
Nihat Kuruyer
toplumlarda ahlak çöktüyse, çöp tankı üretenlere iş adamı derler. Çöp toplayıp ortamı temiz tutanlara, çöp_çü
toplumlarda ahlak çöktüyse, çöp tankı üretenlere iş adamı derler. Çöp toplayıp ortamı temiz tutanlara, çöp_çü
Hatırlar mısın gülüm kaç mevsim oldu bu gönlümden gideli
Ağıtlar yakmıştım sana gözlerden uzak
Güvercin kanatlarında gönderdim soranlara
Kimi gün oldu kalemlerimizi aldılar elimizden
Kimi gün oldu kitaplarımızı aldılar
Yaktılar bizi can kuşum yaktılar
Seni bir derde saldılar
Beni de bir derde...
Hatırlar mısın gülüm dağ gibi sevdamız vardı,
Öyle sevdalıydık ki gül yaprağında tomurcuk olurcasına.
Zemheri kışında bile kandiller yakardık
Bir tarafta barak, diğer tarafta hoyrat
Türkülerimiz bile ayrı dillerde söylenirdi
Yaktılar bizi can kuşum yaktılar
Seni bir derde saldılar
Beni de bir dede..
Hatırlar mısın gülüm oturmuşum şimdi o dertlerin ortasına
Ateşler çaktılar bedenimize ceylan çığlığında.
Avını yakalamış, köpekler gibi baktılar yüzümüze
Saatlerimiz işkence takvimlerim hüzün
Dört yanımız ateşten çember
Yaktılar bizi can kuşum yaktılar
Seni bir derde saldılar
Beni de bir derde....
Hatırlar mısın gülüm seyrandı mazideki bağımız, bahçemiz.
Kahpenin heybesine sığmadı gülüşümüz, sevdamız
Bal olsan kahpenin sofrasına değişmez kin ile nefreti.
Tövbesi cehennem ateşi bağrına düşene kadar..
Yaktılar bizi can kuşum yaktılar
Seni bir derde saldılar
Beni de bir derde..
Neden sen bakarken gözlerime duruyor dünya
İçime akan nehirler donuyor
Lal oluyor dilim
Yağmur küsüyor bahara
Gönüllü bir kan kaybıdır bu ey sevgili
Üzülme…
Neresinden kopmuşsam hayatın
Orasından bağlanıyorum sana
Neresinden başlasam Ki,
Çocukluk nöbetimizdi gelip geçti
Her insan gibi bende doğarken ağlamışım,
Ekmeğe salça sürüp, derelerde oynamışım.
Bisiklet almak için, beş gece yatmamışım
Çelik çömlek, beştaş oyun derken, hiç para saymamışım..
Benimde annem babam kardeşlerim vardı
Yoksulluğun kol gezdiği şehir hayatından uzak.
Üzeri toz tutmuş, gizli bir sandığa benzer çocukluğum.
Açmam dedikçe koymadı elin uşağı
Sırtında gezdirsen, üstün başın tozlanır.
Yanında gezdirsen, horlanırdın..
Biz aynı iklimde büyümedik Ki,
Sen baharı beklerken, ben gazele meftun olmuşum.
Huyumuz suyumuz, ezelden beri ayrı nehirlerde akıp gitmiş.
Diyelim ki, ?
Ben bir nehir oldum sen de, kum ?
Ben akıp denize ulaşsam, sefa sürsem
Sen de kara dut ağacının altında, kum olmaya razı olsan.
Sonra da güz değdirince elini, uçuşan yaprak görürsün havada.
Hatırım olsun diye, hesap sorma
Ya, bir rüzgarda sürüklenmiştir.
Ya da, bir kuş kanadında gelmiştir sana..
Aslında bizim sevdamız, fakirin gömlek yakasına benzer.
Neresinden kıvırırsan kıvır, kiri yüzünde durur..
Sen, Doğduğunda pembe kıyafetler giyerdin
Ben, Hiç mavi renk bilmezdim
Sen, Muz soyar yerdin
Ben, Asker ocağında öğrendim
Sen, Pazarlardan pembe satın alırdın
Ben, Anam dikerdi.
Seni, Yumuşak beze sardılar
Beni, Höllüklü toprağa sardılar
Sen, Ağladığında anne derdin
Ben, Ağladığımda ana derdim
Sen, Mendile silerdin
Ben, Koluma sürdüm
Çocukluğumdan kalan, damlacıklar bunlar
Senin susuzluğunu giderecek, bir damla yağmur suyu olamaya çalıştım.
Neçar büyüdüm bak
İster, hançeri vur boynuma,
İster, sarıl boynuma gidelim...
Eğer beni dinlersen gel bu sevdadan vazgeçelim.
Ne sen beni anlarsın
Ne de ben seni anlayabildim.
Vedası güzel günlerin hatırına, bir dileğim olacak senden.
Bari şu parmaklarımızın gönlü olsun diye,
Bu taşın üzerinde büyük bir karpuz kıralım.
Soranlar olursa da,
Beraber karpuz kestik dersin.
Bu işler Müftülerin işidir bizi aşar
Üç Beden Küçük Gelmişiz Dünyaya.
Çok eskiye dayanır yolculuğumun hikayesi.
Hep içimden gitmek fakat ertelenmiş hayallerimdi düşlediğim.
Defalarca yediğim baskınlara yenik düşmüş olsam da.
Uzakların kesilmiş biletleri, halâ duruyor şu cebimde.
Kendim ve kaderim, alt alta yazılmıştık kara tahtaya.
Hacimsiz bir terazinin hacmi hep yükseltmişti tartımızı.
Topladılar, böldüler, sonra yan yana dizdiler.
Seni bir derde saldılar, beni de başka bir derde.
Yoğun bakım vakasına dönmüştü düşlerim.
Ağrılarım kara ciğerimi çarpım tablosuna döndürmüştü.
Sızısına dayanırken bile, naçar geceler şahitti
Yapılan her işlemi sildikçe, biraz daha küçüldük.
Çocuğun silgisine dönmüştük, küçüldükçe küçüldük.
Geçen yıllar çok şey alıp götürdü ömürden, azaldık - eksildik.
Çökmeye cesaretimiz olmadı şu dizlerinin üstüne
Bedenim bile kifayet etmez bu cüsseyi taşımaya.
Duvarlara tutunsak belki, zorluklarla kalkardık yerden.
Derin bir iç çeker, dalarsın eski hayallerine
Çok uzaklara ertelenmiş yolculuk ve biletlerin
Daha dün gibi cebinde olduğunu bilirsin
Koltuk numarası silinmiş olsa da,
Nereye oturduğun önemli değil.
Nihat Kuruyer 3
Çok eskiye dayanır yolculuğumun hikayesi.
Hep ertelenmiş hayellerin özlemi vardı içimde.
Defalarca yediği baskınlara yenik düşmüş olsada.
Uzaklara kesilmiş bileti, şu cebimde halâ duruyor.
Kendim ve kaderim, alt alta yazılmıştım.
Hacimsiz bir terazinin ateşine yükselmiştik.
Çarpanı ve çoğalanı hiç bilinmeyen.
Ne hikmetse,
Böleni çok olan bir denklemin sonucunda.
Eksildik.
Tüketildik..
Etkisi, kılcal damarlardan tut
Kara ciğerini çarpım tablosuna döndürmüştü.
Bundan sonra yarım adam, neçar ve gariptik.
Her yapılan işlemi sildikçe, küçüldük.
Bir çocuğun silgili kalemi gibi.
Geçen yıllar seni eskitmiştir
Çökersen şu dizlerinin üstüne
Bedenin de kifayet etmez seni taşımaya.
Belki de, duvarlara tutunursun,
Doğrulmaya, ayağı kalkmaya çalışırsın.
Ama, düşünürsün.
Uzaklara kesilmiş o biletlerin
Daha dün gibi cebinde olduğunu.
Koltuk numarası silinmiş olsada,
Hep bir biletçi beklersin.
Onlarca defa sevgiye yenik düşmüştüm
Daha nasıl iyi olabilirim ki. ?
Bugün takıntımla limoni ayrıldık, belki oda beni terketmiş olabilir.
Canım çok şey anlatmak istiyor, dilim yorgun bedenim daha çok yorgun.
Keşke konuşarak anlatmaya mecalim olsaydı bu ayrılığın ayrıntılarını.
Bak, başım boynumun üstünde durmuyor artık.
Düşün ?
Güneş bir gün doğmasa ne olur du?
Yanlış üretilen bütün insanlar caddelerden iş yerlerinden geri çekilse di ?
Aynalar duvarında hep kırılsa, ?
Sokak hayvanları sokaklarda güvenle dolaşsa, pencere balkondan seyretse. ?
Belki de ? Acı bir kahve eşliğinde,
Neden bu kadar çok, terk edilişimi anlatırdım sizlere..
Yıkıldım dağıldım deme, yenilgiyi kabullen
Vedalaşmayı yaparken, doğru yerde olduğunu elden bırakma.
Ve üzülme.
Yeni limanlara doğru demir alırken yüreğini hazır tut.