Hep geçer diyorlar ya Olric. Sence geçer mi? Geçer elbet efendim; bazısı teğet geçer, bazısı deler geçer, bazısı deşer geçer, bazısı parçalar geçer. Ama mutlaka geçer..
Charlie Chaplin’in yönettiği sondan bir önceki ve oynadığı son film. 1957 tarihli. Kral Shahdov ihtilalle devrildikten sonra New York’a gelir ama ülkesinden kaçırdığı mallar vekilince kaçırılınca sadık yardımcısı ile Züğürt Ağa ve Kahya gibi kalakalırlar:))ancak parasız kalınca show dünyasının vaad ettiklerine daha fazla kayıtsız kalamaz ve bir reklam yıldızı olur. bu bölümde daha sonra The Truman Show’da kullanılacak diyalog arasına reklam alma ve Lost in Translation’da Bill Murray’in viski reklamına esin kaynağı olan sahne gibi hoşluklar mevcuttur.
filmin ikinci kısmında ise Chaplin’in oğlu Michael Chaplin de oynuyor. Chaplin’in komünist kovuşturması dönemine uzun uzun eleştirdiği bu bölümde Dostoyevski’nin Budala’da idam sahnesini anlatışı gibi, Chaplin de Amerika’nın kendi gibiler üzerindeki baskısını çocuk üzerinden anlatıyor.
not: Charlie Chaplin'i felsefesiyle izleyin derim:))
Özgürlük medeniyetin insana bir armağanı değildir. Hiç medeniyet yokken insanoğlu çok daha özgürdü.
son kuş öttüğünde gelebilir misin?:)
Ah..!ne fayda.. aşk ve acı deliyor her zırhı sonunda..!
Romantik ironiyi Post-modernistler sıkça eserlerinde kullanırlar. Böylelikle anlatıcı metnin dışına taşarak okurun birikimini ve zekâsını yoklar.:)
Hep geçer diyorlar ya Olric. Sence geçer mi?
Geçer elbet efendim; bazısı teğet geçer, bazısı deler geçer, bazısı deşer geçer, bazısı parçalar geçer. Ama mutlaka geçer..
Şimdi hayl-i suhan-verân içre
Nef’î mânendi var mı bir şair
Sözleri Seba-i Muallâka’dır
İmrülkays kendidir kâfir
Şeyhüslam Yahyâ
Bize kâfir demiş mütfî efendi
Tutalım ben anca diyem Müselmân
Varılınca yarın Rûz-i Cezâya
İkimiz de çıkarız anda yalan
Nef’înin Şeyhülislam Yahya Efendiye cevabıdır:)
Charlie Chaplin’in yönettiği sondan bir önceki ve oynadığı son film.
1957 tarihli. Kral Shahdov ihtilalle devrildikten sonra New York’a gelir ama ülkesinden kaçırdığı mallar vekilince kaçırılınca sadık yardımcısı ile Züğürt Ağa ve Kahya gibi kalakalırlar:))ancak parasız kalınca show dünyasının vaad ettiklerine daha fazla kayıtsız kalamaz ve bir reklam yıldızı olur. bu bölümde daha sonra The Truman Show’da kullanılacak diyalog arasına reklam alma ve Lost in Translation’da Bill Murray’in viski reklamına esin kaynağı olan sahne gibi hoşluklar mevcuttur.
filmin ikinci kısmında ise Chaplin’in oğlu Michael Chaplin de oynuyor. Chaplin’in komünist kovuşturması dönemine uzun uzun eleştirdiği bu bölümde Dostoyevski’nin Budala’da idam sahnesini anlatışı gibi, Chaplin de Amerika’nın kendi gibiler üzerindeki baskısını çocuk üzerinden anlatıyor.
not: Charlie Chaplin'i felsefesiyle izleyin derim:))