Kültür Sanat Edebiyat Şiir

Tuna Kafkas
Tuna Kafkas

her uçurum; bir ovaya, sevdalıdır...

  • şarap23.02.2026 - 00:12

  • Geceye Fısıltı 23.02.2026 - 00:10

  • hacı emmim eşeğe binmiş, ayakları yerde geziniyor23.02.2026 - 00:09

  • parka23.02.2026 - 00:06

    .
    ...
    .
    ah sevgili hocam, sonbaharım...;
    kuru yaprakların uçuştuğu göğün harasında,
    ak yeleli bir burak koşturur...,
    yorgunmuş, gözlerine sis çökmüşmüş,
    ne münasebet,
    ve yüzümün kan çanağına,
    durgun aksin yansıyor…,

    pür dikkat ve halka halka gözlerin ve,
    harf harf, hece hece, tane tane ama karmaşık
    tam üç dilde hatırıma gelen sözlerinle,
    aklımın bulanık suyu çekilirken,
    kalbimin bypa/ss izleri kıyıya vurur,
    buruk bir tebessümün,
    umur görmüş omuzlarından kayan;
    parka misali…,
    .
    ...
    .

  • öyle mi dersin?23.02.2026 - 00:04

  • ama neden23.02.2026 - 00:00

    XXVII
    aşk afişe olmaz,
    öyle kendi halindedir,
    ve anlaşılmak ihtiyacında da değildir,
    dağ başları mekânı,
    kendiyle kalışları sevincidir,
    zamanı dardır,
    gölge edilmeyişten başkaca bir
    ihsan da istemez kimseden,
    yakınlığı kendinedir,

    kâbe kadar yakışır heybetine siy/ah senin aşk,
    ve ah/ın vardır,
    sabah ezanları içine işlerken,
    feryâdın…,
    tek göz barakan keza koyu siyahtır,

    ah muhabbet demleri daima desturlu hekimim;
    kirpiklerinle siy/ah/a bulanmış bal rengi gözlerin,
    aşk menzilinin bağlısı ve sadakatlisidir senin…,

    ama bilirsin,
    yüze vuran keskin soğuğundan,
    ta ciğerlerde duyulan o ürpertiyle,
    atıştıran yağmura karışık,
    ve uğultusuyla sus pus ederek,
    tüm gürültülerini patırtılarını hayatın,
    kuru dallar arasından hırçın esen rüzgâra,
    hasretlerimi emanet etmek de,
    mutadım oldu benim…,

    aşk ehline cenazede gülümseyip,
    düğünde ağlayabilmek tenakuz sayılmaz,
    ki iki tarafı keskin bir efsunlu kılıçla yazılan,
    alın yazısıyla bahtıma çıkan,
    son çare tabibim…;

    ömrümden ömrün geçer ömrüme…,
    ve ah ben şimdi kederliyim,
    kendi kendine konuşan bir deliyim,
    ölüyorum senden savruluşumdan,
    ve şu halimle,
    mecburum kapına dayanmaya şiirim,
    yürek tımarhanesinden bir serseri belle beni,
    bir şair bozuntusu desen de olur,

    ey bütün rotalarımın
    sözleriyle istikamet bulduğu,
    sana attım demir
    ve varsın divânında boğulsun imlâsı kalemimin,
    ama sor bana neden,
    neden bir turuncu gülün suretiyle gelen,
    vuslat sabahının anısıyla böyle haşır neşirim…,

    ah sevgili içim söyle bana;
    bu kendimden habersizlik gafletinden,
    beni paklasın istemezken teneşir bile,
    kurulduğun keder tahtında,
    bu yakınmasız halin ve
    asude memnuniyetli tavrın,
    hangi mukaddes kabulden gelir,
    söyle…,

    pencereden bakar hislenirim,
    ufacık tefecik karınca insan…,
    hey hayat;
    ölüyorum an be an,
    ama sor bana neden,
    neden;
    iri tesbihler gibi akıp çenemde toplanır yaşlar,
    sabah namazından dağılan cami cemaatinin
    en arkasında kalmışlığım neden…,

  • ama neden23.02.2026 - 00:00

    XXVII
    aşk afişe olmaz,
    öyle kendi halindedir,
    ve anlaşılmak ihtiyacında da değildir,
    dağ başları mekânı,
    kendiyle kalışları sevincidir,
    zamanı dardır,
    gölge edilmeyişten başkaca bir
    ihsan da istemez kimseden,
    yakınlığı kendinedir,

    kâbe kadar yakışır heybetine siy/ah senin aşk,
    ve ah/ın vardır,
    sabah ezanları içine işlerken,
    feryâdın…,
    tek göz barakan keza koyu siyahtır,

    ah muhabbet demleri daima desturlu hekimim;
    kirpiklerinle siy/ah/a bulanmış bal rengi gözlerin,
    aşk menzilinin bağlısı ve sadakatlisidir senin…,

    ama bilirsin,
    yüze vuran keskin soğuğundan,
    ta ciğerlerde duyulan o ürpertiyle,
    atıştıran yağmura karışık,
    ve uğultusuyla sus pus ederek,
    tüm gürültülerini patırtılarını hayatın,
    kuru dallar arasından hırçın esen rüzgâra,
    hasretlerimi emanet etmek de,
    mutadım oldu benim…,

    aşk ehline cenazede gülümseyip,
    düğünde ağlayabilmek tenakuz sayılmaz,
    ki iki tarafı keskin bir efsunlu kılıçla yazılan,
    alın yazısıyla bahtıma çıkan,
    son çare tabibim…;

    ömrümden ömrün geçer ömrüme…,
    ve ah ben şimdi kederliyim,
    kendi kendine konuşan bir deliyim,
    ölüyorum senden savruluşumdan,
    ve şu halimle,
    mecburum kapına dayanmaya şiirim,
    yürek tımarhanesinden bir serseri belle beni,
    bir şair bozuntusu desen de olur,

    ey bütün rotalarımın
    sözleriyle istikamet bulduğu,
    sana attım demir
    ve varsın divânında boğulsun imlâsı kalemimin,
    ama sor bana neden,
    neden bir turuncu gülün suretiyle gelen,
    vuslat sabahının anısıyla böyle haşır neşirim…,

    ah sevgili içim söyle bana;
    bu kendimden habersizlik gafletinden,
    beni paklasın istemezken teneşir bile,
    kurulduğun keder tahtında,
    bu yakınmasız halin ve
    asude memnuniyetli tavrın,
    hangi mukaddes kabulden gelir,
    söyle…,

    ve zihnimde kandiller söndüğünde,
    kuytumdan bakınca insanlar,
    karınca misal,
    yüzümü cama yaslar izlerim onları,
    hayat;
    aynı filmi yüz milyon kez oynatır,
    herkes kendi yükünü taşır,
    sırtında aşını ve bir başınalığını kalbinde…,

    pencereden bakar hislenirim,
    ufacık tefecik karınca insan…,
    hey hayat;
    ölüyorum an be an,
    ama sor bana neden,
    neden;
    iri tesbihler gibi akıp çenemde toplanır yaşlar,
    sabah namazından dağılan cami cemaatinin
    en arkasında kalmışlığım neden…,

  • gelecek22.02.2026 - 23:58

  • volkan22.02.2026 - 23:56

  • yalnız bir opera22.02.2026 - 23:47



    ---