Kültür Sanat Edebiyat Şiir

Tuna Kafkas
Tuna Kafkas

her uçurum; bir ovaya, sevdalıdır...

  • direk olarak17.02.2026 - 07:21



    ---

  • karınca17.02.2026 - 06:57

  • Aldırma gönül17.02.2026 - 06:37

  • Türk ün aklındaki dağ Balkan,nehir se Tuna dır17.02.2026 - 06:31

  • Hangi peygambere ümmet olacağını şaşırmak17.02.2026 - 06:23

    XXI
    siz yesribte ege, hirada gece, kisrada ecelsiniz,
    oku/da hecesiniz siz, beni kelime yapan,
    tutsak yapan beni; beni siz…,
    yudum yudum suyumsunuz, iç ferahlatan berrak;
    harika bir insan oluyorum hatırımda siz varsanız,
    ve bahtıma iki yanı ağaçlı yollar düşüyor hep,
    ah;

    peygamberlerin hatemince,
    yetim tebessümleri yerleştirdiğimde yüzüme,
    ne zaman yürek boşluğumun duvarına,
    bir çivi çakılmak istense,
    o duvar tutmuyor çiviyi,

    belki,
    sadece noksan bir resimdim
    ümmete reva görülmüş şu kırık çerçevede...,
    ki kardeşim dediğiniz benden size,
    ancak hicâb olur sadece,

    nolaydı olaydınız kıyamadığım…,
    sizde olmak ve hissedebilmek için sizi,
    koparıp deste deste takvimleri de,
    nice rivayetler mi okumalı,
    nice mevlûd kandili pastaları mı kesmeli
    bilmem ki,
    bu ahir zaman ertesinde,

    yeni dileklere;
    yedi kat semanın,
    mütemadî senalı melekleri,
    ayrı/ayrı amin diyebileydi keşke;
    çarpışan beşerî çıkarların,
    kükürt kokularına bakmadan…,

    ki başka bir baharda;
    toplayıp satır aralarından,
    hayalet bir şehri uyandırmadan ve,
    zihin kıvrımlarımı süslemeden,
    veballi ayaklarımın parmak uçlarına basarak
    utangaç tebessümlerle,
    sessizce şiirler yazarım ben size…,

    nebevî nefesinizin siy/ah hırkası,
    sarsın ne olur; şaşkın yüzümü,
    sonsuzlukta açılan iftar sofranızda…,

    yağmur duaları kifayetsizken,
    bir mücrimin muhabbet gözyaşlarıyla,
    gözlerimi nazarınıza temaslayıp,
    cemalinize teslim edebilmektir
    ruhumu niyazım...,
    ah;

  • saplantılardan arınmak17.02.2026 - 06:17

  • devran17.02.2026 - 06:10

  • hengâme17.02.2026 - 05:57

    ve belki de panayırda kaybolmuş bir çocuktum,
    tuzlu kocaman gözlerimle ve,
    atlı karınca döndükçe,
    hareleri oyuncak çemberiydi ne malum,

    ve belki mutlu çocuk yüzleri biriktiriyordum,
    yüzümü yasladığım parlak bir yıldızın yanağında;
    zaman, pastasını bir kez daha keserken…,

    derken gök;
    matem giysisini geçirip üstüne,
    tülden siyah örtüsüyle,
    sildi tuzlarını çocuğun gözlerinden,
    ve üfledi mumu…,

    bir dilek panayıra düştü,
    belki de yine bir düştü…,
    kaybolmuş bir çocuktum belki
    kendi karanlık ormanımda
    ve yağmur kokusu avuç içlerimde,
    alnı buz gibi bir çocuk…,

    ve bir kerametli ve ismiyle müsemma kalbi gördü,
    o panayırda kaybolmuş çocuk ve,
    gömüldü; yürek boşluğuna
    uysal kalbinin kuş tüyleri…,

    korku tünelindeki gürültü,
    içinden hızla geçerken,
    aralık kapılar bırakıyordu,
    ve hep o; aralık kapılardan süzüldü
    o/nun ol tecellisi,
    her seferinde açık kalan o kapılardan…,

    ve haylaz bir çocuk gibi,
    sak/lan/baç zamanı derdi;
    - çık ortaya…,

    tebessümü ılık taze süt kokusu,
    yüzünde iki mürdüm eriği…,
    elma yanağında yıldız izi…;
    parıl parıl parıldıya koşardım ona,
    panayırda kardeşini bulmuş çocuk gibi,
    koşardım o, sahipsizlerin icapçısı hekime,
    ciğerindeki yara izlerini takip ederek...,

    yok ki kimsenin böyle bir muhabbet ve
    özlemek sandığı…,
    en yaşanmış ve en yaşanmamış düşlerle nakışlı
    ve pamuklara sarılıp saklanmış kalsın,
    kemirmesin sohbetin s/özünü tahta kuruları ve,
    lavanta koksun her daim,
    düşümüz…,

    buluşuruz düşte bir yerde,
    lavanta tak o kalabalıkta göğsüne ki,
    kokun yaslansın yüreğime peygamber torunu,
    ve istediğimiz kadar çok sarılalım,
    ağaçlar gibi ayakta ölebilen evvel gidenlere…,
    eflatun ve sonsuz bir uykuda,
    ah;

  • görünen dağın ırağı olmaz17.02.2026 - 05:53

  • Hayvan yularından, insan ikrarından tutulur.17.02.2026 - 05:48