Bir tespitim var: Genel olarak baktığımızda, gençler, dram şiirleri yazıyor. Karamsar, umutsuz ve donuk... Olgunlar ve yaşlılar da aşk, eğlence, huzur, rahat, mutluluk... :)
Bu topraklar acı kederle yoğrulmuş... Ozan yaktı geçti...
Aman yüce dağ başında kurdum arılık Yar yoluna ben olmuşum sarılık Evel sevip sevip sonra ayrılık Muhanet, vefasız geçmez mi vay vay Yalan mı deyim de zor gelir bana, ar gelir bana Aman yüce dağ başında oğlak güderim Ağlama sevdiğim de buymuş kaderim Anadan babandan fayda yok ise Muhanet vefasız ölürüm yar yar Kömür gözlüm de tut elimden gidelim
Hiçbir insan mutlak anlamda kötü olamaz. En kötü denilebilecek insanın dahi güzellikleri bulunabilir. Hem kime göre neye göre kötü... Dolayısıyla idam etmeden önce ona vakit tanımalı... Kalemini kırmadan evvel affetmeli... Zira geriye dönüşü yok.
Nasihat almak ta vermek te önemli... Akıl vermeyi seven bir milletiz... Oysa hiç konuşmadan sarıp sarmalamak öpüp koklamak göğüs göğüse sarılıp saatlerce susmak, ılık ılık ağlamak ıslanmak, birbirinin gözyaşlarını sessiz sessiz silmek belki daha etkili ve kalıcı bir tedavidir... Laf çoktan bitti... Aşk dönemi artık...
Hayatta düzeltemediğimiz yada gücümüzün yetmediği sorunlar olabilir. Boyumuzu aşıyordur. Tıpkı engelli bir insanın engelleriyle yaşamak zorunda olması gibi sosyal yaşamımızda da bazı sorunlar ur gibi durabilir. Dolayısıyla sorunu kendi konumunda kabul edip, bir beyaz kağıttaki bir minnacık siyah noktaya hapsedip, varlığını bilerek ama beyaz kısma odaklanarak göz ardı etmeyerek bilinçli şekilde farkındalıkla hayata devam etmeli...
Şiirlerimin senli anlamlarını ve gizli şifrelerini kulağına fısıldamayı çok isterdim…
Bir tespitim var: Genel olarak baktığımızda, gençler, dram şiirleri yazıyor. Karamsar, umutsuz ve donuk... Olgunlar ve yaşlılar da aşk, eğlence, huzur, rahat, mutluluk... :)
İlginç...
Bazı yorumlar vardır ki şiirden üstündür...
Bu topraklar acı kederle yoğrulmuş... Ozan yaktı geçti...
Aman yüce dağ başında kurdum arılık
Yar yoluna ben olmuşum sarılık
Evel sevip sevip sonra ayrılık
Muhanet, vefasız geçmez mi vay vay
Yalan mı deyim de zor gelir bana, ar gelir bana
Aman yüce dağ başında oğlak güderim
Ağlama sevdiğim de buymuş kaderim
Anadan babandan fayda yok ise
Muhanet vefasız ölürüm yar yar
Kömür gözlüm de tut elimden gidelim
İnsan, nefretten nefret etmeli, öfkeye öfke duymalı, kine kin beslemeli ve yalnızca sevmeyi sevmeli…
Çalkantılarından kurtulman için önce rüzgardan kurtulman lazım.
Hiçbir insan mutlak anlamda kötü olamaz. En kötü denilebilecek insanın dahi güzellikleri bulunabilir. Hem kime göre neye göre kötü... Dolayısıyla idam etmeden önce ona vakit tanımalı... Kalemini kırmadan evvel affetmeli... Zira geriye dönüşü yok.
Nasihat almak ta vermek te önemli...
Akıl vermeyi seven bir milletiz... Oysa hiç konuşmadan sarıp sarmalamak öpüp koklamak göğüs göğüse sarılıp saatlerce susmak, ılık ılık ağlamak ıslanmak, birbirinin gözyaşlarını sessiz sessiz silmek belki daha etkili ve kalıcı bir tedavidir...
Laf çoktan bitti... Aşk dönemi artık...
Hayatta düzeltemediğimiz yada gücümüzün yetmediği sorunlar olabilir. Boyumuzu aşıyordur.
Tıpkı engelli bir insanın engelleriyle yaşamak zorunda olması gibi sosyal yaşamımızda da bazı sorunlar ur gibi durabilir.
Dolayısıyla sorunu kendi konumunda kabul edip, bir beyaz kağıttaki bir minnacık siyah noktaya hapsedip, varlığını bilerek ama beyaz kısma odaklanarak göz ardı etmeyerek bilinçli şekilde farkındalıkla hayata devam etmeli...
İnsan, kendisine biraz mekanik yaklaşmalı. Ve sorunlarla değil çözümlerle ilgilenmeli.