Sakarya'daki çay ocakları ve çıtır çıtır Ankara Simidi.. Gerçi günümüzde simit sarayları oldu ya isimleri..yine de Selanik Cad. ve Sakarya'da sabahın ilk saatlerinde çay simit ve peynir..
Enterasan diyaloglar kaldı mı ki? Her yer bununla dolu..chat dili..TV..radyo programları.. sokaktaki konuşmalar..gençlerin kullandığı dil...saymakla bitmez..
İki çeşit ağaç vardır. Birisi ormandaki ağaç, ötekisi açıklık kırda tek başına duran ağaç.
Kırdaki tek başına ağaç ilk bakışta göze çarpar. İlk bakışta insanı hayrete düşürür. Fakat bir bakarsınız, iki bakarsınız, gözünüz gitgide alışır ona. Onun yalnızlığındaki 'kahramanlık' gitgide kaybolur, gitgide mahzunlaşır. Biraz daha dikkat ederseniz tek başına kırda duran ağacın bütün basit faciası gözümüzün önünden geçer. O, kirin dümdüz açıklığında komikleşir. Kışın sıska kollarıyla bir başına titreyen, yazın bir avuç gölgesinin başında neyi ve neden beklediğini bilmeden dikilip duran bu tek ağaç zavallıdır.
Ormandaki ağaç, kırdaki ağacın büsbütün tersidir. İlk bakışta gözünüze çarpmaz. Fakat onun güzelliğini her bakışta biraz daha anlarsınız. Bütün ormanın ahenginde o ahengi tamamlayarak fakat ferdiyetinden kaybetmeyerek yaşamaktadır. Orman onu, o ormanı güzelleştirir; kuvvetleştirir. Kışın, kolları öteki kolların yanında olduğu için onda üşümenin komikliği yoktur. Yazın, gölgesi öteki gölgelerden ayrı, fakat öteki gölgelere karıştığı için bir büyük yeşil serinliğin kaynağı halindedir.
İki çeşit ağaç vardır, dedim. İki çeşidini de yazdım. İsterim ki, oğlum ormandaki ağaca benzesin.
Gülümse
Gülümse hadi gülümse
Bulutlar gitsin
Yoksa ben nasıl yenilenirim
Hadi gülümse
Belki şehre bir film gelir
Bir güzel orman olur yazılarda
İklim değişir akdeniz olur
Gülümse
Tut ki karnım acıktı
Anneme küstüm
Tüm şehir bana küstü
Bir kedim bile yok
Anlıyor musun
Hadi gülümse
Sazlarım vardı
Irmaklarım vardı
Çakıl taşlarım vardı benim
Ama sen başkasın
Anlıyor musun
Başkasın
Belki şehre bir film gelir
Bir güzel orman olur yazılarda
İklim değişir akdeniz olur
Gülümse
.
.
Sakarya'daki çay ocakları ve çıtır çıtır Ankara Simidi..
Gerçi günümüzde simit sarayları oldu ya isimleri..yine de Selanik Cad. ve Sakarya'da sabahın ilk saatlerinde çay simit ve peynir..
Enterasan diyaloglar kaldı mı ki?
Her yer bununla dolu..chat dili..TV..radyo programları..
sokaktaki konuşmalar..gençlerin kullandığı dil...saymakla bitmez..
Ağaç
Nazım Hikmet'in kişilikler üzerine yazısı..
İki çeşit ağaç vardır. Birisi ormandaki ağaç, ötekisi açıklık kırda tek başına duran ağaç.
Kırdaki tek başına ağaç ilk bakışta göze çarpar. İlk bakışta insanı hayrete düşürür. Fakat bir bakarsınız, iki bakarsınız, gözünüz gitgide alışır ona. Onun yalnızlığındaki 'kahramanlık' gitgide kaybolur, gitgide mahzunlaşır. Biraz daha dikkat ederseniz tek başına kırda duran ağacın bütün basit faciası gözümüzün önünden geçer. O, kirin dümdüz açıklığında komikleşir. Kışın sıska kollarıyla bir başına titreyen, yazın bir avuç gölgesinin başında neyi ve neden beklediğini bilmeden dikilip duran bu tek ağaç zavallıdır.
Ormandaki ağaç, kırdaki ağacın büsbütün tersidir. İlk bakışta gözünüze çarpmaz. Fakat onun güzelliğini her bakışta biraz daha anlarsınız. Bütün ormanın ahenginde o ahengi tamamlayarak fakat ferdiyetinden kaybetmeyerek yaşamaktadır. Orman onu, o ormanı güzelleştirir; kuvvetleştirir. Kışın, kolları öteki kolların yanında olduğu için onda üşümenin komikliği yoktur. Yazın, gölgesi öteki gölgelerden ayrı, fakat öteki gölgelere karıştığı için bir büyük yeşil serinliğin kaynağı halindedir.
İki çeşit ağaç vardır, dedim. İki çeşidini de yazdım. İsterim ki, oğlum ormandaki ağaca benzesin.
Gül dalında öten bülbülün olsam..
Ötsem yanık yanık gönlüne konsam..
kumsal ve sahile vuran dalga sesleri..
eğlenceli..
Günde bir fincan..vazgeçemediğim...
Hele de kar yağdığında...
İlistir kullanılarak yapılmış avize..
Toplum bu derece kirlendikten; sonra çevre nasıl kirlenmesin...