oysa yaşam, parmak izi bırakmadan eldivenlerini çıkarıyor maktulüne tepeden bakarak, ve zaman durdu al işte…; bıktık artık, usandı millet, tiksindi insanlık, bu altı ok\a hainlik eden kemalistlerden, ruhu sömürgecilerde rehin mütedeyyinlerden ve genleri ipotekli devrimcilerden, tiyanşan kaçkınlarından, ve bilumum kurtarıcılık konforperestlerinden…,
ki her sevda bir veda bilirsin, affet beni, yine yalnızlığa veda zamanı…, yazarken bu şiirimsi şeyleri, kelimelerim tek tek canıma batıyor, harflerim içimin kuyusunda ağlıyor, kalbimde bir serseri mayın patlıyor, içimin labirentinde yüzün beliriyor, ve beynimin kıvrımlarında, çapalı lisanının azarları dolanıyor…, ah;
beyzade enderûnu halkalayan kapıların, ve zarif mavi camiinin, derin ayasofyanın, kubbeleri, kilit taşları, revakları geçiyorken gözlerimin önünden; filika kılıklı bir teknede, çağın mahyasına dizilmiş dört kandili düşünüyor ve geleceğe bakıyordum…,
bahar gibiydi hava ama, dijital devrin kuzuları ne de olsa, martı kanadının yeliyle bile üşüyordular; ayaz görmüş, bağrı yufka bir babanın yüreğindeki, sızıdır aşk…, ah,
oysa yaşam,
parmak izi bırakmadan
eldivenlerini çıkarıyor
maktulüne tepeden bakarak,
ve zaman durdu al işte…;
bıktık artık, usandı millet, tiksindi insanlık,
bu altı ok\a hainlik eden kemalistlerden,
ruhu sömürgecilerde rehin mütedeyyinlerden ve
genleri ipotekli devrimcilerden,
tiyanşan kaçkınlarından,
ve
bilumum kurtarıcılık konforperestlerinden…,
ki her sevda bir veda bilirsin,
affet beni,
yine yalnızlığa veda zamanı…,
yazarken bu şiirimsi şeyleri,
kelimelerim tek tek canıma batıyor,
harflerim içimin kuyusunda ağlıyor,
kalbimde bir serseri mayın patlıyor,
içimin labirentinde yüzün beliriyor,
ve beynimin kıvrımlarında,
çapalı lisanının azarları dolanıyor…,
ah;
---
beyzade enderûnu halkalayan kapıların,
ve zarif mavi camiinin,
derin ayasofyanın,
kubbeleri, kilit taşları, revakları geçiyorken
gözlerimin önünden;
filika kılıklı bir teknede,
çağın mahyasına dizilmiş dört kandili düşünüyor
ve geleceğe bakıyordum…,
bahar gibiydi hava ama,
dijital devrin kuzuları ne de olsa,
martı kanadının yeliyle bile üşüyordular;
ayaz görmüş,
bağrı yufka bir babanın yüreğindeki,
sızıdır aşk…,
ah,