suçlamalara kulak asmadan, yeni dünya görüşünü ortayan koyan eserler yapmaya başladı. Özellikle din konusunda değişen görüşleri çok tartışılmış, Fethullah Gülen'le çekilmiş fotoğrafından dolayı da eleştirilmişti.

    Sanatçı Cem Karaca, solunum ve kalp yetmezliği nedeniyle 8 Şubat 2004 günü 59 yaşında hayatını kaybetti. Karaca, Üsküdar Seyit Ahmet Yesevi Camii’nde kılınan namazın ardından Karaca Ahmet Mezarlığı’nda toprağa verildi.

  • cengiz aytmatov14.07.2004 - 10:35

    Ünlü Kırgız yazarı, çevirmen, gazeteci ve politikacı, 12 Aralık 1928'de Kırgızistan’ın Talas Eyaleti 'ne bağlı Şeker Köyü'nde doğdu. Bişkek'de Veteriner Fakültesi’nden mezun oldu. Yazarlığa 1952' de başlayan Aytmatov, 1959'da Kırgız Pravdası gazetesinde muhabir oldu. Daha sonra Povesti Gori Stepey (Dağlar ve Steplerden Masallar) adlı öykü kitabıyla büyük ün kazandı. Bu eseri, 1963'te Lenin Ödülü'ne lâyık görüldü ve bu ödül onu aynı zamanda en genç Lenin Ödüllü yazar da yaptı.


    Eserlerini, Kırgızca ve Rusça olarak kaleme alan Aytmatov, eserlerinin çoğunda tema olarak aşk, dostluk, savaş döneminin acıları ve kahramanlıkları ile Kırgız gençliğinin gelenek ve göreneklerine bağlılığını seçti. Aytmatov, milletinin tarih boyunca kazandığı sosyal, kültürel, ahlaki, edebi, askeri yani bütün maddi ve manevi zenginliğini eserlerine yansıtmış, yaşadığı coğrafyanın insanının tarih içinde kazandığı değerleri, acılarını, kahramanlıklarını, tecrübelerini yazıya döküp ölümsüzleştirmiş, halkının içinde düştüğü zor durumları eserlerinde en güzel şekilde anlatmış, onların çözümlerine dair ipuçları göstermiş, eserlerinde kendi ifadesi ile ‘tipik insan’ı ortaya koymaya çalışmış bir yazardır.


    Hikayelerinde milletinin temel mülkü olan milli hafızaya ait efsane, destan, masal, hikaye ve türküleri ve bunların meydana geldiği şartları, ardındaki hikayeleri, insanları kullanırken, Kırgız Türk kültürünü, psikolojisiyle, duyuş ve anlayış tarzıyla, maddi manevi zenginliğiyle o kültürü bina edenlerin evlatlarına yeniden hatırlatmaya çalıştı. Ayrıca hikayelerinde halkının değerlerini, dertlerini, varsa onun içindeki çürümeyi anlatan yazarın en önemli özelliği, özüne bağlılık, kendinden, halkından, coğrafyasından haberdar olma olarak kendini gösteriyor.


    Eserleri Türkçe'nin yanı sıra 150'den fazla dile tercüme edilerek milyonlarca baskıya ulaşan Aytmatov, 1958'de Kırgız Yazarlar Birliği Prezidyumu üyeliğine, 1962'de de Kırgız Sinematografi İşçileri Birliği birinci sekreterliğine getirildi.


    1966'da SSCB Yüksek Sovyet'i üyeliğine seçildikten sonra da 1967'de SSCB Yazarlar Birliği Yürütme Kurulu üyesi olan ünlü yazar, 1968'de Sovyet Devlet Edebiyat Ödülü’nü aldı. Son yıllarda politikaya da atılan Aytmatov, Kırgızistan Meclisi'nde Talas Bölgesi Milletvekilliğinin yanı sıra Kırgızistan 'ın Benelux Devletleri büyükelçiliğini de yapmaktadır. Uluslararası Cengiz Aytmatov Vakfı Onur Başkanlığı’nın yanı sıra “Diyalog Avrasya” dergisinin yayın kurulu üyeliğini de yapan Aytmatov, uluslararası diyalog çalışmalarıyla da tanınmaktadır.



    gün olur asra bedel,toprak ana,elveda gülsarı,beyaz gemi,dişi kurdun rüyaları gibi eserleri bulunan büyük yazar..okunması gereken bir yazar.

  • karl marx14.07.2004 - 10:30

    das kapital adlı eserini yarım kaldıktan sonra friedrich engels tamamladı..marksizm 20. yy.da büyük kitleleri etkisi altına almıştır..artı değer teorisi ona aittir..artı değeri okumayanlar boşuna yaşamasınlar.
    İyi ama, Marx'ın, artı-değer üzerine söylediklerinde yeni olan nedir? Rodbertus da dahil kendinden önce gelen bütün sosyalist iktisatçıların teorileri herhangi bir etki yaratmaksızın yokolup gittiği halde, nasıl oluyor da, Marx'ın artı-değer teorisi, bütün uygar ülkelerde gökten düşen bir yıldırım gibi bir etki yaratıyordu bunun cevabını onu okuyarak bulabilirsiniz..jack londonun demir ökçe adlı kitabında da artı değer teorisi geçmektedir..

  • ahmet piriştina14.07.2004 - 10:20

    İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Piriştina, 8 Nisan 1952 yılında İzmir’de doğdu. Türkay Koleji mezunu olan Piriştina, 1994 seçimlerinin ardından İzmir Büyükşehir Belediyesi’nde DSP Grup Başkanı olarak meclis üyeliği yaptı. 1995 yılında DSP’den İzmir milletvekili seçildi.

    Kamu İktisadi Teşekkülü Komisyonu’na daimi üyelik yaptı. TBMM Genel Kurul Salonu’nun yenilenmesi ile ilgili komisyonda başkanlık, Uğur Mumcu suikastının Araştırma Komitesi üyesi olarak görev yaptı. 1999 seçimlerinde DSP’den İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı seçilen Ahmet Piriştina, daha sonra CHP’ye geçmiş ve 5 yıllık görev süresinin dolmasının ardından yapılan 28 Mart 2004 yerel seçimlerinde yeniden belediye başkanı oldu. 15 Haziran 2004 günü geçirdiği kalp krizi nedeniyle hayata veda etti.


    Fransızca bilen Piriştina, evli ve iki çocuk babasıydı.


    Allah rahmet eylesin..

  • ibrahim tatlıses14.07.2004 - 10:13

    1 Ocak 1952 yılında Şanlıurfa'da doğan sanatçıya, Adanalı bir sinemacının, inşaatta türkü söylerken sesini duymasıyla birlikte şöhret yolu açılmış oldu. Önce Adana'da ardından da Ankara'da çeşitli gazinolarda sahne aldı. Yetmişli yılların ortalarına doğru İstanbul'a geçerek orada sahne almaya başladı.




    1977 yılında çıkardığı 'Ayağında Kundura' adlı kırkbeşlik plakla tüm Türkiye'ye sesini duyurdu. Ardından 'Sabuha', 'Dom Dom Kurşunu', 'Bir Mumdur' gibi türküleriyle hayranlarının gönlündeki yerini sağlamlaştırdı.


    Seksenli yıllarda yurtdışında Avrupa ve Ortadoğu ülkelerindeki müzikseverler de onun sesini tanıyordu artık. Kasetleri bazı ülkelerde milyonlarca satarken yurtiçinde ve yurtdışında birçok ödülün de sahibi oldu. Yine o yıllarda çıkardığı 'Allah Allah', 'Kara Zindan', 'İnsanlar' ve 'Fosforlu Cevriyem' gibi albümlerinin satışı milyonları aştı.


    Tatlıses, 1991 yılında müzik sektörünün kurumsallaşmasında ilk adımı atan Raks Müzik'le anlaştı ve ertesi yıl 'Ah Keşkem' adlı albümüyle hayranlarının karşısına çıktı. Uğur Bayar ve Mustafa Özhan ikilisinin müzik yönetmenliğini yaptığı albüm, söz ve müziği kendisine ait 'Ah Keşkem'le çıkış yaptı. 'İki Gözüm İki Çeşme' ve 'Yar Diline' gibi popüler parçaların yanı sıra kendisine ait eserleri yorumladı.

    1993 yılında çıkardığı albüm ise 'Mega Aşk' adını taşıyordu. Mustafa Özden'in yönetmenliğini ve aranjörlüğünü yaptığı albümde Selami Şahin'e ait 'Seni Sevmediğim Yalan', 'Akşamdan Akşama', 'İçem Diyorum', 'Bu Nasıl Güzel'; Yusuf Hayaloğlu'na ait 'Dağlarda Kar Olsaydım'; Ali Gencebay'a ait 'Çakmak Çakmağa Geldik'; Arif Sağ'a ait 'Kötü Kader'; Hasan Kaplan'a ait 'Yürüyorum Dikenlerin Üstünde'; Mehmet Arslan'a ait 'Ben Ne İnsanlar Gördüm' ve kendisine ait 'Mega Aşk', 'Sen Sen', 'Derya' adlı onüç parça yorumladı.

    Aradan bir yıl geçtikten sonra 'Haydi Söyle' adlı albümünü Arif Sağ, Burhan Bayar, Özkan Turgay ve Zafer Dalgıç’ın oluşturduğu kadro eşliğinde hazırladı. 'Haydi Söyle', 'Nankör Kedi', 'Saza Niye Gelmedin', 'Tombul Tombul' gibi parçalar büyük beğeni kazanırken, Tatlıses köklerini de unutmayarak 'Maraş Maraş' adlı derlemesini seslendirdiği Kazancı Bedih'i de müzikseverlere tanıtmış oldu.

    İbrahim Tatlıses, adıyla birlikte anılan ve eski kırkbeşliklerde kalan ünlü parçalarını, 1995 yılında 'Klasikleri' adını taşıyan albümde biraraya getirdi. Günümüz teknolojisinden yararlanılarak alt yapısı hazırlanan albümde, eski parçalarını yeniden seslendirerek hem yeni kuşağın eski Tatlıses'i tanımalarını hem de hayranlarının piyasada kaydı olmayan bu şarkıları arşivlerine katmalarını sağladı.

    'Ben De İsterem' adını taşıyan 1996 tarihli albümüyle yeni bir satış rekoruna imza attı. Sendur Güzelel'in yönetmenliğini, Osman İşmen'in aranjörlüğünü yaptığı çalışmada yer alan 'Fırat' türküsüyle uzun süre listelerde kaldı. 'Allahım Neydi Günahım', 'Yakamoz', 'Yol Ver Dağlar' gibi popüler parçaları kendisine has üslubuyla yorumlayarak 1996 ve 1997 yılında birçok ödülün sahibi oldu.

    Hemen ertesi yıl 'At Gitsin' albümünü müzikseverlerin beğenisine sunan Tatlıses, bu albümde pop müziğin ünlü isimlerine ait parçaları da seslendirdi. Kayahan'ın 'Odalarda Işıksızım', Sezen Aksu'nun 'Erkekler' ve Yıldız Tilbe'nin 'Anam' adlı parçalarını yorumladı. 'Bi Tanem', 'Güneş Doğmuyor' ve 'Ağlıyorum Kahrımdan' adlı parçalarını seslendirdiği Cengiz İmren'i müzikseverlere tanıttı.

    2001 yılına gelindiğinde 'Yetmez Mi' adlı albümünü piyasaya süren Tatlıses, son olarak 2003 yılının Haziran ayında “Tek Tek” adlı albümünü piyasaya sürdü. İmparator lakaplı sanatçı, seksenli ve doksanlı yıllar boyunca 'Kara Çadırın Kızı', 'Toprağın Oğlu', 'Ayrılık Kolay Değil', 'Fadile', 'Seni Yakacaklar', 'Yaşamak Bu Değil', 'Bu da Geçer', 'Ayşem', 'Sevdalandım', 'Mavi Mavi', Gülüm Benim', 'Aşıksın', 'Ben İnsan Değil miyim? ', 'Fosforlu', 'Allah Allah' gibi bir çok sinema filmi çevirdi. Ayrıca talk show programları hazırladı, kendi video kliplerinin yanı sıra çeşitli sanatçıların da video kliplerinin yönetmenliğini yaptı.

    Tatlıses’in Şanlıurfa'da bulunan eşinden 1 erkek ve 2 kız, sinema sanatçısı Perihan Savaş'tan bir kız ve Derya Tuna'dan ise 1 erkek çocuğu vardır. İş dünyasında da adından söz ettiren sanatçının sahip olduğu şirketler grubu; radyo, film, prodüksiyon, turizm, havacılık, gıda ve yayıncılık dallarında faaliyetlerini sürdürmektedir.

  • rus kadını13.07.2004 - 18:47

    bkz. hürrem sultan

  • istiklal marşı13.07.2004 - 18:42

    10 kıtadan oluşan 1921 yılında meclisde kabul edilen..bütün milletvekillerinin ayakta alkışladığı ve mehmet akif ersoyun koşul olarak para ödülünü kabul etmeden yazdığı bağımsızlık şiirimizdir..(cristoph daum da okuyabiliyor artık)

  • zübeyde hanım13.07.2004 - 18:23

    mustafa kemalin annesidir..mezarı izmir'dedir.

  • volkan konak13.07.2004 - 18:20

    cerrahpaşa ve maranda adlı parçaları bulunan konservatuar mezunu sanatçı..7 yakınını cerrahpaşa hastanesinde kaybettiği için cerrahpaşa adlı parçayı yazmış.karadenizin özgün sanatçılarından birisidir kendileri.