Hazır yeri gelmişken şunu da bu sayfada söylemek istiyorum. Geçmişte yazdıklarımın altına adımı yazmam kibirlilik ya da hadsizlik olarak görüldü. Oysa yazdığının altına adını yazmak, fikirlerine sahip çıkmak ve arkasında durmaktır. Yani cesarettir! Eğrisiyle doğrusuyla, “benim” diyebilmektir.
Ezelden beri çoğunlukla içten ve samimi insanlar ya saf damgasıyla dışlanmış ya da deli yerine koyulmuştur. Hiç kimse bu devirde gerçek samimiyeti aramıyor. Herkes kendi sırtının ne olursa olsun sıvazlamasını istiyor. Samimi ve halis insanlar benim gibi düşünenler için ayrıcalıklı ve üstün insanlardır. Gerçek ve dünyaya malolmuş liderler de çoğunlukla bu insanlardan çıkar. Tabii çok mücadele verdikten sonra. Çünkü insanlar çoğunlukla çıkarları doğrultusunda seçim yaparlar. Gerçek dehalar da gölgede yok olup gider yani bir şekilde.çıkar savaşlarında yok edilirler. Dünyanın bugünkü durumuna bakınca bu çok net görünüyor. Bazılarımız da bu gerçeklerin peşinde yangına su taşıyan karınca misali çabalıyoruz. Ama boşuna değil inançla ve insanlık uğruna. Tıpkı geçmişte yaşamış ve toplumun yararına çalışmış mücadele vermiş atalarımız gibi. Bir sözle bağlamak istiyorum konuyu; “Kişi yaptığı işi, adamına göre değil, adına göre yapmalı” Aslı Birer
O dönme dolaplar tek başına dönmüyor Tubacım, yanlarına gazla çalışan birkaç semazen buluyorlar arada günahsız insanlar pek de güzel kaynayıveriyorlar.
Afacan cinsinden küçük bir kız varmış evvel zaman içinde. Hiç yaşıtları gibi değilmiş, sürekli bir şeyler okuyup bir de utanmadan yazarmış:) Daha yedi yaşlarındayken o çoktan okumayı yazmayı öğrenmiş bir de ailesini romana dökmüş şaka gibi. Çok meraklıymış şiirlere, şairlere babası da babaymış hani en fiyakalısından, eski Datça diye bir yer varmış bir gün orada geziyorlarmış, henüz yeni tanıştığı bir yüzle karşılaşmışlar, “bir an içinde” ve bizimki durur mu? Elini sallamaya başlamış ve babasının tüm müdahalelerine karşı susmamış yüksek bir sesle “ büyüksün baba!” Diye bağırmış. Onun sesine dönüp bakan şiir yürekli adam da; gülümseyerek elini kaldırmış “ sen de büyüyeceksin” diyerek selamlamış bizimkini.
Hayat akıp gider zamanın içinden, çekilen anlar kalır geriye.
İyi ki sen vardın ve bu güzel vatanı canın pahasına savunup bize bıraktın. 30 Ağustos Zafer Bayramı tüm Türkiye’ye kutlu olsun. Değil bir gün her gün bizim. İyi ki Türk milletinin Atası oldun. İyi ki bize nasip oldun. Senin ve silah arkadaşlarının Ruhunuz şad olsun büyük kumandan.
Zafer, ufukta doğan bir sabahın hülyası, Kılıçların değil, aklın çelikten türküsü, Yüreklerde yanan ateşin, çehresinde mânâ, İnsanlık mefkûresine yazılan bir destan.
-Eylül’ ü sevmez misin? Neden bu suskunluğun?
-İnsan hiç kendini sevmez mi?
Vakit hazana çalınca
Sararıp dökülürüm
Sessiz sedasız.
Aslı Birer
?si=a0nW-FLEA039gj67
Hazır yeri gelmişken şunu da bu sayfada söylemek istiyorum.
Geçmişte yazdıklarımın altına adımı yazmam kibirlilik ya da hadsizlik olarak görüldü. Oysa yazdığının altına adını yazmak, fikirlerine sahip çıkmak ve arkasında durmaktır. Yani cesarettir! Eğrisiyle doğrusuyla, “benim” diyebilmektir.
Ezelden beri çoğunlukla içten ve samimi insanlar ya saf damgasıyla dışlanmış ya da deli yerine koyulmuştur. Hiç kimse bu devirde gerçek samimiyeti aramıyor. Herkes kendi sırtının ne olursa olsun sıvazlamasını istiyor. Samimi ve halis insanlar benim gibi düşünenler için ayrıcalıklı ve üstün insanlardır. Gerçek ve dünyaya malolmuş liderler de çoğunlukla bu insanlardan çıkar. Tabii çok mücadele verdikten sonra. Çünkü insanlar çoğunlukla çıkarları doğrultusunda seçim yaparlar. Gerçek dehalar da gölgede yok olup gider yani bir şekilde.çıkar savaşlarında yok edilirler. Dünyanın bugünkü durumuna bakınca bu çok net görünüyor. Bazılarımız da bu gerçeklerin peşinde yangına su taşıyan karınca misali çabalıyoruz. Ama boşuna değil inançla ve insanlık uğruna. Tıpkı geçmişte yaşamış ve toplumun yararına çalışmış mücadele vermiş atalarımız gibi.
Bir sözle bağlamak istiyorum konuyu;
“Kişi yaptığı işi, adamına göre değil, adına göre yapmalı”
Aslı Birer
O dönme dolaplar tek başına dönmüyor Tubacım, yanlarına gazla çalışan birkaç semazen buluyorlar arada günahsız insanlar pek de güzel kaynayıveriyorlar.
Afacan cinsinden küçük bir kız varmış evvel zaman içinde. Hiç yaşıtları gibi değilmiş, sürekli bir şeyler okuyup bir de utanmadan yazarmış:)
Daha yedi yaşlarındayken o çoktan okumayı yazmayı öğrenmiş bir de ailesini romana dökmüş şaka gibi. Çok meraklıymış şiirlere, şairlere babası da babaymış hani en fiyakalısından, eski Datça diye bir yer varmış bir gün orada geziyorlarmış, henüz yeni tanıştığı bir yüzle karşılaşmışlar, “bir an içinde” ve bizimki durur mu?
Elini sallamaya başlamış ve babasının tüm müdahalelerine karşı susmamış yüksek bir sesle “ büyüksün baba!” Diye bağırmış. Onun sesine dönüp bakan şiir yürekli adam da; gülümseyerek elini kaldırmış “ sen de büyüyeceksin” diyerek selamlamış bizimkini.
Hayat akıp gider zamanın içinden, çekilen anlar kalır geriye.
İyi ki sen vardın ve bu güzel vatanı canın pahasına savunup bize bıraktın.
30 Ağustos Zafer Bayramı tüm Türkiye’ye kutlu olsun. Değil bir gün her gün bizim. İyi ki Türk milletinin Atası oldun. İyi ki bize nasip oldun. Senin ve silah arkadaşlarının Ruhunuz şad olsun büyük kumandan.
?si=t2UTwOdAhk6B_XNh
Bugün muzip günümdeyim her zaman böyle bulaman:))
Ezeldeki ruha
Dünyadaki ruhbana
Hangisi ateş? Hangisi su? Bul, bana
Kırmızı mı suyun? Mavi mi?
Hangisi alim? Hangisi zalim? Zor, bana
Ebed’ i alemde neredeyim? Bul, beni
Geçerken döküldüm toprağına
Çiçekte mi? Böcekte miyim?
Gör beni
Aslı Birer
Bensiz uyanmaz hiçbir şey,
Bahara da vuran benim
Kışa da,
Toprakta papatya’ ya
Gökyüzündeki kuşa da
Aslı Birer
Sen hep dalgalan 30 binlerce semada
Zafer, ufukta doğan bir sabahın hülyası,
Kılıçların değil, aklın çelikten türküsü,
Yüreklerde yanan ateşin, çehresinde mânâ,
İnsanlık mefkûresine yazılan bir destan.