8-9 yaşında sigara içtiği için kiliseden kovulmuş rahip tarafından.sanki aforoz edilmiş gibi yaşama mahkum edilmiş hitler.siyasi vasiyetim adlı kitabı okunmaya değerdir.şimdi olan ya da olmuş biçok siyasi vaka hakkındaki öngörüleri yerini bulmuştur.
Çocukken birçok oyun ve televizyon şovlarında yer alan Nicolas Cage, bir yaz tatili sırasında San Fransisco'daki Amerikan Konservatuarı'nda tiyatro eğitimi aldı. Los Angeles'ın kenar mahallelerinden birinde dünyaya gelen Cage, özellikle sürekli, depresyon geçiren annesinin ilgisizliğinden kaynaklanan kötü aile koşulları içerisinde büyüdü. Okuldan nefret ederek bir an evvel okulu bitiren aktör, ilk olarak kısa dönem TV dizilerinde oynadı. 1982 yapımı ' Fast Times at Ridgemont High ' filminde küçük bir rol alan Cage böylece sinemaya ilk adımını atmış oldu.
Modası geçmiş konuları, modası geçmiş teknikleri ve modası geçmiş oyuncuları kendine has radikal üslubu ile harmanlayıp, ya çok sevdiğimiz ya da tamamıyla nefret ettiğimiz yapımlar haline getiren Tarantino, 90'lı yılların sinemasına kendi tarzını kabul ettirmeyi başardı. Amerikan sinemasının yeni Martin Scorsese olarak görülen yönetmen, 1992 yılında Sundance Film Festivali'nin açılış filmi olan ' Reservoir Dogs ' (Rezervuar Köpekleri) ile ilk çıkışını gerçekleştirdi.
Yönetmenliğinin yanı sıra senaryo yazarlığı, yapımcılık ve hatta oyunculuk da yapan Tarantino, elde ettiği bu ünü gençlik yıllarında video arşivi olan mağazalarda çalışmasına borçlu olduğunu belirtiyor. 16 yaşında okuldan ayrıldıktan sonra Carson'da sinema eğitimi gören yönetmen, Manhattan'daki video arşivlerinde çalışmaya başladı. Böylece sayısız yönetmenin yapımlarını görme fırsatı bulan Tarantino, filmlerden çeşitli notlar alarak kendi senaryolarını yazmaya başladı.
Dünya Savaşı'nın ilk zamanları... Çek direniş örgütünün lideri Victor Lazlow, Alman konsantrasyon kampından kaçarak Casablanca'ya gelir. Amacı yakalanmadan Lizbon'a, oradan da Amerika'ya iltica etmektir. Fakat bütün umutları, şans eseri Casablanca'nın en meşhur gece kulübünün sahibi olan Rick'e bağlanmıştır. Rick, kaçış için gerekli olan pasaportlara sahip tek kişidir.
Öte yandan Rick'in, Victor'un yakalanması ya da ölmesi için önemli bir nedeni vardır. Victor'un karısı Ilsa, Rick'in bir zamanlar kendisini terk ettiğine inandığı ve kalbinin derinliklerine gömdüğü büyük aşkıdır.
Yönetmenliğini Michael Curtiz'in üstlendiği 'Casablanca', hiç şüphesiz, Hollywood klasikleri içerisinde çok önemli bir yere sahip. Filmi, Hollywood'un sıradan stüdyo yapımlarından ayıran, yalnızca etkileyici bir aşk öyküsüne sahip olması değil elbet.
II. Dünya Savaşı'nın karanlık atmosferi içerisinde geçen film, bir yandan mutlu aşk hikayelerinin, bu çılgın ve acımasız dünya içerisinde inandırıcılığını yitirdiğini vurgularken, öte yandan da baş kahraman Rick'in maruz kaldığı metamorfoz aracılığıyla, Amerika'nın II. Dünya Savaşı öncesi sergilediği izolasyonist ulusal politikanın savaşla birlikte değişmesine gönderme yapıyor.
Tabii filmi unutulmaz kılan faktörlerden biri de, filmin geçtiği yıllarda özellikle Avrupa'da çok etkili olan Amerikan caz müziğinin unutulmaz isimlerinden Dooley Wilson'ın Sam karakteriyle seslendirdiği, you must remember this / a kiss is just a kiss / a sigh is still a sigh diye başlayan 'As Time Goes By' şarkısı olsa gerek.
Humphrey Bogart, Ingrid Bergman, Claude Rains ve Paul Henreid gibi dönemin usta oyuncularının başrol oynadığı 'Casablanca', gösterime girdiği 1943 yılında En İyi Film, En İyi Yönetmen (Curtiz) , En İyi Senaryo dallarında Akademi ödülünün sahibi oldu. Murray Burnett'in 'Everybody Comed to Rick's' adlı yayınlanmamış oyununu 20.000 dolar gibi çok yüksek bir rakamla satın alan Warner Bros şirketi tarafından 1942 yılında gerçekleştirilen filmin belki de en ilginç özelliği, senaryosunun sürekli yeniden yazılmış olması.
Hatta bir tanesinde, hikaye, Victor'un havaalanında vurulması ve birlikte kaçan Rick ile Ilsa'nın evlenmesiyle son buluyor. Filmde hayatının ne şekilde gelişeceği konusunda pasif bir görünüm arz eden Ilsa karakterini canlandıran Bergman da, filmin sonunda hangi erkeğe varacağını ancak çekimler başladıktan bir süre sonra öğrenebilmiş. Filmin son sahnesinde, Rick ile komiser Louis arasında geçen 'Louis, bu güzel bir arkadaşlığın başlangıcı olabilir' repliği ise filme, çekimler tamamlandıktan sonra eklenmiş.
'Casablanca' ile ilgili önemli anketotlar arasında, filmin - her ne kadar tam olarak böyle bir replik filmde yer almasa da - 'Tekrar Çal Sam' sözüyle anılıyor olması. Tabii bunda, 1972 yılında Woody Allen'ın 'Play it again, Sam' (Tekrar Çal, Sam) adlı bir filmle, 'Casablanca'ya gönderme yapmış olmasının önemli bir payı var. Tüm zamanların en çok beğenilen filmlerinin tekrarının ya da devamının çekilmesi Hollywood'un vazgeçilmez kurallarından biridir.
Nitekim, 1990 yılında çekilen 'Havana' adlı filmle Rick ile Ilsa'nın umutsuz aşkı tekrar beyaz perdeye getirilmişti. Başrollerinde Robert Redford ile Lena Olin'in yer aldığı filmin gerek seyircilerden gerekse de eleştirmenlerden kırık not olmasının sebebi ise, filmdeki ana karakterlerin trajik bir hikayenin kahramanlarından ziyade kör aşıklar olarak sunulmasıydı.
Filmin devamı niteliğindeki 'Casablanca II: Brazzaville! ' de, benzer bir tepkiyle karşılaştı. Yönetmenliğini Renny Harlin'in üstlendiği ve Bruce Willis'in Rick'i ve Isabella Rossellini'nin de Ilsa'yı canlandırdığı film, Rob Schneider, Robin Williams, Gerard Depardieu, Marlon Brando, Steven Seagal, Antonio Banderas ve Wesley Snipes gibi ünlü oyunculara ve de Madonna'nın seslendirdiği 'I'll Cross the Jungle' şarkısına rağmen fazla ilgi görmedi.
Gizli ajanların, vatan hainlerinin, Nazi askerlerinin ve de Fransız direniş örgütü üyelerinin kol gezdiği Fas'ın Kazablanka şehrinde geçen hikayenin geliştiği sıralarda, Paris'in Alman orduları tarafından işgal edildiğini, Fransızların Charles de Gaulle'nin liderliğinde direniş gösterdiğini ve Amerika'nın I. Dünya Savaşı sonrası izlediği dışa kapalı politikasını göz önüne alırsak, yaşanan umutsuz aşkın sıradan bir aşktan ibaret olmadığını daha iyi anlayabiliriz.
23 Mart 1964'te İstanbul'da doğdu. Galatasaray Lisesi ve Bodrum Lisesi'nde öğrenim gördü. Fransa'da Tours Üniversitesi'nde ekonomi eğitimi aldı. Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuarı'ndan mezun oldu. Mimar Sinan Üniversitesi Sosyal Bilimler Fakültesinde master yaptı. 1989 - 1994 yılları arasında Devlet Tiyatroları'nın en genç oyun yönetmeni olarak çeşitli oyunlar yönetti. Rejisi kendisine verilen bir oyun, Raik Alnıaçık tarafından kaldırılınca Devlet Tiyatroları'ndan istifa etti.
1991'de radyo programları yapmaya başladı. Kent FM, Radio Contact, Kiss FM ve Radyo D'de çalıştı.
Satel TV'de klip sunarak TV kariyerine başladı, 'Gece Kuşu' ile tanındı, 'Televizyon Çocuğu' ile 'late night show' tarzını devam ettirdi, Utanmaz Adam dizisinden sonra televizyona verdiği arayı 'ZAGA' ile sona erdirdi
'İstanbul Kanatlarımın Altında' ile sinema kariyerine başladı, 'Ağır Roman' ile ödüllü bir oyuncu oldu, 1999 ve 2000'de, 'Romantik', 'Oyunbozan', 'Komiser Şekspir' ve 'Hemşo' filmlerini tamamladı.
en çok sevdiğim oyunculardan biridir.arızalı rollerin adamıdır.herkesin oynayabildiği rolleri değil oynayamadıklarını oynamıştır..bukowski nin dostlarındandır aynı zamanda ee düşünün artık nası bi ruhu olduğunu
8-9 yaşında sigara içtiği için kiliseden kovulmuş rahip tarafından.sanki aforoz edilmiş gibi yaşama mahkum edilmiş hitler.siyasi vasiyetim adlı kitabı okunmaya değerdir.şimdi olan ya da olmuş biçok siyasi vaka hakkındaki öngörüleri yerini bulmuştur.
Çocukken birçok oyun ve televizyon şovlarında yer alan Nicolas Cage, bir yaz tatili sırasında San Fransisco'daki Amerikan Konservatuarı'nda tiyatro eğitimi aldı. Los Angeles'ın kenar mahallelerinden birinde dünyaya gelen Cage, özellikle sürekli, depresyon geçiren annesinin ilgisizliğinden kaynaklanan kötü aile koşulları içerisinde büyüdü. Okuldan nefret ederek bir an evvel okulu bitiren aktör, ilk olarak kısa dönem TV dizilerinde oynadı. 1982 yapımı ' Fast Times at Ridgemont High ' filminde küçük bir rol alan Cage böylece sinemaya ilk adımını atmış oldu.
Modası geçmiş konuları, modası geçmiş teknikleri ve modası geçmiş oyuncuları kendine has radikal üslubu ile harmanlayıp, ya çok sevdiğimiz ya da tamamıyla nefret ettiğimiz yapımlar haline getiren Tarantino, 90'lı yılların sinemasına kendi tarzını kabul ettirmeyi başardı. Amerikan sinemasının yeni Martin Scorsese olarak görülen yönetmen, 1992 yılında Sundance Film Festivali'nin açılış filmi olan ' Reservoir Dogs ' (Rezervuar Köpekleri) ile ilk çıkışını gerçekleştirdi.
Yönetmenliğinin yanı sıra senaryo yazarlığı, yapımcılık ve hatta oyunculuk da yapan Tarantino, elde ettiği bu ünü gençlik yıllarında video arşivi olan mağazalarda çalışmasına borçlu olduğunu belirtiyor. 16 yaşında okuldan ayrıldıktan sonra Carson'da sinema eğitimi gören yönetmen, Manhattan'daki video arşivlerinde çalışmaya başladı. Böylece sayısız yönetmenin yapımlarını görme fırsatı bulan Tarantino, filmlerden çeşitli notlar alarak kendi senaryolarını yazmaya başladı.
Dünya Savaşı'nın ilk zamanları... Çek direniş örgütünün lideri Victor Lazlow, Alman konsantrasyon kampından kaçarak Casablanca'ya gelir. Amacı yakalanmadan Lizbon'a, oradan da Amerika'ya iltica etmektir. Fakat bütün umutları, şans eseri Casablanca'nın en meşhur gece kulübünün sahibi olan Rick'e bağlanmıştır. Rick, kaçış için gerekli olan pasaportlara sahip tek kişidir.
Öte yandan Rick'in, Victor'un yakalanması ya da ölmesi için önemli bir nedeni vardır. Victor'un karısı Ilsa, Rick'in bir zamanlar kendisini terk ettiğine inandığı ve kalbinin derinliklerine gömdüğü büyük aşkıdır.
Yönetmenliğini Michael Curtiz'in üstlendiği 'Casablanca', hiç şüphesiz, Hollywood klasikleri içerisinde çok önemli bir yere sahip. Filmi, Hollywood'un sıradan stüdyo yapımlarından ayıran, yalnızca etkileyici bir aşk öyküsüne sahip olması değil elbet.
II. Dünya Savaşı'nın karanlık atmosferi içerisinde geçen film, bir yandan mutlu aşk hikayelerinin, bu çılgın ve acımasız dünya içerisinde inandırıcılığını yitirdiğini vurgularken, öte yandan da baş kahraman Rick'in maruz kaldığı metamorfoz aracılığıyla, Amerika'nın II. Dünya Savaşı öncesi sergilediği izolasyonist ulusal politikanın savaşla birlikte değişmesine gönderme yapıyor.
Tabii filmi unutulmaz kılan faktörlerden biri de, filmin geçtiği yıllarda özellikle Avrupa'da çok etkili olan Amerikan caz müziğinin unutulmaz isimlerinden Dooley Wilson'ın Sam karakteriyle seslendirdiği, you must remember this / a kiss is just a kiss / a sigh is still a sigh diye başlayan 'As Time Goes By' şarkısı olsa gerek.
Humphrey Bogart, Ingrid Bergman, Claude Rains ve Paul Henreid gibi dönemin usta oyuncularının başrol oynadığı 'Casablanca', gösterime girdiği 1943 yılında En İyi Film, En İyi Yönetmen (Curtiz) , En İyi Senaryo dallarında Akademi ödülünün sahibi oldu. Murray Burnett'in 'Everybody Comed to Rick's' adlı yayınlanmamış oyununu 20.000 dolar gibi çok yüksek bir rakamla satın alan Warner Bros şirketi tarafından 1942 yılında gerçekleştirilen filmin belki de en ilginç özelliği, senaryosunun sürekli yeniden yazılmış olması.
Hatta bir tanesinde, hikaye, Victor'un havaalanında vurulması ve birlikte kaçan Rick ile Ilsa'nın evlenmesiyle son buluyor. Filmde hayatının ne şekilde gelişeceği konusunda pasif bir görünüm arz eden Ilsa karakterini canlandıran Bergman da, filmin sonunda hangi erkeğe varacağını ancak çekimler başladıktan bir süre sonra öğrenebilmiş. Filmin son sahnesinde, Rick ile komiser Louis arasında geçen 'Louis, bu güzel bir arkadaşlığın başlangıcı olabilir' repliği ise filme, çekimler tamamlandıktan sonra eklenmiş.
'Casablanca' ile ilgili önemli anketotlar arasında, filmin - her ne kadar tam olarak böyle bir replik filmde yer almasa da - 'Tekrar Çal Sam' sözüyle anılıyor olması. Tabii bunda, 1972 yılında Woody Allen'ın 'Play it again, Sam' (Tekrar Çal, Sam) adlı bir filmle, 'Casablanca'ya gönderme yapmış olmasının önemli bir payı var. Tüm zamanların en çok beğenilen filmlerinin tekrarının ya da devamının çekilmesi Hollywood'un vazgeçilmez kurallarından biridir.
Nitekim, 1990 yılında çekilen 'Havana' adlı filmle Rick ile Ilsa'nın umutsuz aşkı tekrar beyaz perdeye getirilmişti. Başrollerinde Robert Redford ile Lena Olin'in yer aldığı filmin gerek seyircilerden gerekse de eleştirmenlerden kırık not olmasının sebebi ise, filmdeki ana karakterlerin trajik bir hikayenin kahramanlarından ziyade kör aşıklar olarak sunulmasıydı.
Filmin devamı niteliğindeki 'Casablanca II: Brazzaville! ' de, benzer bir tepkiyle karşılaştı. Yönetmenliğini Renny Harlin'in üstlendiği ve Bruce Willis'in Rick'i ve Isabella Rossellini'nin de Ilsa'yı canlandırdığı film, Rob Schneider, Robin Williams, Gerard Depardieu, Marlon Brando, Steven Seagal, Antonio Banderas ve Wesley Snipes gibi ünlü oyunculara ve de Madonna'nın seslendirdiği 'I'll Cross the Jungle' şarkısına rağmen fazla ilgi görmedi.
Gizli ajanların, vatan hainlerinin, Nazi askerlerinin ve de Fransız direniş örgütü üyelerinin kol gezdiği Fas'ın Kazablanka şehrinde geçen hikayenin geliştiği sıralarda, Paris'in Alman orduları tarafından işgal edildiğini, Fransızların Charles de Gaulle'nin liderliğinde direniş gösterdiğini ve Amerika'nın I. Dünya Savaşı sonrası izlediği dışa kapalı politikasını göz önüne alırsak, yaşanan umutsuz aşkın sıradan bir aşktan ibaret olmadığını daha iyi anlayabiliriz.
23 Mart 1964'te İstanbul'da doğdu. Galatasaray Lisesi ve Bodrum Lisesi'nde öğrenim gördü. Fransa'da Tours Üniversitesi'nde ekonomi eğitimi aldı. Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuarı'ndan mezun oldu. Mimar Sinan Üniversitesi Sosyal Bilimler Fakültesinde master yaptı. 1989 - 1994 yılları arasında Devlet Tiyatroları'nın en genç oyun yönetmeni olarak çeşitli oyunlar yönetti. Rejisi kendisine verilen bir oyun, Raik Alnıaçık tarafından kaldırılınca Devlet Tiyatroları'ndan istifa etti.
1991'de radyo programları yapmaya başladı. Kent FM, Radio Contact, Kiss FM ve Radyo D'de çalıştı.
Satel TV'de klip sunarak TV kariyerine başladı, 'Gece Kuşu' ile tanındı, 'Televizyon Çocuğu' ile 'late night show' tarzını devam ettirdi, Utanmaz Adam dizisinden sonra televizyona verdiği arayı 'ZAGA' ile sona erdirdi
'İstanbul Kanatlarımın Altında' ile sinema kariyerine başladı, 'Ağır Roman' ile ödüllü bir oyuncu oldu, 1999 ve 2000'de, 'Romantik', 'Oyunbozan', 'Komiser Şekspir' ve 'Hemşo' filmlerini tamamladı.
en çok sevdiğim oyunculardan biridir.arızalı rollerin adamıdır.herkesin oynayabildiği rolleri değil oynayamadıklarını oynamıştır..bukowski nin dostlarındandır aynı zamanda ee düşünün artık nası bi ruhu olduğunu
mehmet ağar
yaşam kadar saçma
'yoksuluz gecelerimiz çok kısa,dört nala sevişmek lazım'
adolf hitler in 2 dünya savaşı sırasında 'gelecek 50 yılda dünya ekonomisinde söz sahibi olacak' dediği sarı ırk