Kültür Sanat Edebiyat Şiir

Tuna Kafkas
Tuna Kafkas

her uçurum; bir ovaya, sevdalıdır...

  • secde20.05.2025 - 06:01

    ah ki çöllerin avareliğinde körebelik…,
    dalı yaprağı budanık kalmanın hicâbı ve,
    bini bir para etmeyecek
    ömür yangını pişmanlıklar
    gel/geç/likteyken,
    bütün bildiklerini bir okyanus nazarda unutmak
    mümkünlü;
    bir yadigâr kutsalı
    ve vaktin emaneti olaydı bu nazar…,
    nolaydı,
    her yönün çıkmazı bir secdede nihayet bulaydı;
    ah;

  • bulutları beklerken10.05.2025 - 23:59

    .
    ...
    .
    bulutların koltuk altlarından
    koyu lacivert terler damlıyor,
    sol gözümün kirpiğine,
    ki ceset kalp…;
    gözbebeğinin kapısında
    ölü bulundu,

    ayrılık…;
    yavaş adımlarla,
    hızlı bir aşkın fren izlerini
    takip etmekte…,

    oysa yaşam,
    parmak izi bırakmadan
    eldivenlerini çıkarıyor
    maktulüne tepeden bakarak,
    ve zaman durdu al işte…;
    bıktık artık, usandı millet, tiksindi insanlık,
    bu altı ok\a hainlik eden kemalistlerden,
    ruhu sömürgecilerde rehin mütedeyyinlerden ve
    genleri ipotekli devrimcilerden,
    tiyanşan kaçkınlarından,
    ve
    bilumum kurtarıcılık konforperestlerinden…,
    .
    ...
    .

  • cep08.05.2025 - 12:41

    fakirane diyorum ki;
    bir gül dalıyla nakışlayıp aşkı…,
    yedi cüceli masalın,
    içine düşen kalbimizi,
    kalabalık bir meydana,
    yağmur dualarıyla serelim,
    artık bahtına
    ve müktesebatına ne yağarsa…,

    ki gâh çenemi gâh alnımı dayadığım,
    kalp atışlarımın arasından yol açtım,
    dikenli ve yeşil bir köprüyle rabıtana,
    /ah elbistanın iftiharı,
    evet biliyorum,
    yaşam kızgın bir tavuskuşu aramızda,
    tüylerindeki gökkuşağını başımıza kakan,

    ve öyleyse sizlerde duyun ulan,
    müstafiyim artık bu,
    hayata pantolonun paçasından bakan magandaların,
    ve akşam sofrasına bir arada oturamayan
    aileliği kütükte kalmışların ve
    aşkını vatanı bilmeyen,
    gözdelik ve ikbal peşindeki
    dilberlerin davasından,
    ah;

  • beddua05.05.2025 - 18:10

    .
    ...
    .
    ara ki bulasın artık,
    yılan dilli kısaltmalarda o yaşama sevincini,
    kulağına fısıldasam
    ve bak alınma ama istanbul,
    nefesin anason ve uluorta
    döl bereketi kokuyor sokakların,
    egenin kucağına akıyor bakteri kominleri,
    gözlerimin tirilyesi,
    zeytinin karası,
    kokuşmuş ölüüüüüüüü sardalya,
    ve ha sendeki ben,
    ha bendeki sen din kardeşim,
    al sendeki beni,
    vur bendeki sana,
    karma karışık artık bizim mahalle,
    kördüğüm,
    ortaya tepside şöyle karışık yaptırıyoruz malum…,

    ve çok kutuplu/kalp kaçağı,
    elektrik akımından cereyan alan ocaklarda,
    çingene sarmaşığı ve sırnaşık
    pişkin yüzsüzlükler…,
    yanık kozada erdemler
    ve mecalsiz kelebek olmaya,
    tırtıldan iyi niyetler…,

    kabahatler olmuş birer piç ki sorma desen,
    kim bana diyor, diyor güzel kardeşim…,
    ve kimse haliyle nüfusuna almıyor;
    sittin senedir bitmeyen bakla takla devranı,
    yere bat e mi…,
    .
    ...
    .

  • Kendinizi bir dörtlükle ifade edebilir misiniz?05.05.2025 - 17:18

    .
    ...
    .
    uyudum ve düşümde,
    hep o nar ağacı…,
    öylece bana bakar,
    dallarını gözlerimden ayırmadan,
    hep o kederli nar ağacı…,

    küçüldüm rüyaya ve;
    içine girdim,
    gördüğüm en güzel bahçeydi…,
    eğildim, yerde bir eflatun ayrılığın çiçek tozları,
    eflatun çiçek tozları her yer,
    nar çiçeğim;
    senden mi süzüldü
    eflatun çiçek tozları söyle…,

    ve uyandım;
    kara boşlukta dönen,
    rengi bozulmaya yüz tutmuş,
    meymenetsiz bir dünya…,

    sabah etmiş ortalığı düşüm dedim…;
    yüzünü buruşturdu düş ve
    sabırsızlıkla bekledim geceyi,
    aklımda hep o nar ağacı,
    dalları yüreğime batan…,

    ki gözlerimi kapadım
    işte orada;
    bir turnayı seviyorum dedi...,
    ve turnam derken;
    saçıldı etrafa kızıl iri taneli göz yaşları…,
    ah;
    .
    ...
    .

  • Sonra dedim ki11.04.2025 - 02:17

    "arkanda" değil de, bitiminde mi deseydik...

    arkadaki nokta şöyle mi olurdu zahir, ...gamzeli,

    olmamış vesselam, ne kelam kelam ve de ne ara ki bulasık kibarlık, realiteden her kopmuşluk hali misal, vesselam...

  • Aziz Mahmut Hüdai10.04.2025 - 23:10

    Sadr-ı cemî'-i mürselîn sensin yâ Resûlallâh
    Rahmete'l-li'l-âlemîn sensin yâ Resûlallâh

    Nûrun sirâc-ı vehhâc âlemler sana muhtâc
    Sâhib-i tâc ü mi'râc sensin yâ Resûlallâh

    Âyine-i Rahmânî nûr-ı pâk-i Sübhânî
    Sırr-ı seb'u'l-mesânî sensin yâ Resûlallâh

    Şâhidin Leyle-i İsrâ sübhânellezî esrâ
    Câmi'-i cümle-i esmâ sensin yâ Resûlallâh

    Ey menba'-ı lutf u cûd yerin makâm-ı Mahmûd
    Yaradılmışdan maksûd sensin yâ Resûlallâh

    Cânlar içinde cânân ma'den-i ilm ü 'irfân
    Ceddim ve pîrim sultân sensin yâ Resûlallâh

    Açan râh-ı tevhîdi bulan sırr-ı tefrîdi
    Hüdâyî'nin ümmîdi sensin yâ Resûlallâh

  • Conk Bayırından esintiler19.03.2025 - 10:51

    on sekiz mart,
    yasin sütleriyle büyümüş yiğitlerin,
    bağrında yattığı topraksın sen çanakkale/m…
    sen ki şehit kuzularına yangın anaların,
    yüreklerini gökyüzüne,
    yıldız yıldız savurdukları nurlu gecesin ve
    tan yerisin imanın,
    ki küfrün karanlığını boğan kandilsin,
    sana vurulmak istenen zincirleri kıran heybetin,
    dostun gönlünde şenlik,
    düşmana iliklerinde korku oldu,
    peygamber sancağını düşürmezken elinden,
    sömürgeci vahşiler elinde inim inim inleyen,
    beyni ve kalbi köleleşmiş zavallı milletlere de ilham oldun…
    adın yaşasın sonsuza dek,
    tarihin bütün kutlu cihatlarıyla yan yana,
    geçilemesin kıyamete kadar bütün mazlumların yurdu,
    senin ruhunla dirilerek ve ibret ol,
    kahreden sabrınla,
    çağın gözü dönmüş zalimlerine,
    ki hiç solmayacak,
    kızıl gonca aşkımızsın, sen;
    türkün yurt tuttuğu her iklimde…

    habil siyami polat
    ankara, 18 mart 2009

  • hudutların kanunu13.03.2025 - 23:23

    ARA HABER


    Ellerin yurdunda çiçek açarken
    Bizim ile kar geliyor kardeşim.
    Bu hududu kimler çizmiş gönlüme?
    Dar geliyor, dar geliyor gardaşım.



    Güzel olmuş sıra sıra söğütler,
    Dağ ardında unutulmuş şehitler.
    Hürriyete seymen giden yiğitler,
    İki gidip bir geliyor gardaşım.



    Üç aylık bebekler tutuldu taşa,
    Düşmanlar geriden eyler temaşa.
    Yaratan böylesin vermesin başa,
    Zor geliyor, zor geliyor gardaşım...


    Abdurrahim Karakoç
    (1932 - 2012)

  • aşk ateşi13.03.2025 - 16:20