Bir sorunu çözemiyor yada tıkanıklık yaşıyorsanız, tam bir atalet halindesiniz ve canınız hiçbir şey yapmak istemiyorsa "Bugün yapmıyorum, bugün istediğimi yapacağım ama yarın -ortam değiştirmek suretiyle- sabah 6 dan akşam 6 ya kadar çalışıp bitireceğim bu işi" deyip bu dakikadan sonra da o iş ile alakalı lojistik hazırlıkları yaparsanız (-ki bu canınızın istemediği kısım değil) bu işi rahatlıkla ve huzurla bitirebilirsiniz. Erteliyorsunuz ama kendinize söz de veriyorsunuz ve böylelikle işi daha hızlı ve tam yapabiliyorsunuz...
Anlamları biz veriyoruz. Piyano tuşları, sazın telleri... normalde anlamsız, ucuz ve birbirinin benzeri şeyler... İşte bu yüzden anlayamazsın... Gözlerin deniz derken, ellerin dolunay derken, yüzün güneş derken, kalbin cennet derken... Piyanoyu ancak ustası çalar. O yüzden kendini bırak aşk sanatkarına... Aşkı anlayabilmen için benim ruhumla bakmalısın kendine...
Bugün senden bir doz daha aldım her geçen gün artan aşk sancılarını dindirmek için. Bana “bir günün bir gününü tutmuyor” deme sakın. Nasıl aynı kalabilirim ki; sana fokur fokur, alev alev ve gün be gün hasretim, arzum ve tutkum artarken…
“Dışarıdan bakmak”la “içine girmek” çok farklı kavramlar. Çok gösterişlisin ve seni bir anlık sevmiş olabilirim ama hayat inişleri çıkışları olan bir süreç. İçine girmeden anlayamam ki seni…
Görünme sevdası bir hastalık. Sürekli ben de ben, ben de ben… Gerçek bir başarıyı yakalamış kendinden emin insanların kendilerini gösterme yada başkalarına dayatma isteği yoktur. Görünme sevdası bir eksikliği kapatmaya çalışma çabası mı yoksa ?
Klişe yada sosyal medya cümleleriyle ezbere konuşanlarla acı çeken, ızdırap duyan ve yüreğinden kopup gelen insanların cümleleri bir olmaz. Biri ambalaja girmiş yapay gıda, diğeri Alp dağları’nın eteklerinde sağılmış taze süt, tertemiz bir kaynak suyu… İnanmadan söyleyenle, yaşamış biri bir midir?
Bir sorunu çözemiyor yada tıkanıklık yaşıyorsanız, tam bir atalet halindesiniz ve canınız hiçbir şey yapmak istemiyorsa "Bugün yapmıyorum, bugün istediğimi yapacağım ama yarın -ortam değiştirmek suretiyle- sabah 6 dan akşam 6 ya kadar çalışıp bitireceğim bu işi" deyip bu dakikadan sonra da o iş ile alakalı lojistik hazırlıkları yaparsanız (-ki bu canınızın istemediği kısım değil) bu işi rahatlıkla ve huzurla bitirebilirsiniz. Erteliyorsunuz ama kendinize söz de veriyorsunuz ve böylelikle işi daha hızlı ve tam yapabiliyorsunuz...
Anlamları biz veriyoruz. Piyano tuşları, sazın telleri... normalde anlamsız, ucuz ve birbirinin benzeri şeyler... İşte bu yüzden anlayamazsın... Gözlerin deniz derken, ellerin dolunay derken, yüzün güneş derken, kalbin cennet derken... Piyanoyu ancak ustası çalar. O yüzden kendini bırak aşk sanatkarına... Aşkı anlayabilmen için benim ruhumla bakmalısın kendine...
Senden önce devrikti cümlelerim. Senden sonra yıkık…
Seviyordum seni ben…
Ben.. sen.. sen.. sev.. b..
Cümlelerim devrik artık… Dağ gibi, aslan gibi adam bile devrilmişse, seher vakti bir güzele vurulup, cümle ne yapsın, kelime ne yapsın, hece yapsın…
Seviyor ben biri birini seni…
Bugün senden bir doz daha aldım her geçen gün artan aşk sancılarını dindirmek için. Bana “bir günün bir gününü tutmuyor” deme sakın. Nasıl aynı kalabilirim ki; sana fokur fokur, alev alev ve gün be gün hasretim, arzum ve tutkum artarken…
Ey suyu suyuma… Canıma karış, kanıma karış istiyorum…
B.Ş.
“Dışarıdan bakmak”la “içine girmek” çok farklı kavramlar.
Çok gösterişlisin ve seni bir anlık sevmiş olabilirim ama hayat inişleri çıkışları olan bir süreç. İçine girmeden anlayamam ki seni…
Görünme sevdası bir hastalık.
Sürekli ben de ben, ben de ben…
Gerçek bir başarıyı yakalamış kendinden emin insanların kendilerini gösterme yada başkalarına dayatma isteği yoktur.
Görünme sevdası bir eksikliği kapatmaya çalışma çabası mı yoksa ?
Klişe yada sosyal medya cümleleriyle ezbere konuşanlarla acı çeken, ızdırap duyan ve yüreğinden kopup gelen insanların cümleleri bir olmaz. Biri ambalaja girmiş yapay gıda, diğeri Alp dağları’nın eteklerinde sağılmış taze süt, tertemiz bir kaynak suyu…
İnanmadan söyleyenle, yaşamış biri bir midir?