... Erdem eğitilebilinir! Erdem eğitilmesi en zor olandır. İnsan kendi Erdemini ancak kendi benliğini tanımasıyla ve hakkel yakın olmayla kesinlikle sadece kendisi kendindeki Erdemi kendi benliğine göre eğitebilir…
(Sokratesin Meletosla Erdem üzerine dialoglarından kısa bir düşünüşüm. Erdem üzerine dem çalanlara atıfta bulunur.)
İhtiyaç sureti, insanı kazanca götürür; kol kuvveti, şunun bunun malını çalıp çırpmaya. Bu çeşit hayallerden doğan ve insana bir iş yaptıran suretler, o kadar çoktur ki saymaya imkan yok. Sonsuz gidişler sonsuz hüner ve sanatlar, hep düşüncelerde doğan suretlerin gölgesidir. Bir kavim dam kenarında bir hoşça durmuşlar. Her birinin gölgesi de bak yere vurmuş. O sağlam damın üstünde duran düşüncenin, fikrin suretidir. O ne yaparsa aşağıda o görünür. İş yerde duvarda görünmede fikir gizli. Fakat tesir ve ulaşma bakımından ikisi de bir. Bir meclisde zevk kadehinden içilen suretlerin eseri, insanın kendisinden geçmesi sarhoş olmasıdır. Kadınla erkeğin ve ikisinin buluşma suretleri buluşma anında kendilerinden geçmelerini meydana getirir. Bir nimet olan ekmek ve tuz suretinin eseri suretsiz olan kuvvettir. Savaşta kılıç ve kalkan sureti suretsizlikle yani düşmana üstün olmayla sona erer. Medrese medreseye gidip gelme medresenin türlü, türlü suretleri insan bilgi sahibi olunca dürülür gider. Bu suretler suretsizliğin kuluyken nasıl oluyor da o nimet sahibine yok diyorlar? Bu suretler suretsizlikten vücut bulmuştur. Peki kendilerine bu varlığı verene şu aykırı gidiş onu şu inkar ediş nedir ki? Ha.. suretin inkarı da ondan olur ondan zuhur eder. Bu iş de onun bir aksidir zaten. Her yurdun duvar tavan ve sair suretlerini mimarın düşüncesinin gölgesi bil. Düşünce zamanında taş, tahta ve kerpiç meydanda değildir ama bu, böyledir. Dilediği gibi iş yapan suretsizliktir. Suret, onun elinde bir alete benzer. Bazı, bazı o suretsiz varlık, yokluk gizliliğinden kerem eder, suretlere yüz gösterir. Her suret ondan yardım görür. Bu suretle onun yüceliğinden güzelliğinden kudretinden var olur. Derken yine suretsiz varlık, yüzünü gizler. Suretler ihtiyaçlarından renk ve koku aleminde dilenciliğe başlarlar. Bu suret başka bir suretten yücelik dilerse bu, yol azıtmanın, sapıklığın ta kendisidir. A cevhersiz şu halde neden ihtiyacını başka bir ihtiyaç sahibine arz edersin. Mademki suretler kuldur, Tanrı’ya suret deme. Onu suret sanma, onu bir şeye benzetmeye kalkışma. Yalvar yakar kendini yok etmeye savaş. Çünkü düşünceden suretlerden başka bir şey meydana gelmez. Başka bir suretle gelişmiyor, semirmiyorsan sende, sen yokken doğan suret elbette daha iyidir. Bir şehre gider, o şehrin suretine ulaşırsın. A yolcu, seni oraya çeken suretsizliktir. Mana bakımından, hatta mekansızlık alemine kadar da gidersin. Çünkü zevk ve hoşluk, mekan ve zaman aleminden gayrı bir alemdir. Bir sevgilinin suretine gidersin, onunla eş olmaya, arkadaşlık etmeye can atarsın. Maksattan gafilsin ama mana bakımından suretsizliğe gittin yine. Şu halde hakikatte herkesin taptığı Hak’tır. Çünkü yollara gidenler zevk için giderler suretsizliğe doğru yürürler. Ama bazıları yüzlerini kuyruğa tutmuşlardır. Baş, asıldır ama başı kaybetmişlerdir onlar. Baş, bu sapıklar tarafından kaybedilmiştir. Fakat baş, kuyruk yolundan başlık eder. O, baştan imdat görür, bu kuyruktan. Bir tayfa vardır ki onlar başı da kaybetmişlerdir, kuyruğu da. Hepsi ve her şey kayboldu mu hepsini ve her şeyi bulurlar. Her varlığı her sureti yok etmeye yolundan, külle koşup ulaşırlar. (MCR)
... Erdem eğitilebilinir!
Erdem eğitilmesi en zor olandır.
İnsan kendi Erdemini ancak kendi benliğini tanımasıyla ve hakkel yakın olmayla kesinlikle sadece kendisi kendindeki Erdemi kendi benliğine göre eğitebilir…
(Sokratesin Meletosla Erdem üzerine dialoglarından kısa bir düşünüşüm. Erdem üzerine dem çalanlara atıfta bulunur.)
m. orak
"İşaret olsa yol şaşırılmaz, bilgi olsa söz saptırılmaz."
(K M)
Bugün
Bugün öğrendimki, Güneşin doğmasıyla ve batışıyla bir Gün oluşun bugün oluşunu...
m. orak
O uçsuz bucaksız boyutlar arasında kaybolmadan, kendini, benliğini, bendini, eneni, eneyi tekraren yakalamak, tekraren tutmak.
O boyutların içerisindeki, zihindeki bulanmış kavramları, tıpkı demirin güneşten ve havadan paslanmasını, tıpkı tahtanın güneşten ve havadan çürümesini engellemek için yeniden cilalanmak gibidir…!
m. orak
İhtiyaç sureti, insanı kazanca götürür; kol kuvveti, şunun bunun malını çalıp çırpmaya.
Bu çeşit hayallerden doğan ve insana bir iş yaptıran suretler, o kadar çoktur ki saymaya imkan yok.
Sonsuz gidişler sonsuz hüner ve sanatlar, hep düşüncelerde doğan suretlerin gölgesidir.
Bir kavim dam kenarında bir hoşça durmuşlar. Her birinin gölgesi de bak yere vurmuş.
O sağlam damın üstünde duran düşüncenin, fikrin suretidir. O ne yaparsa aşağıda o görünür.
İş yerde duvarda görünmede fikir gizli. Fakat tesir ve ulaşma bakımından ikisi de bir.
Bir meclisde zevk kadehinden içilen suretlerin eseri, insanın kendisinden geçmesi sarhoş olmasıdır.
Kadınla erkeğin ve ikisinin buluşma suretleri buluşma anında kendilerinden geçmelerini meydana getirir.
Bir nimet olan ekmek ve tuz suretinin eseri suretsiz olan kuvvettir.
Savaşta kılıç ve kalkan sureti suretsizlikle yani düşmana üstün olmayla sona erer.
Medrese medreseye gidip gelme medresenin türlü, türlü suretleri insan bilgi sahibi olunca dürülür gider.
Bu suretler suretsizliğin kuluyken nasıl oluyor da o nimet sahibine yok diyorlar?
Bu suretler suretsizlikten vücut bulmuştur. Peki kendilerine bu varlığı verene şu aykırı gidiş onu şu inkar ediş nedir ki?
Ha.. suretin inkarı da ondan olur ondan zuhur eder. Bu iş de onun bir aksidir zaten.
Her yurdun duvar tavan ve sair suretlerini mimarın düşüncesinin gölgesi bil.
Düşünce zamanında taş, tahta ve kerpiç meydanda değildir ama bu, böyledir.
Dilediği gibi iş yapan suretsizliktir. Suret, onun elinde bir alete benzer.
Bazı, bazı o suretsiz varlık, yokluk gizliliğinden kerem eder, suretlere yüz gösterir.
Her suret ondan yardım görür. Bu suretle onun yüceliğinden güzelliğinden kudretinden var olur.
Derken yine suretsiz varlık, yüzünü gizler. Suretler ihtiyaçlarından renk ve koku aleminde dilenciliğe başlarlar.
Bu suret başka bir suretten yücelik dilerse bu, yol azıtmanın, sapıklığın ta kendisidir.
A cevhersiz şu halde neden ihtiyacını başka bir ihtiyaç sahibine arz edersin.
Mademki suretler kuldur, Tanrı’ya suret deme. Onu suret sanma, onu bir şeye benzetmeye kalkışma.
Yalvar yakar kendini yok etmeye savaş. Çünkü düşünceden suretlerden başka bir şey meydana gelmez.
Başka bir suretle gelişmiyor, semirmiyorsan sende, sen yokken doğan suret elbette daha iyidir.
Bir şehre gider, o şehrin suretine ulaşırsın. A yolcu, seni oraya çeken suretsizliktir.
Mana bakımından, hatta mekansızlık alemine kadar da gidersin. Çünkü zevk ve hoşluk, mekan ve zaman aleminden gayrı bir alemdir.
Bir sevgilinin suretine gidersin, onunla eş olmaya, arkadaşlık etmeye can atarsın.
Maksattan gafilsin ama mana bakımından suretsizliğe gittin yine.
Şu halde hakikatte herkesin taptığı Hak’tır. Çünkü yollara gidenler zevk için giderler suretsizliğe doğru yürürler.
Ama bazıları yüzlerini kuyruğa tutmuşlardır. Baş, asıldır ama başı kaybetmişlerdir onlar.
Baş, bu sapıklar tarafından kaybedilmiştir. Fakat baş, kuyruk yolundan başlık eder.
O, baştan imdat görür, bu kuyruktan. Bir tayfa vardır ki onlar başı da kaybetmişlerdir, kuyruğu da.
Hepsi ve her şey kayboldu mu hepsini ve her şeyi bulurlar. Her varlığı her sureti yok etmeye yolundan, külle koşup ulaşırlar.
(MCR)
Canın sağ olsun Deli abla bunuda senin namına paylaşmak istedim...
Ruhunuzu bedeninizden ayırınca, mekan ile bir olduğunuzda ışık hızından hızlı olunabileceğini ve ruhunuzun varlığını salt şekilde görürsünüz!
A u. O hâ
Annem ile tarhana yaptık ve tarhananın hamuru kurumaya başlayınca burcu burcu kokuyordu!
Bu manada kast etmiştim...
Herneyse...
Bilmez olurmuyum Deniz hayatımın burcumsu zamanları idi... Eyyy gidi zamanlar...
Biliyorsundur... :D