Geçen gün gördüğüm bir video var. Bu şeyh meselesi kaçıncı asırdayız hala Türkiye’nin başının belası. Henüz on beş yaşlarında bir erkek çocuğu şeyhin elini tutuyor kendini yerden yere vuruyor. Yazık dedim çocuk seni ne hale getirmişler. O çocuğun büyüdüğünde ne hayrı dokunacak kendine ve ülkesine? İnsan israf ediyoruz! Bunu bize bilerek yapıyorlar. Çocuklarınızın beyinlerini yıkayıp kendilerine köleler yetiştiriyorlar. Neden hep müslüman devletlerde bunlar bi düşünmek gerekir? Asırlardır bu oyunun içinde hapis olduk. Oysa Türk milletinin zekasının, meziyetlerinin, farkındalar ve bizi şeyhlerle tarikatlarla köleleştirdiler! Oyun şimdi daha da büyüdü!
“Bir toplumda aşırı zenginler ve aşırı yoksullar varsa o toplum mutsuz ve dengesiz bir toplumdur “
Ve o devlette enflasyonun yüksek olduğu, kontrol altına alamadığı da anlaşılır.
Ve ortada dönen danışıklı dövüşler olursa beş katı komik kalır.
Orta direk yok olur. Bu da ekonominin çöktüğünün en güçlü göstergesidir.
Ve psikolojik etkileri başgösterir. İntihar vakaları çoğalır. Göçler artar, arttıkça dengeler daha çok bozulur.
Yurtiçi göçler istihdam konusunda dengesizliği arttırır. Yurtdışı beyin göçleri ülkede kalifiye ve dalında uzman kişilerin kaybından dolayı gelişmişlik düzeyi düşer. Bu bir çok alanda büyük sorunlara yol açar. Bir ülkenin üst akla sahip beyin gücünü kaybetmiş olması büyük kayıptır.
uzun yanlışlarla battı gemiler geçtikleri her yerde İçindekiler toy rüzgarlarda yelken açan düşlerimiz uğradığımız adalarda dağıldı geçtiğimiz gemilerde kaldı çarpılmış yüreklerimiz boşlukta el sallayan biri var hala bizim varamadığımız uzaklıklara ne kulaklarımızda siren sesleri ne kadırga serenlerinin yol açtığı birkaç tuzlu resim içimiz bir ada kuraklığı sualtı batıklarıyız gündemin
Henüz erken daha geceye çok var, sükuta ermesin hüznünden, sevgi sözleri dudaklarında… henüz geceye çok var, gün öğle vakti. Mevsim henüz yaz, erken şimdiden zemheriye hazırlık yapmayalım. Henüz meyveye durmuş çiçeklerimiz… daha erken, seni beklerken… geçmesin mevsim, gün karaya çalmasın, vakit geçmeden mevsim bitmeden gel.
Değişir yönü rüzgarın Solar ansızın yapraklar; Şaşırır yolunu denizde gemi Boşuna bir liman arar; Gülüşü bir yabancının Çalmıştır senden sevdiğini; İçinde biriken zehir Sadece kendini öldürecektir; Ölümdür yaşanan tek başına, Aşk iki kişiliktir.
Geçen gün gördüğüm bir video var. Bu şeyh meselesi kaçıncı asırdayız hala Türkiye’nin başının belası. Henüz on beş yaşlarında bir erkek çocuğu şeyhin elini tutuyor kendini yerden yere vuruyor. Yazık dedim çocuk seni ne hale getirmişler. O çocuğun büyüdüğünde ne hayrı dokunacak kendine ve ülkesine? İnsan israf ediyoruz! Bunu bize bilerek yapıyorlar. Çocuklarınızın beyinlerini yıkayıp kendilerine köleler yetiştiriyorlar. Neden hep müslüman devletlerde bunlar bi düşünmek gerekir? Asırlardır bu oyunun içinde hapis olduk. Oysa Türk milletinin zekasının, meziyetlerinin, farkındalar ve bizi şeyhlerle tarikatlarla köleleştirdiler! Oyun şimdi daha da büyüdü!
Günlerdir yüreğim Akbelen’ de atıyor!..
Belli olmaz her an her şey olabilir:)
“Bir toplumda aşırı zenginler ve aşırı yoksullar varsa o toplum mutsuz ve dengesiz bir toplumdur “
Ve o devlette enflasyonun yüksek olduğu, kontrol altına alamadığı da anlaşılır.
Ve ortada dönen danışıklı dövüşler olursa beş katı komik kalır.
Orta direk yok olur. Bu da ekonominin çöktüğünün en güçlü göstergesidir.
Ve psikolojik etkileri başgösterir. İntihar vakaları çoğalır.
Göçler artar, arttıkça dengeler daha çok bozulur.
Yurtiçi göçler istihdam konusunda dengesizliği arttırır. Yurtdışı beyin göçleri ülkede kalifiye ve dalında uzman kişilerin kaybından dolayı gelişmişlik düzeyi düşer. Bu bir çok alanda büyük sorunlara yol açar. Bir ülkenin üst akla sahip beyin gücünü kaybetmiş olması büyük kayıptır.
… …
Teşekkürler Mehmet bey, sizin de bilgilerinizden faydalanıyoruz. Her daim katılımlarınızı bekliyoruz
uzun yanlışlarla battı gemiler
geçtikleri her yerde
İçindekiler
toy rüzgarlarda
yelken açan düşlerimiz
uğradığımız adalarda dağıldı
geçtiğimiz gemilerde kaldı çarpılmış yüreklerimiz
boşlukta el sallayan biri var hala
bizim varamadığımız uzaklıklara
ne kulaklarımızda siren sesleri
ne kadırga serenlerinin
yol açtığı birkaç tuzlu resim
içimiz bir ada kuraklığı
sualtı batıklarıyız gündemin
Ne güzel sevmişsin…
Henüz erken daha geceye çok var, sükuta ermesin hüznünden, sevgi sözleri dudaklarında… henüz geceye çok var, gün öğle vakti. Mevsim henüz yaz, erken şimdiden zemheriye hazırlık yapmayalım. Henüz meyveye durmuş çiçeklerimiz… daha erken, seni beklerken… geçmesin mevsim, gün karaya çalmasın, vakit geçmeden mevsim bitmeden gel.
Değişir yönü rüzgarın
Solar ansızın yapraklar;
Şaşırır yolunu denizde gemi
Boşuna bir liman arar;
Gülüşü bir yabancının
Çalmıştır senden sevdiğini;
İçinde biriken zehir
Sadece kendini öldürecektir;
Ölümdür yaşanan tek başına,
Aşk iki kişiliktir.
Ataol Behramoğlu
“Sevgi ise tek kişilik”
Ben de sayenizde bazı düzenlemeler yaptım. Şimdi daha iyi oldu.