bozuk düzende sağlam çark olmaz #pirsultan abdal#
ben kesinlikle 'kaportacı' koyardım...
bize göre değilmiş o işler ciğerim, allahtan çabuk farkettik...şimdi patatis sovan ekiyok... böyle daha bi mutluyuz: özümüz, yönümüz, gözümüz torpağa dönük...
sizce kadın bir genelkurmay başkanımız olaydı bu kadar şehit verirmiydik? -ne yanı çekerseniz çekin, serbestsiniz- sırf merak-ım-dan soruyom ben...
çoktan geçti senin devri-devranın has bahçesi viran eldesin gönül som-altından tahtın revanın akibet kuru bir saldasın gönül tükendi gençliğin geri vermezler azar yaraların sarıvermezler dağları delsende yar-i vermezler ferhat-ı kandıran dildesin gönül yaptığın saraylar kalmış virane bacası tütmeyen garip bir hane bir sevda peşinde deli-divane mecnun-un düştüğü çöldesin gönül... nilüfer sarıtaş'dan dinlemekteyim şuan..ama nuray'ım da pek güzel söyler bu türküyü, hazır (onun 3.gurbetine) benim memleketime gelmişken gidip bir yol dinleye-bilsem ya...:(
çok istesemde her gördüğümü 'hızır' sanamayacak kadar adi-vahşi-leşmiş, genetiğiyle oynanmış yaratıklar-ız- artık.bence...
her zaman olamasam da bazen kendimi taş'dan sandığım oluyor, (maşallah maşallah kendi kendime) fakat sabırın sonu selamet felan değil, onun tamamen uydurmasyon -felaket olarak dönüyor bana hep niyeyse- olduğundan son derece eminim...
takvimlerden haberin yok mu, geçiyor yıllar bana küsmüş, yüzüme gülmez zalim aynalar kimimiz 'yorgun' kimimiz vurgun, kimi isyankar acı gerçek bu ömrümüz bi su geçiyor yıllar...vakit geç olmuş, dönülmez yolmuşyürek bin pişman bundan böyle bana meyler dost, geceler düşman...hani nerde beklenenler? ? ? medet umdum senelerceanılar hep dolu dizgin bana hayır yok gecelerden... kimimiz yorgun, kimimiz vurgun, kimi isyankar acı gerçek bu ömrümüz bi su geçiyor yıllar.....
AŞK-sa bitti, gül-se hiç dermedik...
:) haydin arkadaşlar 'tokat' yolcusu kalmasın....
ve birisininde çıkıp şuraya beni yazmayışına çok pis bozuldum yani:/
ben kesinlikle 'kaportacı' koyardım...
bize göre değilmiş o işler ciğerim, allahtan çabuk farkettik...
şimdi patatis sovan ekiyok...
böyle daha bi mutluyuz: özümüz, yönümüz, gözümüz torpağa dönük...
sizce kadın bir genelkurmay başkanımız olaydı bu kadar şehit verirmiydik?
-ne yanı çekerseniz çekin, serbestsiniz-
sırf merak-ım-dan soruyom ben...
çoktan geçti senin devri-devranın
has bahçesi viran eldesin gönül
som-altından tahtın revanın
akibet kuru bir saldasın gönül
tükendi gençliğin geri vermezler
azar yaraların sarıvermezler
dağları delsende yar-i vermezler
ferhat-ı kandıran dildesin gönül
yaptığın saraylar kalmış virane
bacası tütmeyen garip bir hane
bir sevda peşinde deli-divane
mecnun-un düştüğü çöldesin gönül...
nilüfer sarıtaş'dan dinlemekteyim şuan..
ama nuray'ım da pek güzel söyler bu türküyü, hazır (onun 3.gurbetine) benim memleketime gelmişken gidip bir yol dinleye-bilsem ya...:(
çok istesemde her gördüğümü 'hızır' sanamayacak kadar adi-vahşi-leşmiş, genetiğiyle oynanmış yaratıklar-ız- artık.
bence...
her zaman olamasam da bazen kendimi taş'dan sandığım oluyor, (maşallah maşallah kendi kendime)
fakat sabırın sonu selamet felan değil, onun tamamen uydurmasyon -felaket olarak dönüyor bana hep niyeyse- olduğundan son derece eminim...
takvimlerden haberin yok mu, geçiyor yıllar
bana küsmüş, yüzüme gülmez zalim aynalar
kimimiz 'yorgun' kimimiz vurgun, kimi isyankar
acı gerçek bu ömrümüz bi su
geçiyor yıllar...
vakit geç olmuş, dönülmez yolmuş
yürek bin pişman
bundan böyle bana meyler dost, geceler düşman...
hani nerde beklenenler? ? ?
medet umdum senelerce
anılar hep dolu dizgin bana hayır yok gecelerden...
kimimiz yorgun, kimimiz vurgun, kimi isyankar
acı gerçek bu ömrümüz bi su
geçiyor yıllar.....
AŞK-sa bitti,
gül-se hiç dermedik...
:)
haydin arkadaşlar 'tokat' yolcusu kalmasın....
ve birisininde çıkıp şuraya beni yazmayışına çok pis bozuldum yani:/