Özgürlük insanın en doğal hakkıdır. Belki kanatlarımız yok ama bize bahşedilmiş aklımız var! Ve onu sonuna kadar kullanmalıyız bu sayede ancak gerektiği kadar özgürleşebilir ve esaretten kurtulabiliriz. Bugün Filistin halkının başına gelen felaket ve soykırım yine kendi yanlış kararlarıdır. Aksi halde niçin İsrail onlardan daha güçlü! Dindarlık seçimdir ve insanın hakkıdır. Dincilik ise bir sömürü düzenidir! Terör örgütlerinden hiçbir farkı yoktur! Dincilik sadece kendi menfaatlerini gözeterek insanları sömüren bir tarikatlar uzantısıdır. İşte bu yüzden esir düşmüş halkın yöneticilerinin çocukları Avrupa da okurken halkın yeni doğan bebekleri katledilir! Yıllardır süregelen bu düzene karşı çıkmak ise o devletin her bireyinin sorumluluğudur! Bugün yaşanılan katliamda bu sebeple Filistin halkının da tuzu bulunmaktadır! İşte Türk tarihe baktığımızda da Gazi Mustafa KEMAL olmasaydı kaderine terkedilmiş bir halk olarak bizler de aynı sömürgecilik ile yönetilecek ve soyumuz dünya üzerinden silinecekti. Söyleyeceklerim bu kadar…
Korku filmi izler gibi, insanlık; “gazze”sahne, dünya seyirci!.. eşi benzeri görülmemiş gişe rekoru bu! Film bittiğinde bütün dünya insanlıktan sınıfta kalmış olacak. Aslı Birer
Eğer, insan herkese iyi davranıp sürekli iyi sözler söylüyorsa bilin ki sadece kendi menfaatini düşündüğü içindir. Bu insanlardan hayvana döşesen post olmaz! İnsana da dost olmaz! Aslı Birer
Akıl ve beden bir yere kadar doğru orantılı gelişir ve aklın gelişimi fizyolojik olarak tamamlandıktan sonra artık beden ile ters orantılıdır. Çünkü beden hiç durmayan bir süreçle büyümeye devam ederken akıl ( ruh) yaşlanmaz ve bu zorunlu süreçte aslında karşı çıkar içinde fırtınalar eser, aynada gördükleri ile hissettikleri farklıdır çünkü bazılarımız bu savaşı dışarıya farklı eylemlerle yansıtırlar. Genç kıyafetleri giymek, çok fazla spor yapmaya çalışmak. Frapan saç modelleri gibi. Bunlar aslında bu yaşlanma sürecine karşı koymadır. Bu kötü bir şey mi? Sorusu sorulduğunda güzel yaşlanmak elbette ki çok önemli tabii ki egzersizler, güzel giyinmek, sosyal yaşamak, hayatın her yaşta güzel olduğunu ve olması gerektiği gibi yaşamanın en iyisi olduğunu idrak etmek gerekir. Neyse bu durumu psikolojik açıdan değerlendirmek gerekiyor. Ve bu karmaşayı herkes yaşar. Aslı Birer
Cahit Sıtkı Tarancı da açıkça gayet sade bir dille bunu anlatmış. 35 YAŞ ŞİİRİ Yaş otuz beş! yolun yarısı eder. Dante gibi ortasındayız ömrün. Delikanlı çağımızdaki cevher, Yalvarmak, yakarmak nafile bugün, Gözünün yaşına bakmadan gider.
Şakaklarıma kar mı yağdı ne var? Benim mi Allahım bu çizgili yüz? Ya gözler altındaki mor halkalar? Neden böyle düşman görünürsünüz, Yıllar yılı dost bildiğim aynalar?
Zamanla nasıl değişiyor insan! Hangi resmime baksam ben değilim.
Nerde o günler, o şevk, o heyecan? Bu güler yüzlü adam ben değilim; Yalandır kaygısız olduğum yalan.
Hayal meyal şeylerden ilk aşkımız; Hatırası bile yabancı gelir. Hayata beraber başladığımız, Dostlarla da yollar ayrıldı bir bir; Gittikçe artıyor yalnızlığımız.
Gökyüzünün başka rengi de varmış! Geç farkettim taşın sert olduğunu.
Her doğan günün bir dert olduğunu, İnsan bu yaşa gelince anlarmış.
Ayva sarı nar kırmızı sonbahar! Her yıl biraz daha benimsediğim. Ne dönüp duruyor havada kuşlar? Nerden çıktı bu cenaze? ölen kim? Bu kaçıncı bahçe gördüm tarumar?
Neylersin ölüm herkesin başında. Uyudun uyanamadın olacak.
Abuk subuk yorumlar yapıp ondan sonra da okumamakla boş yorum yapmakla suçlamadan önce bi yazdıklarınıza bakın. Bir de herkes anladığı gibi yorum yapar yani gelipte yorumlarının %100 doğruluğuna inanıp bir de başka yorumculara küçük düşürücü ifadeler kullanmak da bana göre hadsizlik. Şiiri yorumlayın! Yorumları değil! He hakikaten çok absürt bir şey yazılırsa hepimiz karşı çıkalım.
Merhaba sevgili Tuba her zaman yorum yapman beni mutlu eder, bu platformda fikirlerine değer verdiğim insanlardan birisisin, katıl ya da katılma her zaman beklerim. Sayfayı okuyan ve kimin ebediyete göç etmiş anne ve babaları varsa hepsinin ruhları şad mekanları cennet olsun. Teşekkür ederim.
Bir gün yağmur yağıyor biz pehlivanla dışarıda yakalandık ben aniden sırtımı hafifçe eğip başımı neredeyse omuzlarımın arasına gizledim. Pehlivan bana doğru dönüp gülümsedi. Eğildiğinde yağmur seni ıslatmadı mı pamuk şekerim? Diye sordu. Islatıyor dedim hafifçe de mahcup oldum Omuzumu tuttu ve… - eğer kaçacak yerin yoksa yağmura bile eğilme, eğilsen de eğilmesen de ıslanacaksın zaten. Saçın da kurur, elbiselerin de.
Hafiften ikimizde ıslandık, kısa bir sürede bir kafeye gidip oturduk.
O gün yağmurda ıslanmak bana, daha önce hiç hissetmediğim duyguları hissettirmişti. O gün bu gündür yağmurdan kaçmak yerine tadını çıkararak gideceğim yere kadar hiç acele etmeden yürürüm. Ve çaresizlik hissine ne zaman kapılsam hep o gün gelir aklıma. Yağmur sadece hayatın tuzuydu ve ne kadar panikle koşarsam o kadar çok ıslanacağımı anlatmıştım.
Özgürlük insanın en doğal hakkıdır.
Belki kanatlarımız yok ama bize bahşedilmiş aklımız var!
Ve onu sonuna kadar kullanmalıyız bu sayede ancak gerektiği kadar özgürleşebilir ve esaretten kurtulabiliriz. Bugün Filistin halkının başına gelen felaket ve soykırım yine kendi yanlış kararlarıdır. Aksi halde niçin İsrail onlardan daha güçlü! Dindarlık seçimdir ve insanın hakkıdır. Dincilik ise bir sömürü düzenidir! Terör örgütlerinden hiçbir farkı yoktur! Dincilik sadece kendi menfaatlerini gözeterek insanları sömüren bir tarikatlar uzantısıdır. İşte bu yüzden esir düşmüş halkın yöneticilerinin çocukları Avrupa da okurken halkın yeni doğan bebekleri katledilir! Yıllardır süregelen bu düzene karşı çıkmak ise o devletin her bireyinin sorumluluğudur! Bugün yaşanılan katliamda bu sebeple Filistin halkının da tuzu bulunmaktadır! İşte Türk tarihe baktığımızda da Gazi Mustafa KEMAL olmasaydı kaderine terkedilmiş bir halk olarak bizler de aynı sömürgecilik ile yönetilecek ve soyumuz dünya üzerinden silinecekti. Söyleyeceklerim bu kadar…
?si=6YwkW35398gjcEDH
Kuşlardan daha zeki olabiliriz ama asla gökyüzünde kanat çırpamayız!
Aslı Birer
Korku filmi izler gibi, insanlık; “gazze”sahne, dünya seyirci!.. eşi benzeri görülmemiş gişe rekoru bu! Film bittiğinde bütün dünya insanlıktan sınıfta kalmış olacak.
Aslı Birer
Eğer, insan herkese iyi davranıp sürekli iyi sözler söylüyorsa bilin ki sadece kendi menfaatini düşündüğü içindir. Bu insanlardan hayvana döşesen post olmaz! İnsana da dost olmaz!
Aslı Birer
Kurunun yanında yaş da yanıyor böylece.
Sosyal medyada herkes zengin, herkes çok güzel. Üstelik de bedava:)
Aynalara isyan:))))
Allah iyiliğini versin…
Akıl ve beden bir yere kadar doğru orantılı gelişir ve aklın gelişimi fizyolojik olarak tamamlandıktan sonra artık beden ile ters orantılıdır. Çünkü beden hiç durmayan bir süreçle büyümeye devam ederken akıl
( ruh) yaşlanmaz ve bu zorunlu süreçte aslında karşı çıkar içinde fırtınalar eser, aynada gördükleri ile hissettikleri farklıdır çünkü bazılarımız bu savaşı dışarıya farklı eylemlerle yansıtırlar. Genç kıyafetleri giymek, çok fazla spor yapmaya çalışmak. Frapan saç modelleri gibi. Bunlar aslında bu yaşlanma sürecine karşı koymadır. Bu kötü bir şey mi?
Sorusu sorulduğunda güzel yaşlanmak elbette ki çok önemli tabii ki egzersizler, güzel giyinmek, sosyal yaşamak, hayatın her yaşta güzel olduğunu ve olması gerektiği gibi yaşamanın en iyisi olduğunu idrak etmek gerekir. Neyse bu durumu psikolojik açıdan değerlendirmek gerekiyor. Ve bu karmaşayı herkes yaşar.
Aslı Birer
Cahit Sıtkı Tarancı da açıkça gayet sade bir dille bunu anlatmış.
35 YAŞ ŞİİRİ
Yaş otuz beş! yolun yarısı eder.
Dante gibi ortasındayız ömrün.
Delikanlı çağımızdaki cevher,
Yalvarmak, yakarmak nafile bugün,
Gözünün yaşına bakmadan gider.
Şakaklarıma kar mı yağdı ne var?
Benim mi Allahım bu çizgili yüz?
Ya gözler altındaki mor halkalar?
Neden böyle düşman görünürsünüz,
Yıllar yılı dost bildiğim aynalar?
Zamanla nasıl değişiyor insan!
Hangi resmime baksam ben değilim.
Nerde o günler, o şevk, o heyecan?
Bu güler yüzlü adam ben değilim;
Yalandır kaygısız olduğum yalan.
Hayal meyal şeylerden ilk aşkımız;
Hatırası bile yabancı gelir.
Hayata beraber başladığımız,
Dostlarla da yollar ayrıldı bir bir;
Gittikçe artıyor yalnızlığımız.
Gökyüzünün başka rengi de varmış!
Geç farkettim taşın sert olduğunu.
Her doğan günün bir dert olduğunu,
İnsan bu yaşa gelince anlarmış.
Ayva sarı nar kırmızı sonbahar!
Her yıl biraz daha benimsediğim.
Ne dönüp duruyor havada kuşlar?
Nerden çıktı bu cenaze? ölen kim?
Bu kaçıncı bahçe gördüm tarumar?
Neylersin ölüm herkesin başında.
Uyudun uyanamadın olacak.
Abuk subuk yorumlar yapıp ondan sonra da okumamakla boş yorum yapmakla suçlamadan önce bi yazdıklarınıza bakın. Bir de herkes anladığı gibi yorum yapar yani gelipte yorumlarının %100 doğruluğuna inanıp bir de başka yorumculara küçük düşürücü ifadeler kullanmak da bana göre hadsizlik. Şiiri yorumlayın! Yorumları değil! He hakikaten çok absürt bir şey yazılırsa hepimiz karşı çıkalım.
Bu günün şiirine atıf:)
Yaşlılık, ruhun zorunlu kabullenişidir…
İnsan neler yapabileceğini ve gücünü yeniden farkederek birlik olmanın tadını çıkaracaktır.
Yeter ki çok geç kalmasın.
Aslı Birer
Merhaba sevgili Tuba her zaman yorum yapman beni mutlu eder, bu platformda fikirlerine değer verdiğim insanlardan birisisin, katıl ya da katılma her zaman beklerim.
Sayfayı okuyan ve kimin ebediyete göç etmiş anne ve babaları varsa hepsinin ruhları şad mekanları cennet olsun.
Teşekkür ederim.
Bir anekdot
Bir gün yağmur yağıyor biz pehlivanla dışarıda yakalandık ben aniden sırtımı hafifçe eğip başımı neredeyse omuzlarımın arasına gizledim. Pehlivan bana doğru dönüp gülümsedi.
Eğildiğinde yağmur seni ıslatmadı mı pamuk şekerim?
Diye sordu.
Islatıyor dedim hafifçe de mahcup oldum
Omuzumu tuttu ve…
- eğer kaçacak yerin yoksa yağmura bile eğilme, eğilsen de eğilmesen de ıslanacaksın zaten.
Saçın da kurur, elbiselerin de.
Hafiften ikimizde ıslandık, kısa bir sürede bir kafeye gidip oturduk.
O gün yağmurda ıslanmak bana, daha önce hiç hissetmediğim duyguları hissettirmişti. O gün bu gündür yağmurdan kaçmak yerine tadını çıkararak gideceğim yere kadar hiç acele etmeden yürürüm. Ve çaresizlik hissine ne zaman kapılsam hep o gün gelir aklıma. Yağmur sadece hayatın tuzuydu ve ne kadar panikle koşarsam o kadar çok ıslanacağımı anlatmıştım.