. .. ... kundak kokulu bebek masumluğuyla bulmak yokluğu, ve gözyaşlarıyla yürek katranını yıkamak dem be dem; zamanın sarkacında umut tohumları çatlasa, tufan sonrası durulan umman; kalpte bir ab/ı hayat katresi olsa…, ve konma/göçme aleminin ayrılıkları, için için, içine akan bir ırmak, ah kardeş payı edilen saatlerde, ömür biriktirmek, mümkünlü olaydı; ah nolaydı..., ... .. .
. .. ... kundak kokulu bebek masumluğuyla bulmak yokluğu, ve gözyaşlarıyla yürek katranını yıkamak dem be dem; zamanın sarkacında umut tohumları çatlasa, tufan sonrası durulan umman; kalpte bir ab/ı hayat katresi olsa…, ve konma/göçme aleminin ayrılıkları, için için, içine akan bir ırmak, ah kardeş payı edilen saatlerde, ömür biriktirmek, mümkünlü olaydı; ah nolaydı..., ... .. .
hangi okyanus, gel benim aziz sultanım diye seslendi ve umman yoluna çağırdı da, bu çağrının istikametine yönelmeyen kaç deniz oldu… sonuçta birbirlerinin, şu konma göçmede gurbet yolculuğunun çilesi oldukları zannı ve böyle yazılmış umman fermanı isnadı, yığma kagir bir bina kadar temelsizdir… ellerin ummana açıldığı ve gözlerin gurupta olduğu, vaktin gözeriminin altına indiği demlerde, okyanus sanıyor mu ki dualarına eşlik eden bir deniz yok içinde… ve o esnada yaşaran gözlerinden dökülen şükran katrelerinde deniz köpük köpük erimiyor…
e/y\n/ sevgili\aşk…, biz; kadim yadigâr, tuna ve nil… t\aksim görmüş bulutların altında, hürriyetleri ellerinde, avuç avuca muhibbânız biz; aydınlık kuytumuzda ikimiz biz… ki ezelden ebede birbirine akan ve ummanına hasret çeken her demde biz ikimiz, senlik ve benliksiz, \ah\
hangi okyanus, gel benim aziz sultanım diye seslendi ve umman yoluna çağırdı da, bu çağrının istikametine yönelmeyen kaç deniz oldu… sonuçta birbirlerinin, şu konma göçmede gurbet yolculuğunun çilesi oldukları zannı ve böyle yazılmış umman fermanı isnadı, yığma kagir bir bina kadar temelsizdir… ellerin ummana açıldığı ve gözlerin gurupta olduğu, vaktin gözeriminin altına indiği demlerde, okyanus sanıyor mu ki dualarına eşlik eden bir deniz yok içinde… ve o esnada yaşaran gözlerinden dökülen şükran katrelerinde deniz köpük köpük erimiyor…
. ... . sekerât halindeyken, hayatı yeniden sevdiren, ölümsüzlüğe öykündüren dost…, sefil bir divâne gibi, kıymetsizliğime katık edip sözlerini; bir bakır tastaki meyin son damlasına varıncaya kadar, içer gibi yudumluyorum…,
kömür gözlü, yoksul gecelere söyle, ölümün karanlığından artık kork/mu/yo/rum…, ... .. .
.
..
...
kundak kokulu bebek masumluğuyla bulmak yokluğu,
ve gözyaşlarıyla yürek katranını yıkamak dem be dem;
zamanın sarkacında umut tohumları çatlasa,
tufan sonrası durulan umman;
kalpte bir ab/ı hayat katresi olsa…,
ve konma/göçme aleminin ayrılıkları,
için için,
içine akan bir ırmak,
ah kardeş payı edilen saatlerde,
ömür biriktirmek,
mümkünlü olaydı;
ah nolaydı...,
...
..
.
.
...
.
turuncu ve kızıl gül yapraklarını
ebeden soldurmayacak rahmet;
ıslak kaldırımlara
yüzükoyun serilmiş ölüleri dahi
diriltebilse mesela…,
ve kendinden gayrısını bilmez kibrin,
mülevves göz pınarlarını kurutup,
nâdim bir nefesten buğu olaydı,
isli,
kasvetli kodes camlarında,
nolaydı…,
ah;
.
...
.
.
..
...
kundak kokulu bebek masumluğuyla bulmak yokluğu,
ve gözyaşlarıyla yürek katranını yıkamak dem be dem;
zamanın sarkacında umut tohumları çatlasa,
tufan sonrası durulan umman;
kalpte bir ab/ı hayat katresi olsa…,
ve konma/göçme aleminin ayrılıkları,
için için,
içine akan bir ırmak,
ah kardeş payı edilen saatlerde,
ömür biriktirmek,
mümkünlü olaydı;
ah nolaydı...,
...
..
.
anahtar kelimeler...
umman\hak... okyanus/ruh... deniz/nefs...
hangi okyanus, gel benim aziz sultanım diye seslendi ve umman yoluna çağırdı da, bu çağrının istikametine yönelmeyen kaç deniz oldu… sonuçta birbirlerinin, şu konma göçmede gurbet yolculuğunun çilesi oldukları zannı ve böyle yazılmış umman fermanı isnadı, yığma kagir bir bina kadar temelsizdir… ellerin ummana açıldığı ve gözlerin gurupta olduğu, vaktin gözeriminin altına indiği demlerde, okyanus sanıyor mu ki dualarına eşlik eden bir deniz yok içinde… ve o esnada yaşaran gözlerinden dökülen şükran katrelerinde deniz köpük köpük erimiyor…
e/y\n/ sevgili\aşk…,
biz;
kadim yadigâr, tuna ve nil…
t\aksim görmüş bulutların altında,
hürriyetleri ellerinde,
avuç avuca muhibbânız biz;
aydınlık kuytumuzda
ikimiz biz…
ki ezelden ebede birbirine akan
ve ummanına hasret çeken her demde
biz ikimiz,
senlik ve benliksiz,
\ah\
anahtar kelimeler...
umman\hak... okyanus/ruh... deniz/nefs...
hangi okyanus, gel benim aziz sultanım diye seslendi ve umman yoluna çağırdı da, bu çağrının istikametine yönelmeyen kaç deniz oldu… sonuçta birbirlerinin, şu konma göçmede gurbet yolculuğunun çilesi oldukları zannı ve böyle yazılmış umman fermanı isnadı, yığma kagir bir bina kadar temelsizdir… ellerin ummana açıldığı ve gözlerin gurupta olduğu, vaktin gözeriminin altına indiği demlerde, okyanus sanıyor mu ki dualarına eşlik eden bir deniz yok içinde… ve o esnada yaşaran gözlerinden dökülen şükran katrelerinde deniz köpük köpük erimiyor…
ercan saatçinin arakladığı şarkının aslı...
muhabbet sistemi mi, hukuk sistemi mi; içinde olunmaya değer olan...
hepimizin kendi yaşamlarımızda ve ülkemiz meselelerinde, mefkuremizdeki siyah gülleri atıp, gönlümüze beyaz papatyalar takmamızı diliyorum...
.
...
.
sekerât halindeyken,
hayatı yeniden sevdiren,
ölümsüzlüğe öykündüren dost…,
sefil bir divâne gibi,
kıymetsizliğime katık edip
sözlerini;
bir bakır tastaki meyin son damlasına varıncaya kadar,
içer gibi yudumluyorum…,
kömür gözlü,
yoksul gecelere söyle,
ölümün karanlığından artık
kork/mu/yo/rum…,
...
..
.