Sevdiğim kızın bize misafir geleceğini öğrendiğimde ve an gelip de kapımızı çaldığında avlunun yüksek duvarından atlayıp evden kaçtığım gün; göğüs kafesimi yumruklayan heyecanımın, ona karşı bir türlü yenemediğim utangaçlığımın ve araya koyduğum bu kutsal mesafenin "aşk" olduğunu ve bu mesafe öyle kaldığı müddetçe de aşkın "var" olduğunu öğretti hayat bana.
Olması gereken insanlar vardır, olmazsa olmazlardır.Bir de olmaması gerekenler vardır, bunlara güruh bile denmez.Virüs gibidirler, kendilerini mikroskop camı kadar duru ve şaffaf sunarlar ama mikrop olduklarını bakan gözler görür.İnsanların beyinlerine nüfuz ederler, iç dünyalarını alt üst etmeye yeltenirler, yüreklerini zehirli yılan gibi sokarlar.Kültürleriyle, inançlarıyla, mutluluklarıyla alay ederler.Sadece bu dünyalarını değil, ahiretlerini de mundar etmek için Neitzsche'nin kırbacı olurlar, arkadaşı olurlar, kızkardeşi olurlar.
Buradaki temel konu "sorgulamak" idi. Sorgulayabiliyorsunuz. Sizin sorununuz ise "cevaplar"... Bunu da araştırabilirsiniz, günümüzde bilgiye ulaşmak zor değil. Kimse size engel olmaz. Eğitim yuvaları aptal olmanızı isteseydi şimdi bu sorgulamaları yapamazdınız.
Eğitimin içine sorgulama da dahildir fakat bir noktaya kadar.Çünkü sorgulamak insanın kendi istekleri, ihtiyaçları ve iradesi dahilindedir...Bunları da eğitimin içine dahil ettiğiniz vakit başa dönülür ve "insanların kendilerine öğretilenlere inanacak kadar eğitilmeleri" gibi bir sonuç tekrar etmiş olur.
Sorgulama doğal bir dürtüdür, çocuklar en iyi sorgulayıcılardır mesela...İnsanlar öğrendikçe sorgulama kabiliyetleri veya potansiyelleri de paralel olarak artar.Sorgulama şekli, yöntemi farklıdır herkesin; şiir, hikaye, makale, resim, karikatür, tiyatro, sinema v.b
Sorgulama bireyseldir.Niyet önemlidir.Sorgulamanın gayesi cevap bulmak, doğruya ulaşmak için atılan bir adım olmalıdır. Fakat bunu toplumun huzurunu, devletin işleyiş mekanizmasını bozmak için kullanırsanız bunun adı sorgulama değil kışkırtma, başkaldırma, isyan olur.Kaldı ki neredeyse bütün ülkelerde eğitim millidir.
Sorgulamanın bir sınırı yok.Bunu eğitime tam olarak dahil edemezsiniz, ettiğiniz vakit sınır koymuş olursunuz.
Sözü edilen yazıdaki düşünce dış dünyaya kapalı ülkelerde kanlı ve canlı olarak daha çok geçerlidir:Çin, Kuzey Kore, İsrail, Suudi Arabistan, İran v.b
Yüce Allah şöyle buyurdu: ‘Allah katında (makbul) tövbe, ancak bilmeyerek günah işleyip sonra çok geçmeden tövbe edenlerin tövbesidir. İşte Allah, bunların tövbelerini kabul buyurur. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. Yoksa (makbul) tövbe, kötülükleri (günahları) yapıp da kendisine ölüm gelip çatınca, “İşte ben şimdi tövbe ettim” diyen kimseler ile kâfir olarak ölenlerinki değildir. Bunlar için ahirette elem dolu bir azap hazırlamışızdır. (Nisa, 17/18)
Sevdiğim kızın bize misafir geleceğini öğrendiğimde ve an gelip de kapımızı çaldığında avlunun yüksek duvarından atlayıp evden kaçtığım gün; göğüs kafesimi yumruklayan heyecanımın, ona karşı bir türlü yenemediğim utangaçlığımın ve araya koyduğum bu kutsal mesafenin "aşk" olduğunu ve bu mesafe öyle kaldığı müddetçe de aşkın "var" olduğunu öğretti hayat bana.
...
Hatice’nin goncası,
Aişe’nin gülüydün.
Ümmetin gözbebeği,
Göklerin RESULÜYDÜN..
Elçi geldin, elçiler gönderdin.
Ruhunu ALLAH’a,
Elini ümmetine verdin.
Beşiğin, yurdun, yuvan
Mekke’de bunalırsan
Medine’ye göçerdin.
Biz bu dünyadan nereye
Göçelim, ya MUHAMMED?
Yeryüzünde, riya, inkar, hıyanet
Altın devrini yaşıyor..
Diller, sayfalar, satırlar
"Ebu Leheb öldü"diyorlar:
Ebu Leheb ölmedi, ya MUHAMMED;
Ebu Cehil, kıtalar dolaşıyor!
...
Arif Nihat Asya
Üç günlük dünya için gayret üstüne gayret, ebedi bir yaşam için gayret yok, hayret.
N.F.Kısakürek
Olması gereken insanlar vardır, olmazsa olmazlardır.Bir de olmaması gerekenler vardır, bunlara güruh bile denmez.Virüs gibidirler, kendilerini mikroskop camı kadar duru ve şaffaf sunarlar ama mikrop olduklarını bakan gözler görür.İnsanların beyinlerine nüfuz ederler, iç dünyalarını alt üst etmeye yeltenirler, yüreklerini zehirli yılan gibi sokarlar.Kültürleriyle, inançlarıyla, mutluluklarıyla alay ederler.Sadece bu dünyalarını değil, ahiretlerini de mundar etmek için Neitzsche'nin kırbacı olurlar, arkadaşı olurlar, kızkardeşi olurlar.
Dam üstünde saksağan vur beline kazmayı.
Anonim
Dam üstünde saksağan, gel bize bazı bazı.
Anonim
Buradaki temel konu "sorgulamak" idi.
Sorgulayabiliyorsunuz.
Sizin sorununuz ise "cevaplar"...
Bunu da araştırabilirsiniz, günümüzde bilgiye ulaşmak zor değil.
Kimse size engel olmaz.
Eğitim yuvaları aptal olmanızı isteseydi şimdi bu sorgulamaları yapamazdınız.
Eğitimin içine sorgulama da dahildir fakat bir noktaya kadar.Çünkü sorgulamak insanın kendi istekleri, ihtiyaçları ve iradesi dahilindedir...Bunları da eğitimin içine dahil ettiğiniz vakit başa dönülür ve "insanların kendilerine öğretilenlere inanacak kadar eğitilmeleri" gibi bir sonuç tekrar etmiş olur.
Sorgulama doğal bir dürtüdür, çocuklar en iyi sorgulayıcılardır mesela...İnsanlar öğrendikçe sorgulama kabiliyetleri veya potansiyelleri de paralel olarak artar.Sorgulama şekli, yöntemi farklıdır herkesin; şiir, hikaye, makale, resim, karikatür, tiyatro, sinema v.b
Sorgulama bireyseldir.Niyet önemlidir.Sorgulamanın gayesi cevap bulmak, doğruya ulaşmak için atılan bir adım olmalıdır. Fakat bunu toplumun huzurunu, devletin işleyiş mekanizmasını bozmak için kullanırsanız bunun adı sorgulama değil kışkırtma, başkaldırma, isyan olur.Kaldı ki neredeyse bütün ülkelerde eğitim millidir.
Sorgulamanın bir sınırı yok.Bunu eğitime tam olarak dahil edemezsiniz, ettiğiniz vakit sınır koymuş olursunuz.
Sözü edilen yazıdaki düşünce dış dünyaya kapalı ülkelerde kanlı ve canlı olarak daha çok geçerlidir:Çin, Kuzey Kore, İsrail, Suudi Arabistan, İran v.b
"Her şey, neye layıksa ona dönüşür."
_Muhammed Celâleddîn-i Rumi (Mevlânâ)_
Yüce Allah şöyle buyurdu: ‘Allah katında (makbul) tövbe, ancak bilmeyerek günah işleyip sonra çok geçmeden tövbe edenlerin tövbesidir. İşte Allah, bunların tövbelerini kabul buyurur. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. Yoksa (makbul) tövbe, kötülükleri (günahları) yapıp da kendisine ölüm gelip çatınca, “İşte ben şimdi tövbe ettim” diyen kimseler ile kâfir olarak ölenlerinki değildir. Bunlar için ahirette elem dolu bir azap hazırlamışızdır. (Nisa, 17/18)