Kültür Sanat Edebiyat Şiir

Tuna Kafkas
Tuna Kafkas

her uçurum; bir ovaya, sevdalıdır...

  • Yemin etsem başım ağrımaz01.03.2026 - 07:38

  • Düğün evi gibi01.03.2026 - 07:33

  • PKK daki ABD silahları01.03.2026 - 07:25

  • nevî şahsına münhasır01.03.2026 - 07:23

  • amor01.03.2026 - 07:21

    .
    ...
    .
    şu beyanlarım deklarasyonum olsun ki insanlığa,
    vardığım menzillerden biri de ey yâren,
    aşkta talepsiz olmaktı…;
    ama biliyorum,
    içgörünün tebliğini;
    benliği bilmek isteğidir kavuran o meşhur ben/i…,
    ve hakikatine ermek istemektir yakıcı olan özünde
    ortadaki, tüm medeniyet mefkûrelerinde,
    oysa marifet eriyebilmek emelidir zerrelikte…,
    ve tepeden tırnağa niyaza değer olan da budur,
    anlıyor musun dilimi…,

    ki dingin bir gölün sularında,
    nazlı nazlı süzülerek yüzen
    bir kuğu zarafetiyle,
    geldin ömrüme sen hekimlerin hekimi…,

    bakışlarım bulanıktı,
    ve derinliğini su sarmaşıkları sarmıştı,
    sense yok diyordun gözlerime bakarak
    böyle bir renk, yok…;

    içi yünden ve yumuşak,
    dışı, dokunulduğunda kadife hissi veren,
    süet ve dikişleri gizli olmayan ve sağlam,
    bir eldiven kadar muhtacım sohbetine…,
    bu muhabbetten yana buzul çağın ıssızlığında ve,
    bu ayaz iklimlerin, aldığım her soluğunda,
    sana, varlığına ve pratisyen kalmışlığına…,
    ah;

    amor;
    m
    o
    r,
    diye bir olgu var batının lisanında,
    ve karartma altında asırlardır,
    yine batının kendi kancıklığında…,
    peki o halde,
    artık söndürün ışıkları doğuda da madem,
    ki içimden geçen radyasyon,
    kalbimi röntgenliyor...,
    ve yahuda ağacı astım,
    kalbimin yedi stent takılmış kollarına,

    /bir kelebeğin ömrü kadardı;
    sabırsız ve güzel erguvanın baharda,
    yapraklanmadan çiçeklenmesi
    ve sığdırabilirdi esrarlı demleri
    o kısa ve büyülü zamana/

    bir parantezli iç ses daha işte,

    ve o erguvan ağacının,
    mor salkımları kadar,
    koyuydu göz halkalarım
    yokluğunda…,

    o halde;
    asıyorum kalbimi
    ben de zamansız,
    a/mor/a çalan dallarına
    ve erguvan tebessümüne,
    aşkta üstadım senin…,

    ki kısa,
    çabuk ve hareketli,
    aceleci, sabrı kıt,
    fakat görkemli ve heybetli,
    ve ahir zaman baharı gibi,
    hemen geçmek üzre
    bilirsin erguvan zamanı…,
    ah;

  • ne mutlu türküm diyene01.03.2026 - 07:16

  • vurgu koymak01.03.2026 - 07:16

  • Madem ölüme çare yok ne yapmalıyız?01.03.2026 - 07:11

  • hoppala01.03.2026 - 07:04

  • divan-ı hikmet 01.03.2026 - 06:53