Tanıtımdan: Rober Koptaş, 20. yüzyılın büyük olaylarının gölgesinde bir ailenin dünyasını anlatıyor. Anadolu’daki meçhul bir şehirde başlayıp İstanbul’a varan hikâyede, zamanın durmadan dönen çarkları arasında öğütülen insancıkları izliyoruz. Kabuk bağlamış sırlar, anlatılanlar ve anlatılmayanlar, insanı gölgesi gibi takip eden sızılar... Unufak, sadece bir ailenin değil, insana dair tüm duyguların da hikayesidir.
"Israil'e savaş!..Asalım keselim!..Bir gece ansızın basalım!" naraları atanlar iyi düşünsünler. Çünkü bu iş otobüsler dolusu polis gücüyle solcu öğrenci yurtlarını basmaya, meclisin göbeğinde muhalif milletvekili dövmeye benzemez.
Neden benzemez? Çünkü karşında tüm batı emperyalizminin her alanda sonsuz destek verdiği bir "sadık karakol" var, yani İsrail... O iki yüzlü batı yedirir mi sana, enerji kaynaklarının bekçi köpeği israil'i ?!
Ve haberi yok muydu sanıyorsun dünyanın, bu çirkin ve karanlık çatışmanın ne zaman/nasıl/nerde patlayacağından?
Madalyonun diğer yüzü daha da düşündürücü...Şöyle ki: Hangi enerji kaynağına, hangi petrolüne, hangi sanayine, hangi tarımına, hangi bütçene, hangi şununa bununa güvenip de savaşa gireceksin?
Belki de hayatın ilk yarası olan aşk yarası geçerse izi kalır, geçmezse acısı...Bu yüzden unutulmaz ilkler... Ve ihaneti bile dudaklarda tebessüm gibi kalır.
Bizi alçaltan bu kanlı zafer taçları işte Öptüğümüz o pis eller O maymun maskara soytarılar Küçük orospular Kirli zevklerimiz Yatağımıza giren frengili kadınlar...
Aldığını geri vermez bir karanlık Dört yanımızda Hangi perdeyi aralasak gece Hangi taşı kaldırsak çaresizlik...
Ölüm isli bir fener ışığı bu karanlıklarda Ölüm yorgun askerlerin tek umudu sıcak Biz bu ölümlerle yakınız ölümsüzlüğe Bu karanlıklarla uzak...
Unufak / Rober Koptaş
İletişim Yayınları
277 sayfa
Baskı: 2024
Tanıtımdan:
Rober Koptaş, 20. yüzyılın büyük olaylarının gölgesinde bir ailenin dünyasını anlatıyor. Anadolu’daki meçhul bir şehirde başlayıp İstanbul’a varan hikâyede, zamanın durmadan dönen çarkları arasında öğütülen insancıkları izliyoruz.
Kabuk bağlamış sırlar, anlatılanlar ve anlatılmayanlar, insanı gölgesi gibi takip eden sızılar... Unufak, sadece bir ailenin değil, insana dair tüm duyguların da hikayesidir.
Sessizlik bazen herkesin duyabileceği kadar gür bir ses etkisi yaratır.
* Serçe Parmağı, Gökhan Özcan
"Israil'e savaş!..Asalım keselim!..Bir gece ansızın basalım!" naraları atanlar iyi düşünsünler. Çünkü bu iş otobüsler dolusu polis gücüyle solcu öğrenci yurtlarını basmaya, meclisin göbeğinde muhalif milletvekili dövmeye benzemez.
Neden benzemez?
Çünkü karşında tüm batı emperyalizminin her alanda sonsuz destek verdiği bir "sadık karakol" var, yani İsrail... O iki yüzlü batı yedirir mi sana, enerji kaynaklarının bekçi köpeği israil'i ?!
Ve haberi yok muydu sanıyorsun dünyanın,
bu çirkin ve karanlık çatışmanın ne zaman/nasıl/nerde patlayacağından?
Madalyonun diğer yüzü daha da düşündürücü...Şöyle ki: Hangi enerji kaynağına, hangi petrolüne, hangi sanayine, hangi tarımına, hangi bütçene, hangi şununa bununa güvenip de savaşa gireceksin?
Uzun sözün kısası: Uyuma :)))
Belki de hayatın ilk yarası olan aşk yarası geçerse izi kalır, geçmezse acısı...Bu yüzden unutulmaz ilkler... Ve ihaneti bile dudaklarda tebessüm gibi kalır.
* Kaktüsler de Çiçek Açar,
Songül Ünsal
Her insan yağmur damlası gibidir; kimisi çamura düşer, kimisi gül yaprağına...
Evlerinin Önü Mersin
?si=MItCwiBjEQTSPuAF
bakma sen,
kuşlar bir uçumluktur ne de olsa,
denizler bir fırtınalık görkemli...
bizse kendimizi insan olarak
bir tohum gibi dikmişiz sonsuzluğa...
* Sonrası Kalır, Edip Cansever
Hüzün, sevginin eksikliğinden değil, sevginin derinliğinden kaynaklanır.
* Bilgece
Dünya, bütün sözlerin tutulabildiği ışıltılı bir yer değildir; ne de hayat, hayalleri gerçek kılan gözalıcı bir peri çubuğu...
* Dokunmadan, Nermin Yıldırım
Bizi alçaltan bu kanlı zafer taçları işte
Öptüğümüz o pis eller
O maymun maskara soytarılar
Küçük orospular
Kirli zevklerimiz
Yatağımıza giren frengili kadınlar...
Aldığını geri vermez bir karanlık
Dört yanımızda
Hangi perdeyi aralasak gece
Hangi taşı kaldırsak çaresizlik...
Ölüm isli bir fener ışığı bu karanlıklarda
Ölüm yorgun askerlerin tek umudu sıcak
Biz bu ölümlerle yakınız ölümsüzlüğe
Bu karanlıklarla uzak...
* İki Kişiye Bir Dünya,
Ümit Yaşar Oğuzcan