Değişim güzeldir. Düşüncelerin değişmesi güzeldir. Değişmek değerlidir. Bu gelişmenin işaretidir. Farklı bakmayı, farklı görmeyi öğrenmektir. Tabiatı, insanları yeni gözlerle izleyebilmektir. Bundan 50 yıl önce, 1 Mayısı komünist bayramı diye nitelerken bugün emeğin bayramı olarak görmek kıymetlidir. Dünün kafasından çıkıp bu güne gelmek, bu günde yaşamak, farklılıkları bir zenginlik olarak görmek hoştur. Sonuçta, hepimizi, Allah'ın yarattığı varlıklar olarak görmek, insanın insana kul, köle olamayacağını, özgürlüğün bir değer olduğunu kabul etmek hoşluktur. Sadece ve sadece, "Emeğin, alın terinin kutsal, insana ancak çalışmasının karşılığının hak olduğunu" bildiren bir Allah'a boyun eğmek, onun gönderdiği dinin yüceliğinin farkına varmak, insanlara sevgi dolu gözlerle bakabilmek, bakmak kıymetlidir. Kıymet ve değer verdiğiniz şeylerin çoğalması dileğiyle "Emeğin Bayramı" kutlu olsun.. Ahmet Yavas
DÜNYADAN OLMAK DÜNYALI OLMAK Yaşamak kadar, niçin, nasıl yaşadığının farkında olmakta önemli. Farkındalık, özellikle kentlerde yaşayan bireylerin ıskaladığı önemli bir olgu. Sosyal ilişkilerin zayıfladığı çevrelerde insanlar kabına çekiliyor. Etrafına yabancılaşıyor. Çevresinde olan bitenden habersiz, kapı komşusunu, sokağını tanımıyor. Yaşadığı dünyadan bi haber dünyalı. Yurdum insanı paylaşmanın o engin hazzını, güzelliğini tatmaktan yoksun ne hazindir ki . Ne sevinenlerin sevincini, ne de üzülenlerin üzüntüsünü paylaşabiliyor.. Etliye sütlüye karışmadan, çevresindeki güzelliklere ve olumsuzluklara gözünü kapatıyor. Aldığı nefesin tadından , gökyüzünün maviliğinden , sonbaharın gelişinden bile habersiz . Sürekli bir koşturmacayla öylesine yaşayıp gidiyor. Yaşarken yaşadığının farkında olmak hayata anlam katar. Emanet edilen hayatı gün gelip sahibi alıncaya kadar dolu dolu, tüm güzellikleri fark edip, içine çekerek yaşamak bir erdemdir. Erdeminde ötesinde insana yüklenen bir görevdir. Bunun diğer adı hiç ölmeyecekmiş gibi yaşamaktır. Yani hayata kendinden bir şeyler katmak, hayatı , o hayatın sürdüğü dünyayı güzel ve daha yaşanılır hale getirmektir. Hz. Peygamber :”Dünyalı ol, dünyadan olma” buyurmuş . O,dünyanın tüm güzelliklerinden yararlanmış, çevresindekilere yararlanmayı öğütlemiştir. Bilgilenmeyi, her türlü sanatı ve ticareti teşvik etmiş, dünyanın dört bir tarafına elçiler, öğretmenler göndererek nübüvvetinin manevi ışığından insanları yararlandırmıştır. O güzel insan dünyalı olmanın, dünyayı değiştirmenin , hayata bir şeyler katmanın en güzel örneğini vermiştir. Dünyadan olma sözü, ebedi ve sonsuz ahiret hayatını yok sayarak dünyaya taparcasına bağlanmayı engellemeye yöneliktir. Dünyalı olmanın en önemli işareti paylaşmaktır. Sevgiyi, neşeyi, üzüntüyü, ekmeği, suyu her ne varsa paylaşabilmektir. Komşusu açken tok yatmayı ar edinmektir. Vermektir, dağıtmaktır kendinde olanı. Tıpkı cardsharing yapar gibi kendindeki güzellikleri başkalarına vermek, başkalarındaki güzellikleri kendine alabilmektir. Dünyalı olmak, bir grup kurup insanları bir araya getirebilmektir. Bir araya getirdiğin insanları kavga etmeden tartıştırabilmektir. Kuracağın serverle dünyanın tüm güzelliklerini onlara sunmaktır. Kalitenin, iyinin nasıl olması gerektiğini anlatabilmektir. Dünyalı olmak önce kendin olmayı, milli olmayı, daha sonra evrensel olmayı bilmektir. Milli olup evrensel olanı çiğnemek , evrensel düşünüp milli olana saygı duymamak dünyalı olmamaktır.Dünyalı olmak, dünyayı iyi okuyabilmektir. Rengi, dili,dini, soyu ne olursa olsun tüm insanları Allahın bir emaneti olarak görebilmektir.Tüm insanlarla sevgi diliyle konuşabilmektir. Yaratılanı Yaratandan ötürü hoş görebilmektir. Dünyalı olmak dünyanın hakkını verebilmektir. Dünyaya çekidüzen verebilme çabası içinde olmaktır. Yaşarken, gözlerini kapamamak, kulaklarını tıkamamaktır. Eliyle, diliyle, aklıyla hayata katkıda bulunabilmektir. Öldükten sonrada akıllarda ve gönüllerde yaşayabilmektir. Yunus gibi, Mevlana gibi. Olmadı, hiç değilse su içilen bir çeşmede, bir okulda, bir hastanede ,bir forumda, bir gazete köşesinde var olduğunu , dünyalı olduğunu dünyaya ilan edebilmektir. Ahmet Yavaş
ddia ediyorum desem yanlış olmaz. Mesela bence Kanada bir İslâm ülkesidir. Finlandiya da öyle. Norveç bile Müslüman bir yönetime sahiptir. Ve Müslümanlar bu Müslüman ülkelere gitmek için can atıyorlar. Suudi Arabistan'a, Katar'a, körfez ülkelerine değil. İran'a hiç değil. Neden mi..? Bu ülkelerde sosyal refah vardır. Güvenlidir.. Suçlu değilseniz sabahın köründe polisin kapınızı çalmayacağından emin olabilirsiniz. Faizler düşük, enflansyon yok denecek düzeydedir. Sosyal güvenlik, adalet, düşünce özgürlüğü güvence altındadır. İnançlara saygı vardır. Bu ülkeler, liyakatın, ehliyetin hâkim olduğu bir idareye sahiptir. Eğitim bilim ve sağlık ücretsizdir. Üretim vardır, refah vardır. İnsan haklarına saygı hakimdir. Adalet, devletin dini konumundadır. Kayırmacılık yok denecek düzeydedir. Krallar yerine kurallar egemendir. Şahsım değil hukuk üstündür. Şeriatın(Hukukun) kestiği parmak acımamaktadır. Gelir dağılımında adalet vardır. Devlet yönetiminde akıl ve bilim hakimdir. Özetle akıl, ahlak ve adalet gibi dinin de referans gösterdiği ilkeler bu ülkelerde egemendir. Suriye'den, Irak'tan, Afganistan'dan, Pakistan'dan kaçan Müslümanların neden bu ülkelere göçmek istediklerini şimdi anladınız mı..? Ahmet Yavaş
BİR BAHAR AKŞAMI RASTLADIM SİZE... Yıl 1973. İzmir Yüksek İslam Enstitüsü 3. sınıf öğrencisiyim. İzmir'in Güzelyalı İlçesinde sonradan Ege Üniversitesi İlahiyat Fakültesine dönüşen binada öğrenim görmekteyiz. Dönem başında Türk Dili Dersimize Fuat Edip Baksı adında 60 yaşlarında orta boylu, tıknaz bir hoca girmeye başlamıştı. Davudi sesiyle güzel ders anlatıyordu. Edebiyata meraklı olduğumdan dersini ilgiyle izliyordum. Ders aralarında hocayla konuşuyor, onunla bağımı saygı çerçevesinde güçlendirmeye çalışıyordum. O yıllar Üniversitelerde ideolojik mücadelenin kızıştığı dönemlerdi. Bizde bu rüzgardan nasibimizi almış, Ülkücü Harekete katılmıştık. Bir gün Fuat hocama" Hocam, Alparslan Türkeş'e çok benziyorsunuz deyince, duraklamış:" O mu bana benziyor, ben mi ona benziyorum?" cevabını vermişti. Fuat Hocamla ilgili arkadaşlar arasında ilginç şeyler anlatılmaya başlanmıştı. Fuat Hocanın bir zamanlar öğrencisine aşık olduğunu ve onunla ilgili olarak "Bir bahar akşamı " isimli şarkının şairi olduğundan bahsediliyordu. Aynı sınıftan İzmir'li bir arkadaşıma anlatılan şeylerle ilgili işin aslını sordum. Bana şunları anlatmıştı: "Fuat Edip Baksı Hoca 19–20 yaşlarında iken rüyasında çok güzel bir kız görür. O gördüğü kıza gönlünü kaptırır. Yıllarca o kızı bulma hayaliyle yanıp tutuşur, fakat bulamaz. Belki bulurum umuduyla yıllarca evlenmez. Öğretmenlik mesleğini seçmiş ve edebiyat öğretmeni olmuştur. Yaşı ilerleyince ailesi ona baskı kurar ve Fuat Hoca istemeye istemeye evlenir. Bir bahar akşamı okulundan çıkıp evine dönmekte olan Fuat Edip Hocanın yolu Çamlıca Kız Lisesi’nin önünden geçer. Okulun zili çalmış ve öğrenciler evlerine gitmek üzere dağılmaktadır. Tam bu sırada Fuat Edip'in gözüne bir kız ilişir. Bu kız, yıllar önce rüyasında gördüğü kızdır. Şair, adeta şok olur, kendinden geçer. Ne yapacağını bilemez vaziyette büyülenmiş gibi genç kıza bakmaktadır. Onun bu halini fark eden öğrenci de mahcubiyetten boynunu büküp, başını yere eğer. Aradığını bulmuştur hoca, fakat artık her şey çok geçtir. Karşısındaki bahar, kendisi sonbahardır. Adeta beyninden vurulmuş hoca nihayet kendine gelir ve yoluna devam eder. İmkansız aşkının verdiği hüzünle Fuat Hocanın dilinden şu mısralar dökülür... Bir bahar akşamı rastladım size Sevinçli bir telaş içindeydiniz Derinden bakınca gözlerinize Neden başınızı öne eğdiniz.. İçimde uyanan eski bir arzu Dedi ki yıllardır aradığım bu Şimdi soruyorum büküp boynumu Daha önceleri neredeydiniz...? Fuat Hoca hayatının hikâyesi olan bu güfteyi doğru bestekar Salaahattin Pınar’a götürür. Güfte, usta bestekâr Selahattin Pınar'ın uduna nağme olur. Benim de çok sevdiğim bu şarkı dilden dile dolaşır. Aradığını geç bulanlar, bir zamanlar öğrencisine aşık olanlar Hicaz makamındaki bu güzel şarkıyı kuşaktan kuşağa söyler dururlar. Fuat Hocam 1974 yılında kansere yakalandı ve Rahmana kavuştu. Nur içinde yatsın. Ahmet Yavas
Dostlar, Dünyaya baktığım pencereyi bazen değiştiriyorum. Manzara daha güzelleşiyor. Tavsiye ederim. Demiştim. Aslında muradım, cam, pencere değiştirmek değildi. Amacım, dünyayı doğru okuyabilmek adına kendimizi değiştirmeye ve geliştirmeye yönelik bir mesaj vermekti.. Bunun yolu olan çoğulculuğa ve çeşitliliğe kapı aralamaktı. Değişik kitaplar okumak, değişik yollardan yürümek gibi. Karşıt fikirlerdeki insanlara empati yapmak gibi.. Onların fikirlerinde de doğru yönler bulunabileceğini düşünmek gibi... İnanır mısınız, cana, insana ve kendi ülkesine düşman olmayan karşıt fikirleri tanıdıkça o fikirlerdeki iyi ve güzel yönleri fark ediyorsunuz. "Yanlış düşünmüşüm, yanlış yapmışım" diyorsunuz. Dostlar... "Dünyaya baktığınız pencereniz değiştirin" sözüyle tek düzeliğe karşı çıkmayı, farklılıklara kapı açmayı teklif ediyordum. Bu tür davranışların olumlu yönüne dikkat çekmekti muradım.. Sadece düşünce ve fikir bazında değil, değişik yemekler yemek, değişik çiçekler koklamak, değişik yerler gezmek de aynı güzel duyguları yaşatıyor insana. Yeknesak, monoton bir hayat bir hayat tarzı ruhumu sıkıyor. O nedenle bazen benim gibi düşünmeyenlerin düşüncelerini izliyor, farklı zevk ve tatların farkına varmaya çalışıyorum. Gönül bahçemi sadece güllerle değil, papatyalarla, menekşelerle, leylaklarla da şenlendirmeye çalışıyorum. Biraz geç kalsam bile hayatımı daha güzel, daha renkli, daha anlamlı yaşamaya çalışıyorum. Aman şuna dikkat edin ... Dünyayı izlediğiniz pencerenizi temiz tutunuz. Lütfen bulanık ve kirli olmasın..??????? Ahmet Yavaş
SEVGi ÜSTÜNE Sevgi, insanın yüreğine Tanrı'nın özenle yerleştirdiği duygudur. O, hissedilen şeylerin en güzeli, en soylusudur.?? Kalbe yakışan sevgidir, şefkattir, aşktır... Kalptir yücelerin, yükseklerin derdinde olan.. O, bitmeyeni solmayanı, modası geçmeyeni arzular.????? Sonsuzluk pınarıdır kalbin susuzluğunu giderecek şey. Muhtaç olduğu aşkı ve sevgiyi vermemek kalbi çölleştirmektir. Sevgi, asla sahip olmak, sahiplenmek değildir. Sevgi önem vermek, kıymet vermektir. Sevgi, "Benim için sen değerlisin" demektir. ???? "Seni seviyorum" demek, "Seni sevmiyorum" demekten daha değerli, daha üstün ve güzeldir.?? Bir cümlenizi güzelleştirmek istiyorsanız eğer, içine mutlaka sevgi sözcüğünü katınız. ?? Sevgi çağıldar, coşar aşk olur. Daha bir yükselir şefkat olur.Onu taşıyan yürek kendi düşmanına bile acır.?? Sevgi ile bütünleşmiş insan düşmanlığa düşmandır. O, öfke ve kine savaş açmıştır... Kin ve düşmanlık öldürür hayatı.Sevgi ise ölüme hayat verir Sevgi bir sonsuzluk özleyişidir şiirdir bestedir, şarkıdır . Sevgi bir akımdır insandan insana, bir elektriklenmedir...Ellerle, gözlerle devresi tamamlanır ve yüzler aydınlanır.?? Sevgi arttıkça birlik ve beraberlik, kardeşlik duyguları güçlenir Sevgi zayıfladıkça kardeşliğin yerini kavga ve düşmanlık alır.. ?? Sevgi azalıyor, sevgi bitiyor ve dünyanın tadı tuzu kaçıyor. Savaş kan ve kin kara bulutlar gibi insanlığın üzerine çöküyor.?? Sövmek için değil sevmek için fırsat kollamak.. Etrafa gün ışığı gibi sevgi huzmeleri yaymak. Daha da önemlisi sevgiye dair her şeyi öne çıkarıp, örgütlemek.?? İnsanı ve insanlığı yüceltmenin, güzel ülkemizi, muhteşem dünyamızı daha yaşanılır hale getirmenin sırrı bu olsa gerek.. Sevgi ile kalın.?? Ahmet Yavaş??
TAKİM ELBISE VE KIRAVAT Modernleşme ve batılılaşmanın sonucu olarak aydınlarımıza kravat takmalarını önerdik. Egitim ve öğretim camiamızı da bu görüntüye dahil ettik. Artık ülkede entelektüel ve seçkin insanların tercihi takım elbise ve kravat olmuş oldu. Şimdilerde bu görüntüyü terk ettik. Artık entellektüel ve eğitimli insanlar değil eşkiyamız ve mafyamız kıravatlı ve takım elbiseli...?? 0ldukca saygıdeğer şekil ve şemailleri var. Bu görüntü altında milletin malına çöküyorlar, raconu bu kıyafetle kesiyorlar. Takım elbise ve kıravatla adam öldürüyorlar. Her türlü eşkiyalığı beyefendi görüntüsü altında yapıyorlar. ?? Kıravat ve takım elbiseyi suçlarınin üzerine bir örtü, sütre olarak kullanıyorlar. Bence çok akıllıca bir yöntem. Din mafyalarının görüntüsü de bir alem. Dini alanda soygun yaparken peygamber görüntüsü ve kıyafetini kullanıyorlar. Sakal, cübbe, sarık ve tespih...Saf, Müslüman halkın paralarına bu örtü altında çöküyorlar.. Kirli sakallı öğretmenler mi? Geçin onları. Eserleri ortada. Yetistirdikleri nesil meydanda. Aç, Ortadoğu ülkesi haline geldi bu memleket. Üzgünüm.. Ahmet Yavaş
DOSTLAR.. Takip ettiğim kadarıyla Facebook'ta insanlar bilgilerini paylaşıyorlar, din, edebiyat ve sanat alanındaki çalışmalarını sergiliyorlar. Mantıklı sorular ve cevaplar olduğu kadar, bazen provokatif sorular soran ve cevaplar da yazanlar var. İnancından, mezhebinden, eğitim alıp almamasından dolayı birileri birileriyle alay ediyor.. Beyler...! Aldığımız diplomalar, eğitimler bizleri okumuş bilgili yapar, ama bu insan olmamıza yetmez. İnsanlaşmak, olgunlaşmak ayrı bir çaba gerektirir. Tartışma konuları üzerinde konuşup, yazarken karşınızdakinin kutsallarını, değer yargılarını, inançlarını aşağılayıp, küçümseyerek kendinizi yüceltemezsiniz. Dahası düşünce ve fikrinizi kabul ettiremezsiniz? Bu sizin basitliğinizi, kibrinizi, kendini beğenmişliğinizi gösterir. Kendi çapınızda bilgili, entellektüel olabilirsiniz. Gelgelelim, tarlada çalışmadıysanız, toprağın cahilisinizdir. İnşaatta çalışmadıysanız betonun, demirin cahilisinizdir. Dağda koyun gütmediyseniz hayvanın cahilisinizdir. İnancınızı içselleştiremediyseniz inancın, imanın cahilisinizdir. İbadetinizin tadını alamazsınız. O dini bilgi sizi iyi insan yapmaz. Teoride okuduklarınızın, tartıştıklarınızın pratiği farklıdır. Kimse kimseyi inancı, mezhebi, değer yargısı ve aldığı kültürü nedeniyle aşağılayamaz. Kimse kimseyi tekfir edemez, kafirlikle suçlayamaz. Uslub_u lisan, beyan-ı insandır. Yani konuşma tarzımız insanlığımızı beyan eder. Ve de kendimiz dahil tüm insanların onuru saygıya layıktır. Hepimizin uslubumuza dikkat etmeniz gerektiğine inanıyorum. İyilikle kalın.. Ahmet Yavaş
DOSTLAR.. Takip ettiğim kadarıyla Facebook'ta insanlar bilgilerini paylaşıyorlar, din, edebiyat ve sanat alanındaki çalışmalarını sergiliyorlar. Mantıklı sorular ve cevaplar olduğu kadar, bazen provokatif sorular soran ve cevaplar da yazanlar var. İnancından, mezhebinden, eğitim alıp almamasından dolayı birileri birileriyle alay ediyor.. Beyler...! Aldığımız diplomalar, eğitimler bizleri okumuş bilgili yapar, ama bu insan olmamıza yetmez. İnsanlaşmak, olgunlaşmak ayrı bir çaba gerektirir. Tartışma konuları üzerinde konuşup, yazarken karşınızdakinin kutsallarını, değer yargılarını, inançlarını aşağılayıp, küçümseyerek kendinizi yüceltemezsiniz. Dahası düşünce ve fikrinizi kabul ettiremezsiniz? Bu sizin basitliğinizi, kibrinizi, kendini beğenmişliğinizi gösterir. Kendi çapınızda bilgili, entellektüel olabilirsiniz. Gelgelelim, tarlada çalışmadıysanız, toprağın cahilisinizdir. İnşaatta çalışmadıysanız betonun, demirin cahilisinizdir. Dağda koyun gütmediyseniz hayvanın cahilisinizdir. İnancınızı içselleştiremediyseniz inancın, imanın cahilisinizdir. İbadetinizin tadını alamazsınız. O dini bilgi sizi iyi insan yapmaz. Teoride okuduklarınızın, tartıştıklarınızın pratiği farklıdır. Kimse kimseyi inancı, mezhebi, değer yargısı ve aldığı kültürü nedeniyle aşağılayamaz. Kimse kimseyi tekfir edemez, kafirlikle suçlayamaz. Uslub_u lisan, beyan-ı insandır. Yani konuşma tarzımız insanlığımızı beyan eder. Ve de kendimiz dahil tüm insanların onuru saygıya layıktır. Hepimizin uslubumuza dikkat etmeniz gerektiğine inanıyorum. İyilikle kalın.. Ahmet Yavaş
Halimiz, ahvalimiz. Hayatın değişmezini değişim olarak görenlerdenim. Bence, değişim ve dönüşüm hayatın merkezinde yer alır. İnsan, bitkiler, hayvanlar, su, hava her şey değişim halindedir. Değişen her şey dönüşür ve gelişir. Takipçilerim farkındadır belki..Biraz gecikmiş olsam da ben de değişim, dönüşüm ve gelişim çabası içine girdim. Farklılıklara kapı araladım. Farklı güzelliklerin peşine düştüm. Farklı fikirlere artık daha toleranslıyım. Güç ve zenginlik elde etme aparatı haline dönüşen, gittikçe iğrenç hale gelen siyasete "bay bay" dedim. Katı, kıran, döken, en sonunda dogmaya dönüşen, siyasete eklemlenip dejenere olan çağın ruhuna uymayan ve rasyonel olmayan ideolojik düşüncelerden vazgeçtim. Kendi seçtiği Ocak başkanının ölümüne taziye bile dilemeyen, kendi ülküdaşını torbacılara vurdurtup 2 çocuğu yetim bırakan ülkücülük anlayışından tiksindim. 7/24 eleştirdiği, hakarete varan sözler sarf ettiği rakip siyasi liderle tokalaşan, yeni hesaplar peşine düşen siyaset kokanalarından koptum.?? Şimdi hayallerimle, şiirlerimle başbaşayım . Tertemiz duyguların terennümü çok güzel şey. Erişilmez, dünyada eşi benzeri olmayan ama henüz anasından doğmamış?? ilham perinize güzellemeler yapmak hoş bir şey. Ona, "Ateş olsam, güneş olsam, aşk olsam. Akşamları gözlerinde kaybolsam."?? diyebilmek çok tatlı. Tabiata yönelmek, güllerin, çiçeklerin, kelebeklerin izini sürmek, tabiattaki bu güzelliğin, bu sanatın sahibine hayranlığını şiirlerle ifade etmek pek muhteşem. "Ben bu güzellikleri neden ıskalamışım." serzenişi ile insanı kendinden geçiren şarkıların, melodilerin, keman seslerinin tadına varmak bulunmaz bir lezzet. Bir çocuğun yüzündeki gülümseyişin doyulmaz güzelliğinin farkına varmak.?? Ve en önemlisi gözlerinizin bakmak için güzellikler araması, kulaklarınızın duymak için seçkin melodilerin peşinden koşması, ve de kalbinizin sevmek için bahaneler araması.???????? Dostlar .. Halimiz, ahvalimiz bu minvalde seyreyliyor. O Hayatın tadına varmak, ondan kam almak böyle bir şey. Tavsiye ederim.. Deneyin derim. Ahmet Yavaş
Değişim güzeldir. Düşüncelerin değişmesi güzeldir. Değişmek değerlidir. Bu gelişmenin işaretidir. Farklı bakmayı, farklı görmeyi öğrenmektir. Tabiatı, insanları yeni gözlerle izleyebilmektir.
Bundan 50 yıl önce, 1 Mayısı komünist bayramı diye nitelerken bugün emeğin bayramı olarak görmek kıymetlidir.
Dünün kafasından çıkıp bu güne gelmek, bu günde yaşamak, farklılıkları bir zenginlik olarak görmek hoştur.
Sonuçta, hepimizi, Allah'ın yarattığı varlıklar olarak görmek, insanın insana kul, köle olamayacağını, özgürlüğün bir değer olduğunu kabul etmek hoşluktur.
Sadece ve sadece, "Emeğin, alın terinin kutsal, insana ancak çalışmasının karşılığının hak olduğunu" bildiren bir Allah'a boyun eğmek, onun gönderdiği dinin yüceliğinin farkına varmak, insanlara sevgi dolu gözlerle bakabilmek, bakmak kıymetlidir.
Kıymet ve değer verdiğiniz şeylerin çoğalması dileğiyle "Emeğin Bayramı" kutlu olsun..
Ahmet Yavas
DÜNYADAN OLMAK
DÜNYALI OLMAK
Yaşamak kadar, niçin, nasıl yaşadığının farkında olmakta önemli. Farkındalık, özellikle kentlerde yaşayan bireylerin ıskaladığı önemli bir olgu. Sosyal ilişkilerin zayıfladığı çevrelerde insanlar kabına çekiliyor. Etrafına yabancılaşıyor. Çevresinde olan bitenden habersiz, kapı komşusunu, sokağını tanımıyor. Yaşadığı dünyadan bi haber dünyalı.
Yurdum insanı paylaşmanın o engin hazzını, güzelliğini tatmaktan yoksun ne hazindir ki . Ne sevinenlerin sevincini, ne de üzülenlerin üzüntüsünü paylaşabiliyor.. Etliye sütlüye karışmadan, çevresindeki güzelliklere ve olumsuzluklara gözünü kapatıyor. Aldığı nefesin tadından , gökyüzünün maviliğinden , sonbaharın gelişinden bile habersiz . Sürekli bir koşturmacayla öylesine yaşayıp gidiyor.
Yaşarken yaşadığının farkında olmak hayata anlam katar. Emanet edilen hayatı gün gelip sahibi alıncaya kadar dolu dolu, tüm güzellikleri fark edip, içine çekerek yaşamak bir erdemdir. Erdeminde ötesinde insana yüklenen bir görevdir. Bunun diğer adı hiç ölmeyecekmiş gibi yaşamaktır. Yani hayata kendinden bir şeyler katmak, hayatı , o hayatın sürdüğü dünyayı güzel ve daha yaşanılır hale getirmektir.
Hz. Peygamber :”Dünyalı ol, dünyadan olma” buyurmuş . O,dünyanın tüm güzelliklerinden yararlanmış, çevresindekilere yararlanmayı öğütlemiştir. Bilgilenmeyi, her türlü sanatı ve ticareti teşvik etmiş, dünyanın dört bir tarafına elçiler, öğretmenler göndererek nübüvvetinin manevi ışığından insanları yararlandırmıştır. O güzel insan dünyalı olmanın, dünyayı değiştirmenin , hayata bir şeyler katmanın en güzel örneğini vermiştir. Dünyadan olma sözü, ebedi ve sonsuz ahiret hayatını yok sayarak dünyaya taparcasına bağlanmayı engellemeye yöneliktir.
Dünyalı olmanın en önemli işareti paylaşmaktır. Sevgiyi, neşeyi, üzüntüyü, ekmeği, suyu her ne varsa paylaşabilmektir. Komşusu açken tok yatmayı ar edinmektir. Vermektir, dağıtmaktır kendinde olanı. Tıpkı cardsharing yapar gibi kendindeki güzellikleri başkalarına vermek, başkalarındaki güzellikleri kendine alabilmektir.
Dünyalı olmak, bir grup kurup insanları bir araya getirebilmektir. Bir araya getirdiğin insanları kavga etmeden tartıştırabilmektir. Kuracağın serverle dünyanın tüm güzelliklerini onlara sunmaktır. Kalitenin, iyinin nasıl olması gerektiğini anlatabilmektir.
Dünyalı olmak önce kendin olmayı, milli olmayı, daha sonra evrensel olmayı bilmektir. Milli olup evrensel olanı çiğnemek , evrensel düşünüp milli olana saygı duymamak dünyalı olmamaktır.Dünyalı olmak, dünyayı iyi okuyabilmektir. Rengi, dili,dini, soyu ne olursa olsun tüm insanları Allahın bir emaneti olarak görebilmektir.Tüm insanlarla sevgi diliyle konuşabilmektir. Yaratılanı Yaratandan ötürü hoş görebilmektir.
Dünyalı olmak dünyanın hakkını verebilmektir. Dünyaya çekidüzen verebilme çabası içinde olmaktır. Yaşarken, gözlerini kapamamak, kulaklarını tıkamamaktır. Eliyle, diliyle, aklıyla hayata katkıda bulunabilmektir. Öldükten sonrada akıllarda ve gönüllerde yaşayabilmektir. Yunus gibi, Mevlana gibi. Olmadı, hiç değilse su içilen bir çeşmede, bir okulda, bir hastanede ,bir forumda, bir gazete köşesinde var olduğunu , dünyalı olduğunu dünyaya ilan edebilmektir.
Ahmet Yavaş
ddia ediyorum desem yanlış olmaz.
Mesela bence Kanada bir İslâm ülkesidir.
Finlandiya da öyle. Norveç bile Müslüman bir yönetime sahiptir.
Ve Müslümanlar bu Müslüman ülkelere gitmek için can atıyorlar. Suudi Arabistan'a, Katar'a, körfez ülkelerine değil.
İran'a hiç değil.
Neden mi..?
Bu ülkelerde sosyal refah vardır. Güvenlidir.. Suçlu değilseniz sabahın köründe polisin kapınızı çalmayacağından emin olabilirsiniz.
Faizler düşük, enflansyon yok denecek düzeydedir.
Sosyal güvenlik, adalet, düşünce özgürlüğü güvence altındadır. İnançlara saygı vardır.
Bu ülkeler, liyakatın, ehliyetin hâkim olduğu bir idareye sahiptir. Eğitim bilim ve sağlık ücretsizdir. Üretim vardır, refah vardır. İnsan haklarına saygı hakimdir. Adalet, devletin dini konumundadır.
Kayırmacılık yok denecek düzeydedir. Krallar yerine kurallar egemendir. Şahsım değil hukuk üstündür. Şeriatın(Hukukun) kestiği parmak acımamaktadır. Gelir dağılımında adalet vardır. Devlet yönetiminde akıl ve bilim hakimdir.
Özetle akıl, ahlak ve adalet gibi dinin de referans gösterdiği ilkeler bu ülkelerde egemendir.
Suriye'den, Irak'tan, Afganistan'dan,
Pakistan'dan kaçan Müslümanların neden bu ülkelere göçmek istediklerini şimdi anladınız mı..?
Ahmet Yavaş
BİR BAHAR AKŞAMI RASTLADIM SİZE...
Yıl 1973. İzmir Yüksek İslam Enstitüsü 3. sınıf öğrencisiyim. İzmir'in Güzelyalı İlçesinde sonradan Ege Üniversitesi İlahiyat Fakültesine dönüşen binada öğrenim görmekteyiz.
Dönem başında Türk Dili Dersimize Fuat Edip Baksı adında 60 yaşlarında orta boylu, tıknaz bir hoca girmeye başlamıştı. Davudi sesiyle güzel ders anlatıyordu. Edebiyata meraklı olduğumdan dersini ilgiyle izliyordum. Ders aralarında hocayla konuşuyor, onunla bağımı saygı çerçevesinde güçlendirmeye çalışıyordum.
O yıllar Üniversitelerde ideolojik mücadelenin kızıştığı dönemlerdi. Bizde bu rüzgardan nasibimizi almış, Ülkücü Harekete katılmıştık. Bir gün Fuat hocama" Hocam, Alparslan Türkeş'e çok benziyorsunuz deyince, duraklamış:" O mu bana benziyor, ben mi ona benziyorum?" cevabını vermişti.
Fuat Hocamla ilgili arkadaşlar arasında ilginç şeyler anlatılmaya başlanmıştı. Fuat Hocanın bir zamanlar öğrencisine aşık olduğunu ve onunla ilgili olarak "Bir bahar akşamı " isimli şarkının şairi olduğundan bahsediliyordu.
Aynı sınıftan İzmir'li bir arkadaşıma anlatılan şeylerle ilgili işin aslını sordum. Bana şunları anlatmıştı:
"Fuat Edip Baksı Hoca 19–20 yaşlarında iken rüyasında çok güzel bir kız görür. O gördüğü kıza gönlünü kaptırır. Yıllarca o kızı bulma hayaliyle yanıp tutuşur, fakat bulamaz. Belki bulurum umuduyla yıllarca evlenmez. Öğretmenlik mesleğini seçmiş ve edebiyat öğretmeni olmuştur. Yaşı ilerleyince ailesi ona baskı kurar ve Fuat Hoca istemeye istemeye evlenir.
Bir bahar akşamı okulundan çıkıp evine dönmekte olan Fuat Edip Hocanın yolu Çamlıca Kız Lisesi’nin önünden geçer. Okulun zili çalmış ve öğrenciler evlerine gitmek üzere dağılmaktadır. Tam bu sırada Fuat Edip'in gözüne bir kız ilişir. Bu kız, yıllar önce rüyasında gördüğü kızdır. Şair, adeta şok olur, kendinden geçer. Ne yapacağını bilemez vaziyette büyülenmiş gibi genç kıza bakmaktadır.
Onun bu halini fark eden öğrenci de mahcubiyetten boynunu büküp, başını yere eğer. Aradığını bulmuştur hoca, fakat artık her şey çok geçtir. Karşısındaki bahar, kendisi sonbahardır.
Adeta beyninden vurulmuş hoca nihayet kendine gelir ve yoluna devam eder. İmkansız aşkının verdiği hüzünle Fuat Hocanın dilinden şu mısralar dökülür...
Bir bahar akşamı rastladım size
Sevinçli bir telaş içindeydiniz
Derinden bakınca gözlerinize
Neden başınızı öne eğdiniz..
İçimde uyanan eski bir arzu
Dedi ki yıllardır aradığım bu
Şimdi soruyorum büküp boynumu
Daha önceleri neredeydiniz...?
Fuat Hoca hayatının hikâyesi olan bu güfteyi doğru bestekar Salaahattin Pınar’a götürür. Güfte, usta bestekâr Selahattin Pınar'ın uduna nağme olur.
Benim de çok sevdiğim bu şarkı dilden dile dolaşır. Aradığını geç bulanlar, bir zamanlar öğrencisine aşık olanlar Hicaz makamındaki bu güzel şarkıyı kuşaktan kuşağa söyler dururlar.
Fuat Hocam 1974 yılında kansere yakalandı ve Rahmana kavuştu. Nur içinde yatsın.
Ahmet Yavas
Dostlar,
Dünyaya baktığım pencereyi bazen değiştiriyorum.
Manzara daha güzelleşiyor.
Tavsiye ederim.
Demiştim.
Aslında muradım, cam, pencere değiştirmek değildi. Amacım, dünyayı doğru okuyabilmek adına kendimizi değiştirmeye ve geliştirmeye yönelik bir mesaj vermekti.. Bunun yolu olan çoğulculuğa ve çeşitliliğe kapı aralamaktı.
Değişik kitaplar okumak, değişik yollardan yürümek gibi. Karşıt fikirlerdeki insanlara empati yapmak gibi.. Onların fikirlerinde de doğru yönler bulunabileceğini düşünmek gibi...
İnanır mısınız, cana, insana ve kendi ülkesine düşman olmayan karşıt fikirleri tanıdıkça o fikirlerdeki iyi ve güzel yönleri fark ediyorsunuz. "Yanlış düşünmüşüm, yanlış yapmışım" diyorsunuz.
Dostlar...
"Dünyaya baktığınız pencereniz değiştirin" sözüyle tek düzeliğe karşı çıkmayı, farklılıklara kapı açmayı teklif ediyordum. Bu tür davranışların olumlu yönüne dikkat çekmekti muradım..
Sadece düşünce ve fikir bazında değil, değişik yemekler yemek, değişik çiçekler koklamak, değişik yerler gezmek de aynı güzel duyguları yaşatıyor insana.
Yeknesak, monoton bir hayat bir hayat tarzı ruhumu sıkıyor. O nedenle bazen benim gibi düşünmeyenlerin düşüncelerini izliyor, farklı zevk ve tatların farkına varmaya çalışıyorum.
Gönül bahçemi sadece güllerle değil, papatyalarla, menekşelerle, leylaklarla da şenlendirmeye çalışıyorum. Biraz geç kalsam bile hayatımı daha güzel, daha renkli, daha anlamlı yaşamaya çalışıyorum.
Aman şuna dikkat edin ...
Dünyayı izlediğiniz pencerenizi temiz tutunuz.
Lütfen bulanık ve kirli olmasın..???????
Ahmet Yavaş
SEVGi ÜSTÜNE
Sevgi, insanın yüreğine Tanrı'nın özenle yerleştirdiği duygudur. O, hissedilen şeylerin en güzeli, en soylusudur.??
Kalbe yakışan sevgidir, şefkattir, aşktır... Kalptir yücelerin, yükseklerin derdinde olan.. O, bitmeyeni solmayanı, modası geçmeyeni arzular.?????
Sonsuzluk pınarıdır kalbin susuzluğunu giderecek şey. Muhtaç olduğu aşkı ve sevgiyi vermemek kalbi çölleştirmektir.
Sevgi, asla sahip olmak, sahiplenmek değildir. Sevgi önem vermek, kıymet vermektir. Sevgi, "Benim için sen değerlisin" demektir. ????
"Seni seviyorum" demek, "Seni sevmiyorum" demekten daha değerli, daha üstün ve güzeldir.??
Bir cümlenizi güzelleştirmek istiyorsanız eğer, içine mutlaka sevgi sözcüğünü katınız. ??
Sevgi çağıldar, coşar aşk olur. Daha bir yükselir şefkat olur.Onu taşıyan yürek kendi düşmanına bile acır.??
Sevgi ile bütünleşmiş insan düşmanlığa düşmandır. O, öfke ve kine savaş açmıştır... Kin ve düşmanlık
öldürür hayatı.Sevgi ise ölüme hayat verir
Sevgi bir sonsuzluk özleyişidir şiirdir bestedir, şarkıdır .
Sevgi bir akımdır insandan insana, bir elektriklenmedir...Ellerle, gözlerle devresi tamamlanır ve yüzler aydınlanır.??
Sevgi arttıkça birlik ve beraberlik, kardeşlik duyguları güçlenir Sevgi zayıfladıkça kardeşliğin yerini kavga ve düşmanlık alır.. ??
Sevgi azalıyor, sevgi bitiyor ve dünyanın tadı tuzu kaçıyor. Savaş kan ve kin kara bulutlar gibi insanlığın üzerine çöküyor.??
Sövmek için değil sevmek için fırsat kollamak..
Etrafa gün ışığı gibi sevgi huzmeleri yaymak.
Daha da önemlisi sevgiye dair her şeyi öne çıkarıp, örgütlemek.??
İnsanı ve insanlığı yüceltmenin, güzel ülkemizi, muhteşem dünyamızı daha yaşanılır hale getirmenin sırrı bu olsa gerek..
Sevgi ile kalın.??
Ahmet Yavaş??
TAKİM ELBISE VE KIRAVAT
Modernleşme ve batılılaşmanın sonucu olarak aydınlarımıza kravat takmalarını önerdik. Egitim ve öğretim camiamızı da bu görüntüye dahil ettik. Artık ülkede entelektüel ve seçkin insanların tercihi takım elbise ve kravat olmuş oldu.
Şimdilerde bu görüntüyü terk ettik. Artık entellektüel ve eğitimli insanlar değil eşkiyamız ve mafyamız kıravatlı ve takım elbiseli...?? 0ldukca saygıdeğer şekil ve şemailleri var.
Bu görüntü altında milletin malına çöküyorlar, raconu bu kıyafetle kesiyorlar. Takım elbise ve kıravatla adam öldürüyorlar. Her türlü eşkiyalığı beyefendi görüntüsü altında yapıyorlar. ??
Kıravat ve takım elbiseyi suçlarınin üzerine bir örtü, sütre olarak kullanıyorlar. Bence çok akıllıca bir yöntem.
Din mafyalarının görüntüsü de bir alem. Dini alanda soygun yaparken peygamber görüntüsü ve kıyafetini kullanıyorlar. Sakal, cübbe, sarık ve tespih...Saf, Müslüman halkın paralarına bu örtü altında çöküyorlar..
Kirli sakallı öğretmenler mi? Geçin onları. Eserleri ortada. Yetistirdikleri nesil meydanda. Aç, Ortadoğu ülkesi haline geldi bu memleket.
Üzgünüm..
Ahmet Yavaş
DOSTLAR..
Takip ettiğim kadarıyla Facebook'ta insanlar bilgilerini paylaşıyorlar, din, edebiyat ve sanat alanındaki çalışmalarını sergiliyorlar.
Mantıklı sorular ve cevaplar olduğu kadar, bazen provokatif sorular soran ve cevaplar da yazanlar var. İnancından, mezhebinden, eğitim alıp almamasından dolayı birileri birileriyle alay ediyor..
Beyler...! Aldığımız diplomalar, eğitimler bizleri okumuş bilgili yapar, ama bu insan olmamıza yetmez. İnsanlaşmak, olgunlaşmak ayrı bir çaba gerektirir. Tartışma konuları üzerinde konuşup, yazarken karşınızdakinin kutsallarını, değer yargılarını, inançlarını aşağılayıp, küçümseyerek kendinizi yüceltemezsiniz. Dahası düşünce ve fikrinizi kabul ettiremezsiniz? Bu sizin basitliğinizi, kibrinizi, kendini beğenmişliğinizi gösterir.
Kendi çapınızda bilgili, entellektüel olabilirsiniz. Gelgelelim, tarlada çalışmadıysanız, toprağın cahilisinizdir. İnşaatta çalışmadıysanız betonun, demirin cahilisinizdir. Dağda koyun gütmediyseniz hayvanın cahilisinizdir.
İnancınızı içselleştiremediyseniz inancın, imanın cahilisinizdir. İbadetinizin tadını alamazsınız. O dini bilgi sizi iyi insan yapmaz.
Teoride okuduklarınızın, tartıştıklarınızın pratiği farklıdır. Kimse kimseyi inancı, mezhebi, değer yargısı ve aldığı kültürü nedeniyle aşağılayamaz. Kimse kimseyi tekfir edemez, kafirlikle suçlayamaz.
Uslub_u lisan, beyan-ı insandır. Yani konuşma tarzımız insanlığımızı beyan eder. Ve de kendimiz dahil tüm insanların onuru saygıya layıktır.
Hepimizin uslubumuza dikkat etmeniz gerektiğine inanıyorum.
İyilikle kalın..
Ahmet Yavaş
DOSTLAR..
Takip ettiğim kadarıyla Facebook'ta insanlar bilgilerini paylaşıyorlar, din, edebiyat ve sanat alanındaki çalışmalarını sergiliyorlar.
Mantıklı sorular ve cevaplar olduğu kadar, bazen provokatif sorular soran ve cevaplar da yazanlar var. İnancından, mezhebinden, eğitim alıp almamasından dolayı birileri birileriyle alay ediyor..
Beyler...! Aldığımız diplomalar, eğitimler bizleri okumuş bilgili yapar, ama bu insan olmamıza yetmez. İnsanlaşmak, olgunlaşmak ayrı bir çaba gerektirir. Tartışma konuları üzerinde konuşup, yazarken karşınızdakinin kutsallarını, değer yargılarını, inançlarını aşağılayıp, küçümseyerek kendinizi yüceltemezsiniz. Dahası düşünce ve fikrinizi kabul ettiremezsiniz? Bu sizin basitliğinizi, kibrinizi, kendini beğenmişliğinizi gösterir.
Kendi çapınızda bilgili, entellektüel olabilirsiniz. Gelgelelim, tarlada çalışmadıysanız, toprağın cahilisinizdir. İnşaatta çalışmadıysanız betonun, demirin cahilisinizdir. Dağda koyun gütmediyseniz hayvanın cahilisinizdir.
İnancınızı içselleştiremediyseniz inancın, imanın cahilisinizdir. İbadetinizin tadını alamazsınız. O dini bilgi sizi iyi insan yapmaz.
Teoride okuduklarınızın, tartıştıklarınızın pratiği farklıdır. Kimse kimseyi inancı, mezhebi, değer yargısı ve aldığı kültürü nedeniyle aşağılayamaz. Kimse kimseyi tekfir edemez, kafirlikle suçlayamaz.
Uslub_u lisan, beyan-ı insandır. Yani konuşma tarzımız insanlığımızı beyan eder. Ve de kendimiz dahil tüm insanların onuru saygıya layıktır.
Hepimizin uslubumuza dikkat etmeniz gerektiğine inanıyorum.
İyilikle kalın..
Ahmet Yavaş
Halimiz, ahvalimiz.
Hayatın değişmezini değişim olarak görenlerdenim. Bence, değişim ve dönüşüm hayatın merkezinde yer alır. İnsan, bitkiler, hayvanlar, su, hava her şey değişim halindedir. Değişen her şey dönüşür ve gelişir.
Takipçilerim farkındadır belki..Biraz gecikmiş olsam da ben de değişim, dönüşüm ve gelişim çabası içine girdim. Farklılıklara kapı araladım. Farklı güzelliklerin peşine düştüm. Farklı fikirlere artık daha toleranslıyım.
Güç ve zenginlik elde etme aparatı haline dönüşen, gittikçe iğrenç hale gelen siyasete "bay bay" dedim. Katı, kıran, döken, en sonunda dogmaya dönüşen, siyasete eklemlenip dejenere olan çağın ruhuna uymayan ve rasyonel olmayan ideolojik düşüncelerden vazgeçtim.
Kendi seçtiği Ocak başkanının ölümüne taziye bile dilemeyen, kendi ülküdaşını torbacılara vurdurtup 2 çocuğu yetim bırakan ülkücülük anlayışından tiksindim.
7/24 eleştirdiği, hakarete varan sözler sarf ettiği rakip siyasi liderle tokalaşan, yeni hesaplar peşine düşen siyaset kokanalarından koptum.??
Şimdi hayallerimle, şiirlerimle başbaşayım . Tertemiz duyguların terennümü çok güzel şey. Erişilmez, dünyada eşi benzeri olmayan ama henüz anasından doğmamış?? ilham perinize güzellemeler yapmak hoş bir şey.
Ona,
"Ateş olsam, güneş olsam, aşk olsam.
Akşamları gözlerinde kaybolsam."?? diyebilmek çok tatlı.
Tabiata yönelmek, güllerin, çiçeklerin, kelebeklerin izini sürmek, tabiattaki bu güzelliğin, bu sanatın sahibine hayranlığını şiirlerle ifade etmek pek muhteşem.
"Ben bu güzellikleri neden ıskalamışım." serzenişi ile insanı kendinden geçiren şarkıların, melodilerin, keman seslerinin tadına varmak bulunmaz bir lezzet.
Bir çocuğun yüzündeki gülümseyişin doyulmaz güzelliğinin farkına varmak.??
Ve en önemlisi gözlerinizin bakmak için güzellikler araması, kulaklarınızın duymak için seçkin melodilerin peşinden koşması,
ve de kalbinizin sevmek için bahaneler araması.????????
Dostlar ..
Halimiz, ahvalimiz bu minvalde seyreyliyor. O
Hayatın tadına varmak, ondan kam almak böyle bir şey.
Tavsiye ederim..
Deneyin derim.
Ahmet Yavaş