vebali, lise edebiyat hocam ayşe hanım'ın boynuna. bir, laz cafer ve japon haşim'den bahsetmişti. bu kıstasa göre 'zavar'a öz türkçe kelime olarak bakamıyorum. hocam, resmen bana at gözlüğü hediye etmiş, fakat olsun, hocaların vurduğu yerde gül biter.
beyim, insanın mesleği örnek olarak folklor araştırmacılığı ise üşenmemeli, saha çalışması yapmalıdır. 'üşenenin oğlu uşağı olmaz, oldu diyelim, bir şeye benzemez.' sözü, güzel yörelerimizden birinden derlediğim elit bir sözdür.
kayseri, karaözü kasabası'ndaki ali dayı'nın ineğinin menüsü niye terim olarak eklenmiş, perde arkası hikmeti idrak edemedim. o yüzden serbest çağrışım ile, buyrun komşular: 'amman havar havar havaar'
efendim, bilindiği gibi zerd, sarı demektir. -üşt ise, anadolu'daki 'uşt' ünleminden gelişmiş, dönüşmüştür. ey sarı, uşt [git, defol] anlamındadır. zerd, önemli bir kelimedir. onu bilirsek zerdalinin de deruni anlamlarını çözebiliriz.
büyüklerden bir büyük, kendisine 'senin de mi başın bencileyin kendinle belada' şeklinde incitici bir sual soran avam kamarasından bir zâta şöyle buyurmuştur: 'Allah taksiratını affetsin evladım. canına dikkat et, avamın canı ya mutfakta ya helada.'
halkı yanlış bilgilendirmek suretiyle âlemi fesada salmak kabul edilebilir, yenilebilir, yutulabilir bir şey değil. tefekkür ile fukara kelimesi arasında f ve r sesinden dolayı bir akrabalık icat etmek ancak lügat karıştırmayıp bir köşede atıp 'duran adam'ın işi olabilir. maateessüf. lügata bakmıyorsanız bi kendinize baktırın.
vebali, lise edebiyat hocam ayşe hanım'ın boynuna. bir, laz cafer ve japon haşim'den bahsetmişti. bu kıstasa göre 'zavar'a öz türkçe kelime olarak bakamıyorum. hocam, resmen bana at gözlüğü hediye etmiş, fakat olsun, hocaların vurduğu yerde gül biter.
beyim, insanın mesleği örnek olarak folklor araştırmacılığı ise üşenmemeli, saha çalışması yapmalıdır. 'üşenenin oğlu uşağı olmaz, oldu diyelim, bir şeye benzemez.' sözü, güzel yörelerimizden birinden derlediğim elit bir sözdür.
'kahrolsun bağzı şeyler'
kayseri, karaözü kasabası'ndaki ali dayı'nın ineğinin menüsü niye terim olarak eklenmiş, perde arkası hikmeti idrak edemedim. o yüzden serbest çağrışım ile, buyrun komşular: 'amman havar havar havaar'
efendim, bilindiği gibi zerd, sarı demektir. -üşt ise, anadolu'daki 'uşt' ünleminden gelişmiş, dönüşmüştür. ey sarı, uşt [git, defol] anlamındadır. zerd, önemli bir kelimedir. onu bilirsek zerdalinin de deruni anlamlarını çözebiliriz.
nihayeten: yok, baban.
he ciğersin paraya fâre piyaz ettikçe
yani ey bilye kırâat-ı felek b'oldu sana
gér güya kéférâ; pât ki gér, kélî bela
baktım tarot falına
damda gördüm yüzünü
fistan yassı dokuyup
gör ne dersin pazumu
büyüklerden bir büyük, kendisine 'senin de mi başın bencileyin kendinle belada' şeklinde incitici bir sual soran avam kamarasından bir zâta şöyle buyurmuştur:
'Allah taksiratını affetsin evladım. canına dikkat et, avamın canı ya mutfakta ya helada.'
halkı yanlış bilgilendirmek suretiyle âlemi fesada salmak kabul edilebilir, yenilebilir, yutulabilir bir şey değil.
tefekkür ile fukara kelimesi arasında f ve r sesinden dolayı bir akrabalık icat etmek ancak lügat karıştırmayıp bir köşede atıp 'duran adam'ın işi olabilir. maateessüf.
lügata bakmıyorsanız bi kendinize baktırın.
şâir der inci benden, gördün mü kinci senden
yer ile yeksân imiş inciden kinci denden