Kültür Sanat Edebiyat Şiir

Tuna Kafkas
Tuna Kafkas

her uçurum; bir ovaya, sevdalıdır...

  • sevgili03.03.2026 - 10:58

  • Kara03.03.2026 - 10:50

  • buldum bilemedim, bildim bulamadım03.03.2026 - 10:14

  • tutucu03.03.2026 - 10:12

    Tutucu

    ki tutucu bir adamım ben çok doğru,
    bir yol tuttu mu;
    geriye çevrilmem öyle kolay kolay,
    ama yalnız,
    geri çevrilmenin muhabbete gitmek,
    anlamına geldiğine inanırsam,
    yön tanımaz olurum ve kararır gözlerim,

    evet;
    çizgisi orta yerde,
    bağnazıyım gerçek hayatın…,
    peki şimdi söyle güzel kardeşim,
    tam olarak sen neredesin,
    bak kaç ömürdür buradayım,
    bu denizin karşısında…,
    ve ne kadar zaman oldu,
    yine hiçliğimle bekliyorum,
    kıpırdamadan, eylemsiz seni…;
    intiharı seçmiş bir balina kadar ölü,
    kıyıya vurmuş ve cansız…,

    denizdeyim…,
    tam karşısında,
    kıpırtısızlığını delecek ilk dalgayı yakalamak için,
    gözlerimi kırpmadan bekliyorum…,
    kafamı kaldırıp bir an göğe baksam,
    yine orada kim olsa bilir,
    o şımarık,
    tembel ve inatçı bulut…,

    sahi şu içi geçmiş dünyanın tepesindeki
    bulutlar renk değişmez mi hiç,
    hep o puslu gri,
    /kaç gündür aralıksız yağan rahmetten/
    ki bir iç ses daha evet,
    sıkılmaz mı hiç bu inatçı bulut çakılı kalmaktan,
    ve hep aynı hoşnutlukta…;

    renklerden gri, gri, gri,
    kaç fitten bana bakar sorsan,
    /hey;
    hep maviyi bekleyen,
    /çekil aşağımdan;
    ki deniz suyu,
    köpük,
    bulanık burnumun ucu…;

  • prova03.03.2026 - 10:10

    Prova

    yirmi dört ayardır o şubat ikindisi,
    bir meydan yeridir,
    o gün bir,
    o gün ki bir meydan okumadır ve
    bir ateş düşmesidir yüreğimize,
    suya kanamadan ırmak kenarından
    çekilen bir karaca gibi,
    ve bir yaz yağmuru gibi ve
    bir konma göçme dünyası misali,
    geldin geçtin meydanın üstünden
    bir kümülüsmüş gibi…,
    oysa ne hakikatli bir realite
    ve mutlaktın sen, denizin kum
    taneleri adedince ve gezegenler
    kadar bir/e işaret eden,

    ve bir not düş/üş daha…,
    geçmiş senelerden birinde yine bu vakitlerdeydim ve
    bir hastane koridorunun sekerat
    ve illüzyon dolu duvarları arasında
    volta atıyordum;
    dışarıda, dağ yamaçlarında,
    ekin tarlaları yeşeriyordu,
    içim kadar…,

    şimdiyse yokluğunda hayat,
    aşkın yitiminde,
    hiç izlenmeyecek bir gösterinin
    provasına dönüşüyor,

    sevgili\aşk, ah;

  • eros03.03.2026 - 10:09

    eros

    ve okunu esas kendi kalbine fırlatan aptal eros,
    aşkın kerpeteniyle söküyorum mitolojik çivilerini,
    tek tek...,
    şimdi öp o çivi izlerini
    bir bir...,
    ve seni; artık şizofren bir bulutun
    kendini astığı göğe teslim ediyorum...,

  • efsun03.03.2026 - 10:08

    Efsun

    ki muhabbet demlerinde,
    nice mücerred hatıralarda gördük ki,
    bizi biz bile ayıramayız; bizi biz bile…,
    yakınlarından izinsiz nakli yasal
    morgdaki ölü gözlerinde,
    kornea ile retina gibi…,

    yeri göğe katan bir doğal afet misal,
    geçtin başımıza ey aşk…,
    ve mest olmuş /kanıyoruz/
    dünyanın gözyaşlarıyla,
    hayat sürme narkozu altında…,

    ne panik ne de şaşkınlık içindeydik,
    sanki saatlerimizi kurmuş,
    bekliyor gibiydik olacakları,
    kalplerimiz ve sadrımız genişti
    ve dayanma güçlüğü çekmiyorduk
    olanlara ki,

    gariptir; içinde bulunduğu yerde bile,
    yitiği de olabiliyor insan kendi yüreğinin,
    ve ah termal,
    kayaaltı dilek çeşmesinden akmamıştır
    senden aktığı kadar,
    şifa suları,

    dut pekmeziyle tahinin
    birbirine karışmasıdır aşk ki,
    yeniden ayrı ayrı
    dile damağa konmayan…,
    ki gerekmiyor bir çuval
    keçiboynuzunu çiğnemek de seninle,
    bir damla bal/şeker tadı için,
    ve senin gül bahçesine sinen kokun,
    hazan sesli nefesin de yetiyor
    doymak ve doydukça acıkmak için…,

    ışıltıların yıldız yıldız sarıyor dört bir yanı,
    ve göz gözü görmüyor,
    gönül gönüle baktıkça…,
    al çift kutupluluğumu ver migrenini;
    canına sahip çıkmak asıl,
    muhibana canını vermektir…,
    ki aşk can vermek değil,
    aşk; can içinde can olabilmek,
    tek can kalabilmek ve
    kaybedip kaybedip sayısızca
    bulabilmektir yitirdiğini…,

    âdem ve havvanın yasak meyvaya uzanırken,
    aşkın ellerinden tuttuğu o an,
    bir kadir gecesine denk gelmiş olabilir mi…,
    ki hatırlıyorum, bu soruyla secdedeydim,
    ve kıble ne yönde deseler bilmiyordum,
    ki yönüm bir siy/ah güle bakıyordu,
    üstünden gözümü hiç ayıramadığım,
    ve o secdeye kapanışta toprağını öptüğüm,
    o siy/ah güledir meftunluğum…,
    ah;

    azarlarının tadı nasıl da kekremsi,
    nasıl bir değer vermektir bu ve o nasıl
    kıyamamak, her bir kelimesi ben/de,
    seni seviyorum diye haykıran,
    o mecnûnca basılan küfürleri anlamak ki
    evet efsunlu bir sevinçtir,
    ve o kem sözler birer umut olur an gelir,
    en içe saplanan…,

  • akis03.03.2026 - 10:06

    akis

    ve aşk;
    merhametinden sevgiye büründü zamanla,
    ardında bin bir renk cümbüşü ve
    solar döngü izi bırakarak yadigâr…,
    çileyi ve hasreti
    sevgiye emanet edip,
    cellat olmak yerine hayata,
    hayat verdi, bir fakir cömertliğiyle,
    ölmüşlüğünden habersiz dirilere…,

    ve barıştı aşk küslükleriyle,
    taşkınlıkların yerini aldı delişmen duyuşlar,
    kıyametleri koparan uğultusuyla,
    arsız dünyanın bütün inlerine kadar çağlarken,
    bir duru dağ çeşmesi olup,
    hayata karışmak istedi ve
    bilirsin işte sonrasında,
    zakîrle/şakîrin halini…,
    ki,
    yaralı insanlar
    hemen tanır birbirini bilirsin,
    kabuklara aşina kabukları zira…,
    ah;

    püskül püskül saçaklarını
    bulutlar arasında yolan,
    bir uçurtmayım bugün gece/de yine
    ve o garipliği bilinmez
    gûrebadanım…,

    kanıyorum heceleyerek adını,
    süklüm püklüm saklanıyor yalandan tebessüm
    yüzümün gergefine,
    rengi turuncuya çalan gül nakışlı
    ilk muhabbet ikramını,
    kitliyorum birbirine kirpiklerimde sımsıkı...,
    hem kaçamak bir gülüşüm,
    ve hem ağlıyor yastığımda bir külçe,
    kesik kesik ve yutkunarak
    hıç/kırık/sız…,

    belki, yalnız bir sokak lambasıyım,
    ve acizim aydınlatmaktan karanlığımı…,
    belki, başı olmayan bir duvarım ve,
    illegal asılmış afişleri söküyorum üzerimden…,
    diyorum ya, alnını duvara dayamış,
    yalnız bir sokak lambasıyım belki...,
    ah;

    bir körpenin peçeli yüzü kadar saklı bir hüzünle,
    dikine dikine gidiyorum yüreğimin
    ve çağın çöplük kalbine tahammül harcım değil…,
    gel gör ki,
    hale bakar mısın dediğim şu hale isyana ve
    ayaklanmaya hazırlıklaraysa
    dermansızım…,
    ama işte düşüyor umutvar bir gül yaprağı daha
    ılık bir mevsime akisler çizerek...,
    ah;

  • kendini devrimci yetiştirmek03.03.2026 - 08:31

  • Geber Ulan03.03.2026 - 08:25