Günaydın, Teşekkürler sevgili Tuba en güzel söz ve besteyi İstiklal marşımızı sayfaya astığın için. Yüce yaradan bayrağına milletine sahip çıkan yürekli insanları korusun. Irakta şehit düşen askerlerimizin ruhları şad olsun. Ailelerine sabırlar diliyorum. Üzgünüz.
Dünyanın en güzel yerleri neden deprem kuşakları olan bölgeler?
Ve insanlara yapılan en büyük kötülük de yaşam alanlarını bilimin ışığında kurmak yerine dedelerinin önerilerini uygulamaları için cahil bırakılmalarıydı bence.
Evet bu konuda size katılıyorum sevgili Nurgül, ama diyorum ya her iyilik iyilik olmadığı gibi her kötülük de kötülük olmayabilir. Evet halkın kendi istekleriyle yaptığı yardımları siyasi düşünceleri gölgelememeliydi burada hemfikiriz. Ama ben bu yardımları fakirleşen halktan toplamalarını da hoş görmüyorum ve onaylamıyorum. Çünkü biz görünürde bu tür afetler için fonlar ayıran bir devletiz. Bu fonları öncelikle kullanmak en son çare olarak da halkın yardımını istemek uygun olurdu. Farklı konulara hiç girmek istemiyorum çünkü konu dağılır.
Sonuç olarak ben de bu duruma çok üzüldüm ama keşke ölseydiler de demedim. Çok haklı bir serzenişti, bunu yapmamalıydık. Ama bir kesim de vardı ki ben de buradan onu hatırlatmak istiyorum. İzmir’de deprem olduğunda da hak ediyorlar GAVUR İZMİR diyenleri de bu vesileyle kınamak gerektiğini düşünüyorum. Bak buradan nasıl bir sonuç çıktı! Demek ki doğa olaylarının dindarlık ile hiçbir ilişkisi yokmuş. Allah hiçbir bölgeye ayrıcalık tanımıyor çünkü o dünyayı yaratırken en başından sistemi kurmuş dünyayı yaşanılır hale getirmek için depremlerin olması gerektiğinden( bunu bilim de söylüyor) öyle yaratmış. Daha sonra insanların buna göre yapılanması gerekirken gidip de fay hatları üzerinde yapılanmaları, dayanıksız evler yapmaları, tamamen kendi sorumlulukları olduğu da apaçık ortaya çıkmıştır. Öyleyse bundan böyle herkes bu gerçeği kabul edip bilime güvenmeli. Aslında, iyilik de halkına bilimin ışığında yaşamayı öğretmek çıkıyor buradan. Ve bir devlet gerçekten kötülük yapmak istiyorsa… devleti oluşturan milletine hurafeleri çeşitli yollarla empoze edip köleleştirmek olur diyorum.
Ve bütün bunlar iyiliğin genel tanımları ve sonuçlarıdır. Önemli olan ise bencillikten sıyrılıp, ayırt etmek ve kaş yaparken göz çıkarmamaya dikkat etmektir. Çünkü iyilik ve kötülük görecelidir.
Mesela; iki yaşlı insanın yol kenarında beklediğini gördünüz ve yardım etmek istediniz. Birine yardım ettiğinizde gerçekten karşılığını bulur ve hakikaten iyilik yapmış olursunuz. Diğer kişi sizi reddedebilir ona yaşlı muamelesi yaptığınızı düşünebilir bunu kendisine hakaret olarak algılayabilir. Kendince haklıdır çünkü orada sizden bir talebi olmamıştır. Bu duruma maruz Kalan kişi o kişiye nankörlük yakıştırması yapar çünkü iyilik düşündüğü için kendini haklı görür. Oysaki gerçek hiç de öyle değildir. Bu örnekten çok daha ağır sonuçlar doğuran iyiliklerden doğan mağduriyetler hiç de az değildir. :)
Gelişmiş toplumların en önemli özelliklerinden biri özsaygı ve bu farkındalık toplulukları kötücüllükten uzaklaştıran iyinin hakim olduğu toplumlara dönüştürür.
Günaydın,
Teşekkürler sevgili Tuba en güzel söz ve besteyi İstiklal marşımızı sayfaya astığın için. Yüce yaradan bayrağına milletine sahip çıkan yürekli insanları korusun. Irakta şehit düşen askerlerimizin ruhları şad olsun. Ailelerine sabırlar diliyorum.
Üzgünüz.
Erdem, gücün yettiğince erdemsizliklerle mücadele etmektir. Ve bunu yönetecek yetkinlik ise; yüreğine tutunmak ve gücünü ondan almakta saklı.
Dünyanın en güzel yerleri neden deprem kuşakları olan bölgeler?
Ve insanlara yapılan en büyük kötülük de yaşam alanlarını bilimin ışığında kurmak yerine dedelerinin önerilerini uygulamaları için cahil bırakılmalarıydı bence.
Evet bu konuda size katılıyorum sevgili Nurgül, ama diyorum ya her iyilik iyilik olmadığı gibi her kötülük de kötülük olmayabilir. Evet halkın kendi istekleriyle yaptığı yardımları siyasi düşünceleri gölgelememeliydi burada hemfikiriz. Ama ben bu yardımları fakirleşen halktan toplamalarını da hoş görmüyorum ve onaylamıyorum. Çünkü biz görünürde bu tür afetler için fonlar ayıran bir devletiz. Bu fonları öncelikle kullanmak en son çare olarak da halkın yardımını istemek uygun olurdu. Farklı konulara hiç girmek istemiyorum çünkü konu dağılır.
Sonuç olarak ben de bu duruma çok üzüldüm ama keşke ölseydiler de demedim. Çok haklı bir serzenişti, bunu yapmamalıydık. Ama bir kesim de vardı ki ben de buradan onu hatırlatmak istiyorum. İzmir’de deprem olduğunda da hak ediyorlar GAVUR İZMİR diyenleri de bu vesileyle kınamak gerektiğini düşünüyorum. Bak buradan nasıl bir sonuç çıktı! Demek ki doğa olaylarının dindarlık ile hiçbir ilişkisi yokmuş. Allah hiçbir bölgeye ayrıcalık tanımıyor çünkü o dünyayı yaratırken en başından sistemi kurmuş dünyayı yaşanılır hale getirmek için depremlerin olması gerektiğinden( bunu bilim de söylüyor) öyle yaratmış. Daha sonra insanların buna göre yapılanması gerekirken gidip de fay hatları üzerinde yapılanmaları, dayanıksız evler yapmaları, tamamen kendi sorumlulukları olduğu da apaçık ortaya çıkmıştır. Öyleyse bundan böyle herkes bu gerçeği kabul edip bilime güvenmeli.
Aslında, iyilik de halkına bilimin ışığında yaşamayı öğretmek çıkıyor buradan. Ve bir devlet gerçekten kötülük yapmak istiyorsa… devleti oluşturan milletine hurafeleri çeşitli yollarla empoze edip köleleştirmek olur diyorum.
Bazen de kötü gibi gördüğümüz şeyler en büyük iyilikler olabilir.
Ve bütün bunlar iyiliğin genel tanımları ve sonuçlarıdır. Önemli olan ise bencillikten sıyrılıp, ayırt etmek ve kaş yaparken göz çıkarmamaya dikkat etmektir. Çünkü iyilik ve kötülük görecelidir.
Mesela; iki yaşlı insanın yol kenarında beklediğini gördünüz ve yardım etmek istediniz. Birine yardım ettiğinizde gerçekten karşılığını bulur ve hakikaten iyilik yapmış olursunuz.
Diğer kişi sizi reddedebilir ona yaşlı muamelesi yaptığınızı düşünebilir bunu kendisine hakaret olarak algılayabilir.
Kendince haklıdır çünkü orada sizden bir talebi olmamıştır. Bu duruma maruz Kalan kişi o kişiye nankörlük yakıştırması yapar çünkü iyilik düşündüğü için kendini haklı görür. Oysaki gerçek hiç de öyle değildir.
Bu örnekten çok daha ağır sonuçlar doğuran iyiliklerden doğan mağduriyetler hiç de az değildir.
:)
Gelişmiş toplumların en önemli özelliklerinden biri özsaygı ve bu farkındalık toplulukları kötücüllükten uzaklaştıran iyinin hakim olduğu toplumlara dönüştürür.
İyilik, toplumun da gelişmişlik derecesinin göstergesidir.
Aslında iyiliğin temelinde “benlik” kavramı vardır.
Çünkü iyilik insanın kendini mutlu eder, içinde yüksek haz duygusu vardır.
İyiliğin, gerçekleştiren kişi için maddi manevi karşılığı yoktur.
Beklentisizdir, beklenti varsa zaten iyilik değildir.