Ben gece gibiyim sana küçük çiçek Yalnız duruluk, yalnız karanlıkta gizlenen Uyanık bir sessizlik verebilirim sana Gözlerini açınca sabahleyinseni, anı5larla vızıldayankuşlarla öten bir dünyaya bırakacağım. gençliğinin derinliğine düşen bir damla yaş olacakson armağanım Gülüşünü daha da güzelleştirecek günün duygusuz sevincinde sislendirecek görünüşünü
senin çocuğun değil de küçük bir köpek yavrusu olsaydım, anne, yemek yemeye kalksaydım tabağından, ses çıkarır mıydın çekil, yaramaz köpek! diye kovar mıydın beni? öyleyse git anne git, beni çağırmaya geldiğin zaman gelmem yanına artıkverdiğin yemeği yemem. tagore
kıyılar sonsuz dünyaların kıyısında buluşur çocuklar uçsuz gök hiç çırpınmaz başlarının üstünde tedirgin su gürültüyle çarparsonsuz dünyalarının kıyısında çığlıklarlaoyunlarla buluşur çocuklar
duygunuz ne ise en çok hangi duygunuzu kullanıyorsanız etrafınızda o duyguda insanlar toplanır diyor ünlü bir iletişimci. benim gözlerimi kapattığımda iki görüntü gelir bilincime gördüğüm günden beri: kıyıya vuran aylan bebek ve şimdilerde arabanın kapısına eli sıkışıp ta arabayı kullanan halası tarafından bu durum farkedilmeyince metrelerce acılar içinde sürüklerek daha da büyük bir acıyla aracın arka lastiği altında feci şekilde can veren sekiz yaşındaki körpecik yavru. biri sömürü düzeninin kör ve sağırlaşmasının kurbanı olmuş bir diğeri teknolojinin dişlilerinin her tür acıyı bize reva gören en sevdiklerimizi elimizden korkunç bir şekilde almasının şahane birer prototipi. ve benim duygum çaresiz bir insan olarak acıma ve merhamet. ben acıması olan merhametli insanlar toplansın istiyorum etrafımda. ilahtan bize yayılan rahmetin tecellileri olan merhametli insanlar.
muhabbet etmek, iki lafın belini kırmak, geyik döndürmek güzel de sadede bir türlü gelemiyorsanız hep böyle sürsün mayışıklığındaysanız işte sorun var demektir
Ben gece gibiyim sana küçük çiçek
Yalnız duruluk, yalnız karanlıkta gizlenen
Uyanık bir sessizlik verebilirim sana
Gözlerini açınca sabahleyinseni, anı5larla vızıldayankuşlarla öten bir dünyaya bırakacağım. gençliğinin derinliğine düşen bir damla yaş olacakson armağanım
Gülüşünü daha da güzelleştirecek günün duygusuz sevincinde sislendirecek görünüşünü
senin çocuğun değil de küçük bir köpek yavrusu olsaydım, anne, yemek yemeye kalksaydım tabağından, ses çıkarır mıydın
çekil, yaramaz köpek! diye kovar mıydın beni?
öyleyse git anne git, beni çağırmaya geldiğin zaman gelmem yanına artıkverdiğin yemeği yemem.
tagore
kıyılar
sonsuz dünyaların kıyısında buluşur çocuklar
uçsuz gök hiç çırpınmaz başlarının üstünde
tedirgin su gürültüyle çarparsonsuz dünyalarının kıyısında çığlıklarlaoyunlarla buluşur çocuklar
tagore
Bir gece başladı yıldızsız, aysız;
Ne horozlar öttü, ne sabah oldu...
Kibritler ıslaktır, çakmağım yağsız
Dar odam ebedî ışıksız kaldı.
Bırakmaz yakamı, dört yanım duvar;
Ne kapı, ne baca, ne pencere var...
Ne mektup gönderir sevdiğim dostlar,
Ne de bir tanıdık kapımı çaldı.
Bir zaman karnımı doyuran toprak
Üstüme gölgelik, altıma yatak.
Hiç ümit etmezken olacağa bak;
Nihayet ağzıma, gözüme doldu.
Ve işte dünyada en son arkadaş
Başımın ucunda dikili bir taş.
Bitti, doğduğum gün başlayan savaş,
Kâinat benimle beraber öldü...
(Dosta Doğru)
Abdurrahim Karakoç
merhamet denen şey sadece bir acıma değil sevgiyle harmanlanmış şefkatle yoğrulmuş ve affedicilikte vücut bulmuş aşkın o en insani halidir.
duygunuz ne ise en çok hangi duygunuzu kullanıyorsanız etrafınızda o duyguda insanlar toplanır diyor ünlü bir iletişimci.
benim gözlerimi kapattığımda iki görüntü gelir bilincime gördüğüm günden beri:
kıyıya vuran aylan bebek ve şimdilerde arabanın kapısına eli sıkışıp ta arabayı kullanan halası tarafından bu durum farkedilmeyince metrelerce acılar içinde sürüklerek daha da büyük bir acıyla aracın arka lastiği altında feci şekilde can veren sekiz yaşındaki körpecik yavru.
biri sömürü düzeninin kör ve sağırlaşmasının kurbanı olmuş bir diğeri teknolojinin dişlilerinin her tür acıyı bize reva gören en sevdiklerimizi elimizden korkunç bir şekilde almasının şahane birer prototipi.
ve benim duygum çaresiz bir insan olarak acıma ve merhamet. ben acıması olan merhametli insanlar toplansın istiyorum etrafımda. ilahtan bize yayılan rahmetin tecellileri olan merhametli insanlar.
muhabbet etmek, iki lafın belini kırmak, geyik döndürmek güzel de sadede bir türlü gelemiyorsanız hep böyle sürsün mayışıklığındaysanız işte sorun var demektir