Gunde bes kere metta meditasyon yapıyorum ben. husu içinde kildigim her namaz da, huşu içinde rabbime verdiği nimetlerden mutlu olup şükrediyorum, sevdigim insanlara huşu içinde dua ediyorum. Sevmedigim insanlara huşu içinde hidayet diliyorum. Anlamıyorum, ruhu, kalbi bedeni doyuran namaz gibi (hem ruhsal terapi, hem abdestle super temizlik, hem suyun temasiyla hucrelerin, damarların sinirlerin uyarilmasi, hem omurgayi, eklemleri, cakralari gunde beş kere hareket ettiren en güzel fizyo terapi) bir cevher dururken, yogadir mettadir muttodur sonradan uydurulmuş şeylerle çok mu cool gozukecegiz.
Kûrt kelimesinden rahatsiz olmak nasil irkcilik ise turk kelimesinden rahatsiz olmak ta irkcilik tir. Turk kizilay yazmasi mantikli, cunku kizilay, kizilayi diger musluman ulekelerde kullaniyor. Uluslar arasi bir yere yabanci memleketlere gittigimde turk kizilayinin turkiye kiIlayi oldugu belirtilmis oluyor. Turk kizilayindaki turk kelimesinin irkcilik maksatli değil, turkiyeye vurgu maksatli... Ayrica Biri bize birsey ikram ederken ikramin kalitesini yemegin kalitesi belirler. Tabagin desenleri degil. Kizilayin ikrami, imaji yerlerde surunuyor. Bence tabagin desenjnden ziyade ikramin rezilligi tartisilmali
Ikinci mesela hukurmet yetersiz diyen benim gibi lere serefsiz, ahlaksiz namussuz, bilimun soven adam, aradan gecen bir hafta sonra hukumetlerinin depremin ilk gunlerinde mudahelesinin olmasi gereken serilikte ve capta olmadigini itiraf ederek helallik istedi. Traji komik degilmi Kendi kendine serefsiz, alcak, namussuz diyen bir garebet... çünkü bize bu hakaretleri yaparken kendi ayni noktaya geldi. Kendi kendi hukumetinin yetersizligini soylemek serefsizlik alcaklik namussuzluksa, o alcakligi serefsizligi namussuzlugu kendisi yapmis oldu .
Diyer traji komik helallik istemesi Depremin en kritik ani ilk uc gün. Bu üç gun ihmallerin yuzunden deprem altindan cikarilamayip olenlerden gitsin helallik istesin. Hem deprem verigisi ve yardimi toplayip ihmal edip milleti mezara gönderdiği icin gitsin mezarlardan ozur dilesin. Ilk uc gün depremde inleyerek yardim bekleyenlerin, kurtarilabilecekken kurtarilamayanlarin ahi yerde kalmaz.. Hakkinizi helal edinmis, bu kadar kolay. Kadermis, bukadar kolay... !!! Allah hakkindan gelecek merak etme. Boyle birsey varmi. Yuzsuzce arsizca kufret söv, sonra hakkinizi helal edin. Helallik istemek bukadar iğrenç gozukmedi
Kizilay ve afaddaki akrabacilik, kayirmacilik, hirsizliklari zaten hergun bir yenisi ekleniyor.
"44. Şüphe yok o (Kur’an), senin için de ümmetin için de bir öğüttür. İleride ondan sorulacaksınız."
Şimdi ramazan kapida, ve haril haril öğüt (kuran) okuyacaklar. Merak ediyorum ileride sorunlunca , "hadi anlatin bakalim okudugunuz ogutten (kurandan) ne anladiniz?" diye sorunlunca ne cevap verecekler. "biz onu anlamak icin, ogutlenmek icin okumamiz gerektigini bilmiyorduk Allahim" mi diyecekler. Oysa, gunde bir cuz, otuz günde otuz cuz okuyup hatim edip, bir ayet dahi anlamadan okuyacagina, günde bir ayeti mealiyle okuyup otuz gunde, otuz ayeti mealiyle okuyup ogutlenmekle daha büyük sevap islemis olursun. Kuran okumak sunnet, ama kurani okuyup anlamak, ondan ogutlenmek farz. Sen sabah namazinin sunnetini kilip farzini terk ediyor gibi Düşün kendini, anlamadan okudugun kurani okurken... Ne kadar "akillica" degilmi!!?
"38. (Onlar) Rableri(nin çağrısı)na gelirler, namazı dosdoğru kılarlar. İşleri aralarında danışma iledir. (Onlar) kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden de (Allah için) harcarlar. Bu âyet-i kerîme müslümanların mühim işlerinde şûrâ usulüne başvurmaları gerektiğine, İslâm idare şeklinin ise kendi aralarında ehliyet ve takvâ sahibi kimselerden seçecekleri şûrânın kararlarıyla olması lazım geldiğine delil teşkil etmektedir." **** Ayetin asli vellezi nestecebu li Rabbihim Rablerine icabet ederler. (Cagrisina dan ziyade direk rablerine uyarlar) Rablerinin cagrisina derken, namaz sadece ezanla cagrilinca kilinan birsey değil Işte o yuzden kurani keske arapca ogrenip direk anlasak, tercumeler gercekten yetersiz kaliyor. Cunku herkes anladigini yaziyor. Hikmet kirpiliyor. Ama yine de kurani hic anlamaktan daha iyi meal okumak. Hem motamot tercumeli ve hem parantez icinde aciklamalar olan bu meal buldugum en iyi meal.
Asil bahsetmek istedigim su. Cep telefonlari ve sarjli aletler namazi neden kilmamiz gerektiginin cok guzel delili oldugu geldi aklima bu sabah Bir cep telefonu insan olsun. Teshbihte hata olmaz. Electric onun rabbi hukmunde. Icindeki enerji ruhu. Elle tutlulur birsey degil. Piriz peygamber, sarj kablosu kitap, kuran. Arama cevaplama mesaj, canliliginin devami yeme icme vb temel varligini devam etmesi, internetide bilgi, irfan ve hikmeti olsun.. Simdi fabrikadan yeni cikmis cep telefonu electirigi, prizi, sarj kablosunu inkar etse, sarj bittikten sonra toprak olacagiz, dese. Sarj olmayi reddetse nekadar ahmakca degilmi Ayetteki tam manasi namaz, hem bir dua hem bir zikir olmasi sebebiyle, namaz, ayni cep telefonunun elektirige icabet etmesi, yonelmesi gibi namaz da rabbe icabet, rabbe yonelme. Bir cep telefonu icin electirik rabbi hukmundedir, sarj kablosu kuran hukmundedir. Priz peygamber hukmundedir. Telefon sebekesi ile baglantisi yani arama, calma , mesajlasmasi asgari yeme icme ve yaşamıni surdurmesidir. Internet ile baglantisi da irfanidir. Ilmidir. hikmet ile olan baglantisidir. Sarji biten telefon ruhunu kuran kablosu ile peygamber prizine baglanip electirik rabbinde sarj olur. cope atilmaktan, heder olmaktan kurtulur. Teshbihte hata olmaz. Aslinda rabbim herseyi temsillerle ayen beyan gozumuze sokuyor. Ve diyorki akil edin, dusunun ey kullarim. Bir cep telefonu sarj olmasi ne electirige bir faydasi var, ne prize ne de kabloya. Kendisi icin faydasi var. Iste namaz dua ve zikir, yani rabbe icabet yonelme bizim ceptelefonumuzun sarja olan ihtiyacindan daha cok ihityacmiz olan seyler....
Evrimciler... Evrimci gruplar -Bir yaratici var yada yok demeden onu bir bilimsel teori olarak ele alarak, artniyetsiz tamamen bilimsel yaklasan Bilim insanları
-Evrim teorisininin bilimsel olup olmamasina bakmadan asil maksatlari evrimi, dine, yaraticiya saldırmak araci olarak kullanan kişiler. Insanliga küfrü dinsizligi, tanrisizligi empoze etmeyi meslek edinenler. Bunlarin evrimciligi din karsitligi demek. Bir de evrim teorisini Allahin kanunlarindan, ayetlerinden bir ayet olabilir deyip onu hem Allaha inanip hem de bilimin geregini yerine getirenler.
Aslinda Bütün yaygarayi koparanlar, evrimi bir bilim olarak inceleyen bilim insanlarından ziyade, Kendi inancsizliklarini, dinsizliklerini yayma, empoze etme, yaratici inancına, yaratilisa, dinlere saldirma araci olarak evrimi kullanan insanlar. Ozellikle ortaokul liselerde evrim teorisini kullanarak gencleri Allah/ tanri inancindan uzaklaştırmak isteyen art niyetliler Bunların evrim teorisini, Allahi, yaraticiyi reddetme araci olarak kullanmaları, bir yaraticinin var olduguna inananların da onlara dayatılan küfür maksatli evrim teorisini kokten reddetmelerine sebep oluyor.
Hayatı olan / canlı olan her şeyi sudan yarattık. Hâlâ inanmayacaklar mı?” (Enbiya, 21/30)
“Allah her canlıyı sudan yarattı. Kimi karnı üstünde sürünür, kimi iki ayak üstünde yürür, kimi dört ayak üstünde yürür. Allah dilediğini yaratır. Şüphesiz Allah her şeye kadirdir.” (Nur, 24/45)
“Allah insanı kiremit gibi pişmiş çamurdan yarattı. Cinni ise hâlis ateşten yarattı.” (Rahman, 55/14, 15)
Allah yaptığı herseyi hikmet üzere yapar. Bununla birlikte, Allah yarattigi şeylerde sınırdan, formulden, zorluktan, yetersizlikten, beceriksizlikten, belli bir yontem veya kural takip etmek zorunlulugundan ve daha bir çok kisitlamadan yada sarttan münezzehtir. Beridir. Once bunun altini cizelim.
Allah kural ve kaideye muhtac degildir ama, Allah yarattigi her seyi hikmetle yapar. Mucizevi tasarrfulari hariç, Allahin kainati yaratirken vaz ettigi ayetleri vardir. Bilim onlara kanun diyor. yer çekimi gibi, kutle çekimi gibi, suyun kaldirma kuvveti gibi, belirli bir hıza ulaşan cisimlerin havalanmasi gibi, gunumuzde ilimin kesfettigi ve günlük hayatımızda kullandığımız her bilimsel kanun Allahin ayetlerindendir. Bunun dışında Allahin peygamberlerine verdiği mucizeleri vardır. Mucizeleri mucize yapan, Allahin kendi koydugu ayetlerini, tabiat kanunlarini, peygamberlerinin peygamberligini tasdik için, ayetlerini/kanunlari isletmemesi, onlari anlık, ya da kişiye özel değiştirdiği olağanüstü, doğa üstü olaylara denir. Mesela peygamber efendimizin s.a.v parmaklarından şu akmasi, mesela ibrahim as. Ates yakmamasi, mesela kızıl denizin yarilmasi, mesela ayin yarilmasi, mesela miraç, mesela dağın yarilip içinden kizil deve çıkması
Ayet ne diyor. " canli olan herseyi sudan yarattık.
Evrim ne diyor. Iste efendim, suda once bir bakteri gibi birşey oluştu, bakteri gelisti balık oluştu, balik karaya çıktı surundu, ayaklari cikti o oldu, kanatları çıktı bu oldu falan...
Ben, Allahin insan hariç, diger butun canlilar icin evrim teorisinin gerçek olabilecegine inaniyorum. Allahin, insani ise mucizevi bir şekilde yarattigini, yani kanun ve kurallarının dışında özel olarak yarattigini dusunuyorum.
Neden böyle dusunuyorum.?
1) Allah zaman zaman kainat kanunlarini sukut ettirecek, kendi koydugu kanunlari yine kendisi ana, zamana, kisiye, varliga ozel, durdurarak, değiştirerek, dönüştürerek, vb. kudretinin gostergesi, mucize icraatlari var oldugunu biliyoruz. İnsan da yaratilis olarak böyle bir mucize 2) Mucize bir kitap kurana muhatap insanin da bir mucize ile yaratılmış olması daha olasi duruyor 3) basta varliklarin en sereflisi Muhammed mustafa s.a.v gibi birine, ve diger mucize verdiği, yani kanunlarini onlar icin belirli sureligine durdurduğu, en sevgili kullari olan peygamberlerini yaratilista diger canlilardan ayrimasi, yani mucize verdigi sevgili kullarini mucizevi yaratmasi adeti subhaniyeyle tam örtüşüyor.
4) hz adem yaratilirken semada adeta olay olmuş. Melekler "Allahim yeryuzunde kan dökecek birini mi yaratacaksin' demişler. Şeytan Allahin emrine karsi gelmis, Adem a.s. a secde etmeyi reddetmiş. Daglara insana verilen görevi almaktan çekinmiş gibi bir suru olay... Butun bunlar insanın yaratilisinin evrim gibi uzun bir süreçle değil, anlik, mucize bir yaratis oldugunu gösteriyor.
5) nasil insan varlik gayesi olarak diger varliklardan ayrılıyor, Kullukla yükümlü. oldukten sonra hesap verecek, bu ayrıcalıklı durum yaratilis olarak da diger varliklardan ayrı mucize bir yaratilis olmasini gerektirir.
Velahasili kelam, Ben, evrim teorisinin, insan hariç, diger tum varlıklar için geçerli olabilecegini dusunuyorum.
Insanin alemlerin ozetidir. Girisidir. Fatihasidir. Enteresidir. Hulasisidir Eskiler derlerki Insanin bedeni kucuk alemdir. ruhu da büyük alem, yani Insanin bedeni maddeyi temsil eder. Insanin ruhu da maddenin icindeki bosluk diye bilinen ama aslinda bos olmayan, enerjiyi temsil eder. Çünkü maddenin icindeki alem maddenin kendisisinden kıyas kabul etmez derecede büyüktur
"Zümer Sûresi / 42.Ayet 42. Allah, (ölecek) insanların ruhlarını ölümü sırasında alır, ölmeyenin de uykusunda (alır). Sonra hakkında ölümü hükmettiğini tutar, diğerini muayyen bir vakte (eceline) kadar salıverir. Şüphesiz ki bunda, düşünen bir toplum için ibretler vardır. Bu âyet-i kerîmede ve En’âm sûresinin 60-64. âyetlerinde hem uyku ile ölüm hem de uykudan uyanmakla diriliş arasındaki benzerlik ve fark açıklanmaktadır. Uyku, zayıf ve küçük bir ölüm; ölüm ise büyük ve şiddetli bir uyku. Uykudan uyanış, hayata dönüş; ölümden diriliş ise ebedî yaşayıştır. Her iki halde de insanın ruhu bir hayattan başka bir hayata geçmektedir. Aralarındaki tek fark, insan uykuda (rüyada) bilinçli değildir. Fakat ölümden sonra yaşayışta yani dirilişte her şey onun için apaydınlıktır.2 İşte Kur’an açısından ölüm; yokluk, kayboluş ve bitiş değil, aksine bir hayattan başka bir hayata geçiştir, bir değişimdir, bir başlangıçtır. Kazanılan mükâfatlara karşılık Allah’ın rızası ve cennet, cezalara karşılık Allah’ın gazabı ve cehennem olan, dönüşü ve sonu olmayan bir dünyada yaşamaktır."
Insan, aslinda her gece yataginda ölür Sabahleyin rabbim eceli gelenin ruhunu tutar eceli gelmemis olaninda ruhunu ecel vakti gelene kadar geri bağışlar. Aslinda uykunun ve uykudaki ruya ya uyanisin ta kendisi gercek ölümden sonraki dirilise bariz bir ornek degilmi. Ahirete inanmayanlarin hesaba inanmayanlarin hunharca calip cirpanlarin vay haline
Aydinlik, yani nur karanlikla bilinir. Cunku aydinligi parlatan karanligin varligidir. Insandaki ruh, Allahin ruhundan ufledigi nurdur. Nefs ise, organlar ve onlarin ihtiyaclaridir. Nefsin varligi ruhun varligini belirgin hale getirmek içindir. Allahu taala, yani yaratici hariç, yaratiklarin hepsi parlamak icin nefse yani karanliga muhtactir. Insan ruhunun ve nefsinin vucuttaki mucadelesi isik ve karanligin mucadelesi gibidir. Nefsinin her dedigine uyan ruhun zamanla nuru azalir. Ruhun nefse galebesi ise karanliga baskin aydinligi artirir. Aynanin arkasindaki karanlik, aynanin nefsidir. Aynanin yuzunu aydinlatir. aynanin arkasindaki siyahliga asik olup onu on yuzune de surmesi, onun aynaliginin degerini dusurecektir. Aynalik yuzunu karartacaktir. Nefste insanin aynaligini aydinligini belirleyici arkasindaki karartidir. Nefis, bedeni arzu ve istekleri arkalanmaliki, nur, ruh one ciksin. Parlasın... Aynanin degeri, onundeki yuzunun nuruyla, lekesizligiyledir. Yani yansitmanin berrakligiyladir. Arkasindaki karanlika asik olan ayna, o karanlikla önünu de boyarsa aynaligini kaybeder. Ve cope atilir. Ruh seffaf bir cam iken, Allah ona, tipki camı aynaya cevirmek icin surulen boya gibi cisim/organ boyasiyla boyadi. Ona cisim giydirip nefis diye tabir edilen organlar verdi. Nihayetinde Insan halini aldi. cam, yani ruh, bu yeni halini cok sevdi. Ona aşık oldu. O cisimden vehimler aldi. O organlarin istek ve arzularini onceledi. Yani arkasinda kalmasi gereken zulmetten/karanliktan/ nefsten yuzune gozune de surmeye başladı. Dolayisiyla Camligini, kirilganligini da unuttu. Oysa ruh yaraticisinin ruhundan bir nefesti, onun yaraticisinin maksadi, onu karanlık icinde, yani nefis icinde yaraticisini yansitmasiydi. Organlarinin/ nefsinin arzularina tabi olmasi degildi. Onlari idare ederek, olmasi gerektigi kadar olmasi gerektigi yerde tutarak rabbini yapabilecegi en berrak sekilde yansitabilmekti. etrafinda ona bakanlara her haliyle Allahi hatirlatmasiydi
Zuhruf Sûresi / 78.Ayet
78. “Andolsun ki biz, size hakkı gönderdik: Fakat çoğunuz haktan hoşlanmıyorsunuz.”
Ayetin mota mot tercumesi
Gunde bes kere metta meditasyon yapıyorum ben. husu içinde kildigim her namaz da, huşu içinde rabbime verdiği nimetlerden mutlu olup şükrediyorum, sevdigim insanlara huşu içinde dua ediyorum. Sevmedigim insanlara huşu içinde hidayet diliyorum.
Anlamıyorum, ruhu, kalbi bedeni doyuran namaz gibi (hem ruhsal terapi, hem abdestle super temizlik, hem suyun temasiyla hucrelerin, damarların sinirlerin uyarilmasi, hem omurgayi, eklemleri, cakralari gunde beş kere hareket ettiren en güzel fizyo terapi) bir cevher dururken, yogadir mettadir muttodur sonradan uydurulmuş şeylerle çok mu cool gozukecegiz.
Kûrt kelimesinden rahatsiz olmak nasil irkcilik ise turk kelimesinden rahatsiz olmak ta irkcilik tir.
Turk kizilay yazmasi mantikli, cunku kizilay, kizilayi diger musluman ulekelerde kullaniyor. Uluslar arasi bir yere yabanci memleketlere gittigimde turk kizilayinin turkiye kiIlayi oldugu belirtilmis oluyor. Turk kizilayindaki turk kelimesinin irkcilik maksatli değil, turkiyeye vurgu maksatli...
Ayrica Biri bize birsey ikram ederken ikramin kalitesini yemegin kalitesi belirler. Tabagin desenleri degil. Kizilayin ikrami, imaji yerlerde surunuyor. Bence tabagin desenjnden ziyade ikramin rezilligi tartisilmali
Ikinci mesela hukurmet yetersiz diyen benim gibi lere serefsiz, ahlaksiz namussuz, bilimun soven adam, aradan gecen bir hafta sonra hukumetlerinin depremin ilk gunlerinde mudahelesinin olmasi gereken serilikte ve capta olmadigini itiraf ederek helallik istedi.
Traji komik degilmi
Kendi kendine serefsiz, alcak, namussuz diyen bir garebet... çünkü bize bu hakaretleri yaparken kendi ayni noktaya geldi. Kendi kendi hukumetinin yetersizligini soylemek serefsizlik alcaklik namussuzluksa, o alcakligi serefsizligi namussuzlugu kendisi yapmis oldu .
Diyer traji komik helallik istemesi
Depremin en kritik ani ilk uc gün. Bu üç gun ihmallerin yuzunden deprem altindan cikarilamayip olenlerden gitsin helallik istesin.
Hem deprem verigisi ve yardimi toplayip ihmal edip milleti mezara gönderdiği icin gitsin mezarlardan ozur dilesin. Ilk uc gün depremde inleyerek yardim bekleyenlerin, kurtarilabilecekken kurtarilamayanlarin ahi yerde kalmaz..
Hakkinizi helal edinmis, bu kadar kolay. Kadermis, bukadar kolay... !!!
Allah hakkindan gelecek merak etme.
Boyle birsey varmi.
Yuzsuzce arsizca kufret söv, sonra hakkinizi helal edin. Helallik istemek bukadar iğrenç gozukmedi
Kizilay ve afaddaki akrabacilik, kayirmacilik, hirsizliklari zaten hergun bir yenisi ekleniyor.
Zuhruf Sûresi / 44.Ayet
"44. Şüphe yok o (Kur’an), senin için de ümmetin için de bir öğüttür. İleride ondan sorulacaksınız."
Şimdi ramazan kapida, ve haril haril öğüt (kuran) okuyacaklar. Merak ediyorum ileride sorunlunca , "hadi anlatin bakalim okudugunuz ogutten (kurandan) ne anladiniz?" diye sorunlunca ne cevap verecekler. "biz onu anlamak icin, ogutlenmek icin okumamiz gerektigini bilmiyorduk Allahim" mi diyecekler.
Oysa, gunde bir cuz, otuz günde otuz cuz okuyup hatim edip, bir ayet dahi anlamadan okuyacagina, günde bir ayeti mealiyle okuyup otuz gunde, otuz ayeti mealiyle okuyup ogutlenmekle daha büyük sevap islemis olursun. Kuran okumak sunnet, ama kurani okuyup anlamak, ondan ogutlenmek farz. Sen sabah namazinin sunnetini kilip farzini terk ediyor gibi Düşün kendini, anlamadan okudugun kurani okurken... Ne kadar "akillica" degilmi!!?
Şûrâ Sûresi / 38.Ayet
"38. (Onlar) Rableri(nin çağrısı)na gelirler, namazı dosdoğru kılarlar. İşleri aralarında danışma iledir. (Onlar) kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden de (Allah için) harcarlar.
Bu âyet-i kerîme müslümanların mühim işlerinde şûrâ usulüne başvurmaları gerektiğine, İslâm idare şeklinin ise kendi aralarında ehliyet ve takvâ sahibi kimselerden seçecekleri şûrânın kararlarıyla olması lazım geldiğine delil teşkil etmektedir."
****
Ayetin asli vellezi nestecebu li Rabbihim
Rablerine icabet ederler. (Cagrisina dan ziyade direk rablerine uyarlar)
Rablerinin cagrisina derken, namaz sadece ezanla cagrilinca kilinan birsey değil
Işte o yuzden kurani keske arapca ogrenip direk anlasak, tercumeler gercekten yetersiz kaliyor. Cunku herkes anladigini yaziyor. Hikmet kirpiliyor. Ama yine de kurani hic anlamaktan daha iyi meal okumak. Hem motamot tercumeli ve hem parantez icinde aciklamalar olan bu meal buldugum en iyi meal.
Asil bahsetmek istedigim su. Cep telefonlari ve sarjli aletler namazi neden kilmamiz gerektiginin cok guzel delili oldugu geldi aklima bu sabah
Bir cep telefonu insan olsun. Teshbihte hata olmaz. Electric onun rabbi hukmunde. Icindeki enerji ruhu. Elle tutlulur birsey degil. Piriz peygamber, sarj kablosu kitap, kuran. Arama cevaplama mesaj, canliliginin devami yeme icme vb temel varligini devam etmesi, internetide bilgi, irfan ve hikmeti olsun..
Simdi fabrikadan yeni cikmis cep telefonu electirigi, prizi, sarj kablosunu inkar etse, sarj bittikten sonra toprak olacagiz, dese. Sarj olmayi reddetse nekadar ahmakca degilmi
Ayetteki tam manasi namaz, hem bir dua hem bir zikir olmasi sebebiyle, namaz, ayni cep telefonunun elektirige icabet etmesi, yonelmesi gibi namaz da rabbe icabet, rabbe yonelme.
Bir cep telefonu icin electirik rabbi hukmundedir, sarj kablosu kuran hukmundedir. Priz peygamber hukmundedir. Telefon sebekesi ile baglantisi yani arama, calma , mesajlasmasi asgari yeme icme ve yaşamıni surdurmesidir. Internet ile baglantisi da irfanidir. Ilmidir. hikmet ile olan baglantisidir. Sarji biten telefon ruhunu kuran kablosu ile peygamber prizine baglanip electirik rabbinde sarj olur. cope atilmaktan, heder olmaktan kurtulur.
Teshbihte hata olmaz. Aslinda rabbim herseyi temsillerle ayen beyan gozumuze sokuyor. Ve diyorki akil edin, dusunun ey kullarim.
Bir cep telefonu sarj olmasi ne electirige bir faydasi var, ne prize ne de kabloya. Kendisi icin faydasi var. Iste namaz dua ve zikir, yani rabbe icabet yonelme bizim ceptelefonumuzun sarja olan ihtiyacindan daha cok ihityacmiz olan seyler....
Evrimciler...
Evrimci gruplar
-Bir yaratici var yada yok demeden onu bir bilimsel teori olarak ele alarak, artniyetsiz tamamen bilimsel yaklasan Bilim insanları
-Evrim teorisininin bilimsel olup olmamasina bakmadan asil maksatlari evrimi, dine, yaraticiya saldırmak araci olarak kullanan kişiler.
Insanliga küfrü dinsizligi, tanrisizligi empoze etmeyi meslek edinenler. Bunlarin evrimciligi din karsitligi demek.
Bir de evrim teorisini Allahin kanunlarindan, ayetlerinden bir ayet olabilir deyip onu hem Allaha inanip hem de bilimin geregini yerine getirenler.
Aslinda
Bütün yaygarayi koparanlar, evrimi bir bilim olarak inceleyen bilim insanlarından ziyade,
Kendi inancsizliklarini, dinsizliklerini yayma, empoze etme, yaratici inancına, yaratilisa, dinlere saldirma araci olarak evrimi kullanan insanlar. Ozellikle ortaokul liselerde evrim teorisini kullanarak gencleri Allah/ tanri inancindan uzaklaştırmak isteyen art niyetliler
Bunların evrim teorisini, Allahi, yaraticiyi reddetme araci olarak kullanmaları,
bir yaraticinin var olduguna inananların da onlara dayatılan küfür maksatli evrim teorisini kokten reddetmelerine sebep oluyor.
Hayatı olan / canlı olan her şeyi sudan yarattık. Hâlâ inanmayacaklar mı?” (Enbiya, 21/30)
“Allah her canlıyı sudan yarattı. Kimi karnı üstünde sürünür, kimi iki ayak üstünde yürür, kimi dört ayak üstünde yürür. Allah dilediğini yaratır. Şüphesiz Allah her şeye kadirdir.” (Nur, 24/45)
“Allah insanı kiremit gibi pişmiş çamurdan yarattı. Cinni ise hâlis ateşten yarattı.” (Rahman, 55/14, 15)
Allah yaptığı herseyi hikmet üzere yapar.
Bununla birlikte, Allah yarattigi şeylerde sınırdan, formulden, zorluktan, yetersizlikten, beceriksizlikten, belli bir yontem veya kural takip etmek zorunlulugundan ve daha bir çok kisitlamadan yada sarttan münezzehtir. Beridir.
Once bunun altini cizelim.
Allah kural ve kaideye muhtac degildir ama, Allah yarattigi her seyi hikmetle yapar. Mucizevi tasarrfulari hariç, Allahin kainati yaratirken vaz ettigi ayetleri vardir. Bilim onlara kanun diyor. yer çekimi gibi, kutle çekimi gibi, suyun kaldirma kuvveti gibi, belirli bir hıza ulaşan cisimlerin havalanmasi gibi, gunumuzde ilimin kesfettigi ve günlük hayatımızda kullandığımız her bilimsel kanun Allahin ayetlerindendir.
Bunun dışında Allahin peygamberlerine verdiği mucizeleri vardır. Mucizeleri mucize yapan, Allahin kendi koydugu ayetlerini, tabiat kanunlarini, peygamberlerinin peygamberligini tasdik için, ayetlerini/kanunlari isletmemesi, onlari anlık, ya da kişiye özel değiştirdiği olağanüstü, doğa üstü olaylara denir.
Mesela peygamber efendimizin s.a.v parmaklarından şu akmasi, mesela ibrahim as. Ates yakmamasi, mesela kızıl denizin yarilmasi, mesela ayin yarilmasi, mesela miraç, mesela dağın yarilip içinden kizil deve çıkması
Ayet ne diyor. " canli olan herseyi sudan yarattık.
Evrim ne diyor. Iste efendim, suda once bir bakteri gibi birşey oluştu, bakteri gelisti balık oluştu, balik karaya çıktı surundu, ayaklari cikti o oldu, kanatları çıktı bu oldu falan...
Ben, Allahin insan hariç, diger butun canlilar icin evrim teorisinin gerçek olabilecegine inaniyorum.
Allahin, insani ise mucizevi bir şekilde yarattigini, yani kanun ve kurallarının dışında özel olarak yarattigini dusunuyorum.
Neden böyle dusunuyorum.?
1) Allah zaman zaman kainat kanunlarini sukut ettirecek, kendi koydugu kanunlari yine kendisi ana, zamana, kisiye, varliga ozel, durdurarak, değiştirerek, dönüştürerek, vb. kudretinin gostergesi, mucize icraatlari var oldugunu biliyoruz. İnsan da yaratilis olarak böyle bir mucize
2) Mucize bir kitap kurana muhatap insanin da bir mucize ile yaratılmış olması daha olasi duruyor
3) basta varliklarin en sereflisi Muhammed mustafa s.a.v gibi birine, ve diger mucize verdiği, yani kanunlarini onlar icin belirli sureligine durdurduğu, en sevgili kullari olan peygamberlerini yaratilista diger canlilardan ayrimasi, yani mucize verdigi sevgili kullarini mucizevi yaratmasi adeti subhaniyeyle tam örtüşüyor.
4) hz adem yaratilirken semada adeta olay olmuş. Melekler "Allahim yeryuzunde kan dökecek birini mi yaratacaksin' demişler. Şeytan Allahin emrine karsi gelmis, Adem a.s. a secde etmeyi reddetmiş. Daglara insana verilen görevi almaktan çekinmiş gibi bir suru olay... Butun bunlar insanın yaratilisinin evrim gibi uzun bir süreçle değil, anlik, mucize bir yaratis oldugunu gösteriyor.
5) nasil insan varlik gayesi olarak diger varliklardan ayrılıyor, Kullukla yükümlü. oldukten sonra hesap verecek, bu ayrıcalıklı durum yaratilis olarak da diger varliklardan ayrı mucize bir yaratilis olmasini gerektirir.
Velahasili kelam,
Ben, evrim teorisinin, insan hariç, diger tum varlıklar için geçerli olabilecegini dusunuyorum.
Insanin alemlerin ozetidir. Girisidir. Fatihasidir. Enteresidir. Hulasisidir
Eskiler derlerki
Insanin bedeni kucuk alemdir. ruhu da büyük alem, yani Insanin bedeni maddeyi temsil eder. Insanin ruhu da maddenin icindeki bosluk diye bilinen ama aslinda bos olmayan, enerjiyi temsil eder. Çünkü maddenin icindeki alem maddenin kendisisinden kıyas kabul etmez derecede büyüktur
"Zümer Sûresi / 42.Ayet
42. Allah, (ölecek) insanların ruhlarını ölümü sırasında alır, ölmeyenin de uykusunda (alır). Sonra hakkında ölümü hükmettiğini tutar, diğerini muayyen bir vakte (eceline) kadar salıverir. Şüphesiz ki bunda, düşünen bir toplum için ibretler vardır.
Bu âyet-i kerîmede ve En’âm sûresinin 60-64. âyetlerinde hem uyku ile ölüm hem de uykudan uyanmakla diriliş arasındaki benzerlik ve fark açıklanmaktadır. Uyku, zayıf ve küçük bir ölüm; ölüm ise büyük ve şiddetli bir uyku. Uykudan uyanış, hayata dönüş; ölümden diriliş ise ebedî yaşayıştır. Her iki halde de insanın ruhu bir hayattan başka bir hayata geçmektedir. Aralarındaki tek fark, insan uykuda (rüyada) bilinçli değildir. Fakat ölümden sonra yaşayışta yani dirilişte her şey onun için apaydınlıktır.2 İşte Kur’an açısından ölüm; yokluk, kayboluş ve bitiş değil, aksine bir hayattan başka bir hayata geçiştir, bir değişimdir, bir başlangıçtır. Kazanılan mükâfatlara karşılık Allah’ın rızası ve cennet, cezalara karşılık Allah’ın gazabı ve cehennem olan, dönüşü ve sonu olmayan bir dünyada yaşamaktır."
Insan, aslinda her gece yataginda ölür
Sabahleyin rabbim eceli gelenin ruhunu tutar eceli gelmemis olaninda ruhunu ecel vakti gelene kadar geri bağışlar.
Aslinda uykunun ve uykudaki ruya ya uyanisin ta kendisi gercek ölümden sonraki dirilise bariz bir ornek degilmi. Ahirete inanmayanlarin hesaba inanmayanlarin hunharca calip cirpanlarin vay haline
Aydinlik, yani nur karanlikla bilinir. Cunku aydinligi parlatan karanligin varligidir.
Insandaki ruh, Allahin ruhundan ufledigi nurdur. Nefs ise, organlar ve onlarin ihtiyaclaridir. Nefsin varligi ruhun varligini belirgin hale getirmek içindir.
Allahu taala, yani yaratici hariç, yaratiklarin hepsi parlamak icin nefse yani karanliga muhtactir. Insan ruhunun ve nefsinin vucuttaki mucadelesi isik ve karanligin mucadelesi gibidir. Nefsinin her dedigine uyan ruhun zamanla nuru azalir. Ruhun nefse galebesi ise karanliga baskin aydinligi artirir.
Aynanin arkasindaki karanlik, aynanin nefsidir. Aynanin yuzunu aydinlatir. aynanin arkasindaki siyahliga asik olup onu on yuzune de surmesi, onun aynaliginin degerini dusurecektir. Aynalik yuzunu karartacaktir.
Nefste insanin aynaligini aydinligini belirleyici arkasindaki karartidir. Nefis, bedeni arzu ve istekleri arkalanmaliki, nur, ruh one ciksin. Parlasın...
Aynanin degeri, onundeki yuzunun nuruyla, lekesizligiyledir. Yani yansitmanin berrakligiyladir. Arkasindaki karanlika asik olan ayna, o karanlikla önünu de boyarsa aynaligini kaybeder. Ve cope atilir.
Ruh seffaf bir cam iken, Allah ona, tipki camı aynaya cevirmek icin surulen boya gibi cisim/organ boyasiyla boyadi. Ona cisim giydirip nefis diye tabir edilen organlar verdi. Nihayetinde Insan halini aldi.
cam, yani ruh, bu yeni halini cok sevdi. Ona aşık oldu. O cisimden vehimler aldi. O organlarin istek ve arzularini onceledi. Yani arkasinda kalmasi gereken zulmetten/karanliktan/ nefsten yuzune gozune de surmeye başladı. Dolayisiyla Camligini, kirilganligini da unuttu. Oysa ruh yaraticisinin ruhundan bir nefesti, onun yaraticisinin maksadi, onu karanlık icinde, yani nefis icinde yaraticisini yansitmasiydi. Organlarinin/ nefsinin arzularina tabi olmasi degildi. Onlari idare ederek, olmasi gerektigi kadar olmasi gerektigi yerde tutarak rabbini yapabilecegi en berrak sekilde yansitabilmekti. etrafinda ona bakanlara her haliyle Allahi hatirlatmasiydi
Rabbim bizleri lekelerimizden arinmis, her haliyle Allahi hatirlatan kullarindan eylesin.
Amin