. ... ..... tevatürlerden ç\alıntı muhabbetim, tuzaksın bana bilirim anlam haritama uzanan sözcüklerinle, ki işte, uyuyor omzumda; yorgun aşk ki, bilmecesi avucunda…, ..... ... .
. ... ..... zahir kaidesi tanımazdı muhabbetin, ki benim ötelediklerimse, uslu durmuyordu daim, soytarı ve günübirlik akan, bu sokak kumpanyalı cemiyet denen sirkin, ve bu sevda çukurunda düşe kalka, bulanmıştık bir kere kırmızısına, arsız ayıpsız muhabbetin…, ..... ... .
. ... ..... bu karda kışta tabanları ılıcak ayakkabılarım teşekkür ederim size, boğazımı saran kabanımın düğmeli yakası, çenemi ısıttığın için teşekkürler, eyvallah namazım, birkaç huzurlu nefes veren bir miktar virdim, vefalı yâren sohbetin için sana da, sana da teşekkür ederim, arkadaş aşk…, ..... ... .
. ... ..... öyle ya, araya aylar girmişti, ayakta kalabilmek için sokak telefonunun ahizesine sımsıkı tutundum ellerin saya saya, içim yanarken donuyordu ellerim, buza kesmiş bir kentin şubatında…, ..... ... .
. ... ..... şiirsiz kalmışsın şair sen meğer mevsimlerdir, inkâr ederek, bastırarak, hafızandan silerek yaşadıklarını, derine kaçışla kurtardın sanıyorsan paçayı yanılıyorsun, derinde, daha derinde de kalabilsen, yaş aldıkça iç, iç çekeceksin hep o arada bir gün uzayan, şubatı gösterdiğinde takvimler…, hasılı mezara kadar benimle geleceksin, sen eski lügat; ötesini hangi ölmeyen bilsin ki aşk…, ..... ... .
.
...
.....
sevgili hatırı yükseğim;
peki ört üstünü varış noktasız
güzerg\ah\lı gezilerin,
ve var kutsaya dur bakalım merhametinle,
ırak düşmeyi...,
ki ağır yüküm kendimden,
ve sesin kaç zamandır uzakta kaldı,
sesimden…,
ah kalbim;
öpüyorum alnından…,
incir yaprağının güçlü damarlarındaki
sütlü gözyaşı kadar duru bir muhabbetle,
sevdim ben seni;
senin mazlumu sevmeye mütemayil tavrını,
ve zalime kin tutuşundaki ince ayarını,
bu kadar açık...,
anne sütü kadar ak ve
büyümek kadar kara...,
sevdim seni,
ah;
.....
...
.
.
...
.....
tevatürlerden ç\alıntı muhabbetim,
tuzaksın bana bilirim anlam haritama uzanan sözcüklerinle,
ki işte, uyuyor omzumda;
yorgun aşk ki,
bilmecesi avucunda…,
.....
...
.
.
...
.....
zahir kaidesi tanımazdı muhabbetin,
ki benim ötelediklerimse,
uslu durmuyordu daim,
soytarı ve günübirlik akan,
bu sokak kumpanyalı cemiyet denen sirkin,
ve bu sevda çukurunda düşe kalka,
bulanmıştık bir kere kırmızısına,
arsız ayıpsız muhabbetin…,
.....
...
.
.
...
.....
tekrar hoş geldin göz çukurlarıma çöken mahzunluk,
hüzünle en diplerden temizlenen yaradanın evi,
kalbim;
selam sana,
safalar getirdin kederinle,
mevladan ihsan insan yüzüm,
buyurun baş köşeye aziz anılar…,
.....
...
.
.
...
.....
bu karda kışta tabanları ılıcak ayakkabılarım
teşekkür ederim size,
boğazımı saran kabanımın düğmeli yakası,
çenemi ısıttığın için teşekkürler,
eyvallah namazım,
birkaç huzurlu nefes veren bir miktar virdim,
vefalı yâren sohbetin için sana da,
sana da teşekkür ederim,
arkadaş aşk…,
.....
...
.
.
...
.....
ve şimdi lavantalar serpiliyor bembeyaz kefenine ki
çek içine kokusunu,
çözülsün buzların aşk…,
.....
...
.
.
...
.....
öyle ya,
araya aylar girmişti,
ayakta kalabilmek için sokak telefonunun ahizesine
sımsıkı tutundum ellerin saya saya,
içim yanarken donuyordu ellerim,
buza kesmiş bir kentin şubatında…,
.....
...
.
.
...
.....
şiirsiz kalmışsın şair sen meğer mevsimlerdir,
inkâr ederek, bastırarak, hafızandan silerek yaşadıklarını,
derine kaçışla kurtardın sanıyorsan paçayı yanılıyorsun,
derinde, daha derinde de kalabilsen,
yaş aldıkça iç,
iç çekeceksin hep o arada bir gün uzayan,
şubatı gösterdiğinde takvimler…,
hasılı mezara kadar benimle geleceksin,
sen eski lügat;
ötesini hangi ölmeyen bilsin ki aşk…,
.....
...
.