''Mariya! Soneler yazsın ozan Tiyanasına varsın, erkeğim ben, bir insanım tepeden tırnağa etten, kemikten, vücudunu istiyorum, bir bunu şimdi, istediği gibi hristiyanların: «Verin bize günlük ekmeğimizi bu gün de hadi.»
Mariya! Mariya! Korkuyorum unutmaktan adını, unutuluvermekten korkan ozan gibi ben de, çile çekip kaç gece uzun uzadıya bulduğu bir sözcüğü, yücelikte Tanrıya eş bir sözcüğü hem de. Nasıl seveceğim bir bilsen vücudunu, tut ki bir asker, savaşta sakatlanmış bir asker, işe yaramazın, kimsesizin biri kalan bacağım o kadar sever. İstemiyor musun Mariya? İstemiyorsun demek! Demek bu gözyaşlarıyla sırsıklam, zavallı, bitkin yüreğimi yeniden almam, götürmem gerek, nasıl taşırsa ağzında kulübesine doğru bir köpek ezilen bacağını bir tren tekerleği altında.''
''Mariya! Sokakları azgın hayvanlar basmış. Kalabalığın parmaklarından boynumdaki bütün sıyrıklar. Gel kapıya! Acım var! Gözlerimin ortasına saplanmış baksana, şapka iğneleri! Aldı beni içeri. Yavrum benim, korkma sakın ıslak bir dağ gibi abanmıştır diye boğa boynuma karınları terli nice kadın: korkma yaşam boyu sürüklediğim milyonlarca büyük, saf aşkla milyonlarca küçük, pis aşktan sakın. Korkma sakın, ihanetin kara gününde sığınır mıyım bir daha ben o güzel yüzlerine ..''
Âh küçücük gemi..
Sulara attın şimdi kendini..
Delisin..
''Mariya! Soneler yazsın ozan Tiyanasına varsın, erkeğim ben, bir insanım tepeden tırnağa etten, kemikten, vücudunu istiyorum, bir bunu şimdi, istediği gibi hristiyanların: «Verin bize günlük ekmeğimizi bu gün de hadi.»
Mariya! Mariya! Korkuyorum unutmaktan adını, unutuluvermekten korkan ozan gibi ben de, çile çekip kaç gece uzun uzadıya bulduğu bir sözcüğü, yücelikte Tanrıya eş bir sözcüğü hem de. Nasıl seveceğim bir bilsen vücudunu, tut ki bir asker, savaşta sakatlanmış bir asker, işe yaramazın, kimsesizin biri kalan bacağım o kadar sever. İstemiyor musun Mariya? İstemiyorsun demek!
Demek bu gözyaşlarıyla sırsıklam, zavallı, bitkin yüreğimi yeniden almam, götürmem gerek, nasıl taşırsa ağzında kulübesine doğru bir köpek ezilen bacağını bir tren tekerleği altında.''
''Mariya! Sokakları azgın hayvanlar basmış. Kalabalığın parmaklarından boynumdaki bütün sıyrıklar. Gel kapıya! Acım var! Gözlerimin ortasına saplanmış baksana, şapka iğneleri! Aldı beni içeri. Yavrum benim, korkma sakın ıslak bir dağ gibi abanmıştır diye boğa boynuma karınları terli nice kadın: korkma yaşam boyu sürüklediğim milyonlarca büyük, saf aşkla milyonlarca küçük, pis aşktan sakın. Korkma sakın, ihanetin kara gününde sığınır mıyım bir daha ben o güzel yüzlerine ..''
''Çok mu iyisin?
Bir derdin yok mu?
Kafan iyi mi?
Hiçbir şeyi takmıyor musun?
Her boku çözdün mü?
O kadar mı mutlusun lan?''
T.Tufan
''Türküm doğruyum çalışkanım..amin..!''