" Çok erken geçtik hayattan.. Çok çabuk yorulduk.. Oysa henüz yarısına bile gelmedik yaşamın.. Her şeyi çok iyi anlamanın, her şeyin boş olduğunu bilmenin verdiği yorgunluk bu . .
“ çok değerli olup yerine konamayacak bir nesne elimizden çıkıp gittiğinde, bir düşten uyanmışız gibi bir duyguya kapılırız..'' diyor ' hesse ‘ ..
peki ya akrabamız, arkadaşımız, komşumuz, öğretmenimiz, öğrencimiz olan sevdiğimiz onlarca 'can' , ömrümüzden çıkıp gittiğinde nasıl bir duyguya kapılırız . . ? var mıdır bu acının kelimelere bürünmüş bir tarifi ?
"ben buraya
aslında
'kal' diyen her yerden
çıkıp geldim.."
" yazgımı anlamam gerekiyor,
tanrısallığın özünde benim ne yapmamı istediğini görmem gerek;
benim için tek olan hakikati,
uğrunda yaşayıp öleceğim fikri bulmam gerek.."
" Kierkegaard _
“ yaşamın anlamı
tam da odur işte: hep arayıp arayıp ,
bulduğunu sanıp, bulamadığını anlayıp
hep yeniden aramak zorunda olduğun.."
.
" oruç aruoba _
"Şimdi tekrar ne yapsam dedirtme bana yarabbi
Taşınacak suyu göster, kırılacak odunu
Kaldı bu silinmez yaşamak suçu üzerimde."
“ biri diğerine,
alması için bir düş ipliği atıyor ve böylece yaşam dokunuyor.
içinde
uyuduğumuz
tanrı’nın düşü mü yoksa?"
" b r o c h _
" Çok erken geçtik hayattan..
Çok çabuk yorulduk..
Oysa henüz yarısına bile gelmedik yaşamın..
Her şeyi çok iyi anlamanın, her şeyin boş olduğunu bilmenin verdiği yorgunluk bu . .
Erken yorulduk ,
genç ihtiyarladık . . "
" Ve bir gün ,
herkes ,
terkedilmiş bir eve benzeyecek.
Dışı harabe
içi hatıra dolu . . "
“ ve bazen
hayatın baskılarına dayanabilmek için
insanın cehennemin dokuzuncu katına inmesi gerekir diye düşünüyorum.
bu dayanılmaz olana dayanmayı,
kabul edilemez olanı kabul etmeyi ifade eder.
bir gecede yaşlandığını
söyleyen insanlar
vardır..."
" aliya izzetbegoviç _
“ büyük bir kayıp yaşadığımızda
unutmak için çabalamak yerine zihnimizde elden geldiğince canlı tutmamız ,
insan yüreğinin garip davarınışlarındandır.
sanki sık sık anlatmakla
acımıza adamakıllı teselli bulmaktayızdır."
" nietzsche _
“ çok değerli olup
yerine konamayacak bir nesne elimizden çıkıp gittiğinde,
bir düşten uyanmışız gibi bir duyguya kapılırız..''
diyor ' hesse ‘ ..
peki ya akrabamız, arkadaşımız, komşumuz, öğretmenimiz, öğrencimiz olan sevdiğimiz onlarca 'can' ,
ömrümüzden çıkıp gittiğinde nasıl bir duyguya kapılırız . . ?
var mıdır bu acının kelimelere bürünmüş bir tarifi ?
anlat bana bi..