çok üzülerek söylemek zorundayım ki; olması gerekenden çok az insan elinden geleni yapıyor, fiilen en az iki cepheye yüzlerce fraksiyona bölünmüş bir ülkede başka türlüsünü beklemek de saflık olurdu zaten..,
herkes o kadar öngörülü, büyük tespitlerin ve yanılmaz kestirimlerin insanı olmuş ki,
farklı dünya görüşleri olan insanların birbirinden savruluşları o derecelere kadar gitmiş ki,
insanlar insanlara birbirine vatan olmak, yurt olmak, ufuk olmaktan o kadar uzaklarda bir yerlerde hayat sürüyorlar ki,
şu son deprem sonrası görebildiklerim ve insan ilişkilerinde ve yaklaşım biçimlerindeki niyet ve hal okumalarım itibariyle, en vasat seviyedeki insani erdemler bile öylesine kişisel algıların emrine verilmiş ve öyle usta işi yorum ve tevil ediliyor ki, kendi nam ve hesaplarına...,
hasılı bu tarihi deprem bile insanları kendine getirmek bir yana, alabildiğine defolarını ortalığa saçıp savurmuş gibi geliyor bana...
İnsan olmayanları zaten muhatap alamayız da; ki hayvanlar insanlardan daha merhametli olduklarını gösterip dururken, kendinize gelin sevgili muhalifler… kendimize gelelim… durum hiçbirimizin bildiği gibi değil ve yapacak çok işimiz var… adam yerine konulmayan gençlerin gösterdiği reflekse bakalım ve hiç değilse gençlerden utanalım…
çok üzülerek söylemek zorundayım ki; olması gerekenden çok az insan elinden geleni yapıyor, fiilen en az iki cepheye yüzlerce fraksiyona bölünmüş bir ülkede başka türlüsünü beklemek de saflık olurdu zaten..,
herkes o kadar öngörülü, büyük tespitlerin ve yanılmaz kestirimlerin insanı olmuş ki,
farklı dünya görüşleri olan insanların birbirinden savruluşları o derecelere kadar gitmiş ki,
insanlar insanlara birbirine vatan olmak, yurt olmak, ufuk olmaktan o kadar uzaklarda bir yerlerde hayat sürüyorlar ki,
şu son deprem sonrası görebildiklerim ve insan ilişkilerinde ve yaklaşım biçimlerindeki niyet ve hal okumalarım itibariyle, en vasat seviyedeki insani erdemler bile öylesine kişisel algıların emrine verilmiş ve öyle usta işi yorum ve tevil ediliyor ki, kendi nam ve hesaplarına...,
hasılı bu tarihi deprem bile insanları kendine getirmek bir yana, alabildiğine defolarını ortalığa saçıp savurmuş gibi geliyor bana...
İnsan olmayanları zaten muhatap alamayız da; ki hayvanlar insanlardan daha merhametli olduklarını gösterip dururken, kendinize gelin sevgili muhalifler… kendimize gelelim… durum hiçbirimizin bildiği gibi değil ve yapacak çok işimiz var… adam yerine konulmayan gençlerin gösterdiği reflekse bakalım ve hiç değilse gençlerden utanalım…
çok üzülerek söylemek zorundayım ki; olması gerekenden çok az insan elinden geleni yapıyor, fiilen en az iki cepheye yüzlerce fraksiyona bölünmüş bir ülkede başka türlüsünü beklemek de saflık olurdu zaten..,
herkes o kadar öngörülü, büyük tespitlerin ve yanılmaz kestirimlerin insanı olmuş ki,
farklı dünya görüşleri olan insanların birbirinden savruluşları o derecelere kadar gitmiş ki,
insanlar insanlara birbirine vatan olmak, yurt olmak, ufuk olmaktan o kadar uzaklarda bir yerlerde hayat sürüyorlar ki,
şu son deprem sonrası görebildiklerim ve insan ilişkilerinde ve yaklaşım biçimlerindeki niyet ve hal okumalarım itibariyle,
en vasat seviyedeki insani erdemler bile öylesine kişisel algıların emrine verilmiş ve öyle usta işi yorum ve tevil ediliyor ki, kendi nam ve hesaplarına...,
hasılı bu tarihi deprem bile insanları kendine getirmek bir yana, alabildiğine defolarını ortalığa saçıp savurmuş gibi geliyor bana...
İnsan olmayanları zaten muhatap alamayız da; ki hayvanlar insanlardan daha merhametli olduklarını gösterip dururken, kendinize gelin sevgili muhalifler… kendimize gelelim… durum hiçbirimizin bildiği gibi değil ve yapacak çok işimiz var… adam yerine konulmayan gençlerin gösterdiği reflekse bakalım ve hiç değilse gençlerden utanalım…
çok üzülerek söylemek zorundayım ki; olması gerekenden çok az insan elinden geleni yapıyor, fiilen en az iki cepheye yüzlerce fraksiyona bölünmüş bir ülkede başka türlüsünü beklemek de saflık olurdu zaten..,
herkes o kadar öngörülü, büyük tespitlerin ve yanılmaz kestirimlerin insanı olmuş ki,
farklı dünya görüşleri olan insanların birbirinden savruluşları o derecelere kadar gitmiş ki,
insanlar insanlara birbirine vatan olmak, yurt olmak, ufuk olmaktan o kadar uzaklarda bir yerlerde hayat sürüyorlar ki,
şu son deprem sonrası görebildiklerim ve insan ilişkilerinde ve yaklaşım biçimlerindeki niyet ve hal okumalarım itibariyle,
en vasat seviyedeki insani erdemler bile öylesine kişisel algıların emrine verilmiş ve öyle usta işi yorum ve tevil ediliyor ki, kendi nam ve hesaplarına...,
hasılı bu tarihi deprem bile insanları kendine getirmek bir yana, alabildiğine defolarını ortalığa saçıp savurmuş gibi geliyor bana...
İnsan olmayanları zaten muhatap alamayız da; ki hayvanlar insanlardan daha merhametli olduklarını gösterip dururken, kendinize gelin sevgili muhalifler… kendimize gelelim… durum hiçbirimizin bildiği gibi değil ve yapacak çok işimiz var… adam yerine konulmayan gençlerin gösterdiği reflekse bakalım ve hiç değilse gençlerden utanalım…
dünya öyle kurallı ve tertipliydi ki,
yoktu tahammülü hiç dağınıklığa,
her şeyi planladı, kurguladı;
ölçtü\biçti\tartı ve;
\denizlerin,
ülkelerin,
göğün,
toprağın,
aşkların,
insanların,
hayatın\
kenarlarına makine çekti,
ve kesti sarkan iplikleri,
dünyanın öyle usta elleri vardı ki,
ve öyle güzel dikmişti ki,
herkesin göğünü kendine;
\kimseye,
bir başkasının göğündeki
turnayı sevmek,
hakkını tanımıyordu…,