Kültür Sanat Edebiyat Şiir

Tuna Kafkas
Tuna Kafkas

her uçurum; bir ovaya, sevdalıdır...

  • Linguistic Terörizm28.02.2026 - 07:53

  • tek kelime türkçe bilmeyen yaşlı kürt kadını28.02.2026 - 07:45

  • Kürtçenin ikinci resmi dil olması28.02.2026 - 07:38

  • Eurovision'a Kürtçe bir şarkıyla katılmak28.02.2026 - 07:35

  • Dağlara sevdalı olmak28.02.2026 - 07:33

    sevgili\aşk, ah;
    çok uzaktaydım sahilden ve
    kelam/ı kadim gırtlaklı küheylan,
    türkçe/arapça/ingilizce konuşurken,
    keklik olma güvercin ol dedi bana
    yine merhametinden, oysa
    vahşet dolu bu alemde en olmadı
    atmaca kesilmem elzemdi…,

    üzerine yağmur çiseleyen
    bir eski zaman bedestenindeydim,
    idrakime iyi gelecek şifalı bitkiler,
    eczalar arıyordum aktar aktar;
    sen garibin sırtındaki mintan ile
    yoksulun sofrasındaki çorbanın
    buğusu kadar azizsin hekimim;

    ve aşk, bacak kadar çocuksun
    hep/hep oyuncaksız,
    gurebanın doğum günü kadar münzevi
    ve ölüm anı gibi tenha gelensin sen,
    kabukta yara; külde kor aşk…,

    okyanuslar altındaki mercanların
    su yüzüne çıkan inlemeleri kadardı
    halime şikâyetim, suskun ve kırgındım
    en çok da kendime…,
    ve kuruyordu yaprak yaprak bahar gözümde,
    lisansız kalmıştım ve sürgüne yollanmış
    bir sicili bozuktum,

    bu arada,
    şekersiz içerim çayımı cam bardakta gelirse eğer,
    kulplu bardaktaysa çayım, çift şeker atarım,
    tutsaklıktan ölümle kurtulan ruhlar gibi
    ferah mekanları severler şekerler,
    şekerler çift şekerler, dibe çöke çöke
    eriyen şekerler, boğazımda düğüm
    düğüm şekerler ah…,

    ey eylül;
    süzül de içime güz, üz beni
    yoksun... yine yok,
    ihtiyar bir deniz çalkalanır gözlerimde,
    ve aldığım her nefes
    kalbimin kayalarına çarpan
    köpük köpük su...,

  • Dağlara sevdalı olmak28.02.2026 - 07:31

    sevgili\aşk, ah;
    çok uzaktaydım sahilden ve
    kelam/ı kadim gırtlaklı küheylan,
    türkçe/arapça/ingilizce konuşurken,
    keklik olma güvercin ol dedi bana
    yine merhametinden, oysa
    vahşet dolu bu alemde en olmadı
    atmaca kesilmem elzemdi…,

    üzerine yağmur çiseleyen
    bir eski zaman bedestenindeydim,
    idrakime iyi gelecek şifalı bitkiler,
    eczalar arıyordum aktar aktar;
    sen garibin sırtındaki mintan ile
    yoksulun sofrasındaki çorbanın
    buğusu kadar azizsin hekimim;

    ve aşk, bacak kadar çocuksun
    hep/hep oyuncaksız,
    gurebanın doğum günü kadar münzevi
    ve ölüm anı gibi tenha gelensin sen,
    kabukta yara; külde kor aşk…,

    okyanuslar altındaki mercanların
    su yüzüne çıkan inlemeleri kadardı
    halime şikâyetim, suskun ve kırgındım
    en çok da kendime…,
    ve kuruyordu yaprak yaprak bahar gözümde,
    lisansız kalmıştım ve sürgüne yollanmış
    bir sicili bozuktum,

    bu arada,
    şekersiz içerim çayımı cam bardakta gelirse eğer,
    kulplu bardaktaysa çayım, çift şeker atarım,
    tutsaklıktan ölümle kurtulan ruhlar gibi
    ferah mekanları severler şekerler,
    şekerler çift şekerler, dibe çöke çöke
    eriyen şekerler, boğazımda düğüm
    düğüm şekerler ah…,

    ey eylül;
    süzül de içime güz, üz beni
    yoksun... yine yok,
    ihtiyar bir deniz çalkalanır gözlerimde,
    ve aldığım her nefes
    kalbimin kayalarına çarpan
    köpük köpük su...,

    bağrı dağlanmış al kırmızı gül;
    içine kapanık bütün yapraklarıyla
    ve mürefte rüzgârlarından mahrum,
    nefessiz ve bir kenarda sessizce,
    uçurum gözlerinden bakar kan çanağı
    mühür nazarlarla zeytin çağlasına,
    kanatları hüzün taşıyan, yazgısına
    deniz kabukları ve kalbi kırık çakıllar
    toplayan bir ana kuzusu düşer incir dalından
    ve babasının ciğerparesi bir melek ağlar
    mülke dökülen göz yaşlarıyla,

  • Dağlara sevdalı olmak28.02.2026 - 07:30

    sevgili\aşk, ah;
    çok uzaktaydım sahilden ve
    kelam/ı kadim gırtlaklı küheylan,
    türkçe/arapça/ingilizce konuşurken,
    keklik olma güvercin ol dedi bana
    yine merhametinden, oysa
    vahşet dolu bu alemde en olmadı
    atmaca kesilmem elzemdi…,

    üzerine yağmur çiseleyen
    bir eski zaman bedestenindeydim,
    idrakime iyi gelecek şifalı bitkiler,
    eczalar arıyordum aktar aktar;
    sen garibin sırtındaki mintan ile
    yoksulun sofrasındaki çorbanın
    buğusu kadar azizsin hekimim;

    ve aşk, bacak kadar çocuksun
    hep/hep oyuncaksız,
    gurebanın doğum günü kadar münzevi
    ve ölüm anı gibi tenha gelensin sen,
    kabukta yara; külde kor aşk…,

    okyanuslar altındaki mercanların
    su yüzüne çıkan inlemeleri kadardı
    halime şikâyetim, suskun ve kırgındım
    en çok da kendime…,
    ve kuruyordu yaprak yaprak bahar gözümde,
    lisansız kalmıştım ve sürgüne yollanmış
    bir sicili bozuktum,

    bu arada,
    şekersiz içerim çayımı cam bardakta gelirse eğer,
    kulplu bardaktaysa çayım, çift şeker atarım,
    tutsaklıktan ölümle kurtulan ruhlar gibi
    ferah mekanları severler şekerler,
    şekerler çift şekerler, dibe çöke çöke
    eriyen şekerler, boğazımda düğüm
    düğüm şekerler ah…,

    ey eylül;
    süzül de içime güz, üz beni
    yoksun... yine yok,
    ihtiyar bir deniz çalkalanır gözlerimde,
    ve aldığım her nefes
    kalbimin kayalarına çarpan
    köpük köpük su...,

    bağrı dağlanmış al kırmızı gül;
    içine kapanık bütün yapraklarıyla
    ve mürefte rüzgârlarından mahrum,
    nefessiz ve bir kenarda sessizce,
    uçurum gözlerinden bakar kan çanağı
    mühür nazarlarla zeytin çağlasına,
    kanatları hüzün taşıyan, yazgısına
    deniz kabukları ve kalbi kırık çakıllar
    toplayan bir ana kuzusu düşer incir dalından
    ve babasının ciğerparesi bir melek ağlar
    mülke dökülen göz yaşlarıyla,

    köpüklerin ufaladığı her gün,
    biraz daha, biraz daha, biraz daha
    hayat kumbarasına yılları atar,
    sen ve ben darda kalmış
    iki fukara yoksulsak yoksuluz,
    ama unutma;
    her uçurum bir ovaya sevdalıdır,

  • anlatmalıymış meğer28.02.2026 - 07:26

  • antropojen bozkır28.02.2026 - 07:24

  • aksiyon28.02.2026 - 07:22