Kültür Sanat Edebiyat Şiir

İrem Başar
İrem Başar

sen benim ödülümsün samuray

  • şu an ne dinliyorum06.08.2017 - 16:25

  • Hüzünlü Bahçe06.08.2017 - 15:53


    Füruğ Ferruhzad.

  • Kıyıda köşede kalmış müzikler06.08.2017 - 15:29


  • beyin fırtınası estirmek06.08.2017 - 15:25


    “Her şey ilkel toplumların oluşmasıyla başladı, öncesine kadar doğa ve Tanrı'nın yasaları hâkimdi dünyaya. O harikulade, eski dünyaya! Ardından kılıçlar çekildi ve savaşlar başladı; türlü zorbalık ve hilelerle kazandıklarını belirttikleri toprak parçaklarına "vatan” dediler. Bir süre sonra insanlar, birbirlerinden korktukları için birbirlerine bağlanmaya başladılar ve “millet” oluştu. Devlet başkanları henüz on sekiz-on dokuz yaşlarında gençlerin yüzlerini boyadı ve onları savaşa gönderdi; onlara artık birer “asker” olduklarından ve salt şans eseri üzerinde doğdukları toprak parçası için tanımadıkları akranlarını öldürmeleri gerektiğinden bahsettiler.

    Bütün bunların ardındaki iğrençliğin gizlenmesi için bazı şeyler kutsanmak zorundaydı ve bunun sonucunda “din” dediler mesela, ancak kendi “hukuk"larını Tanrı'nın söz ve yasalarından önde tutmaktan çekinmediler ya da "ahlak” dediklerinde kastettikleri şey, sadece kendi çıkarları doğrultusunda, insanların mutlu ya da özgür olmalarını engellemekti.

    Bu insanlar birlik ve beraberlik içinde yaşadıklarını söylemelerine rağmen, hırsızların mesela ciddi bir azınlığı temsil etmesine karşın türlü korunma yöntemleri için harcamalar yapmadan duramadılar. Ve aynı iki yüzlü insanlar, doğruları söyleyen adam ve kadınları önce öldürüp, sonra filmlerini çektiler ya da üniversitelerde ders olarak okuttular. Kendi paralarıyla aldıkları otomobillerle birbirlerini öldürüp, çocuklarını dört duvar arasında büyüttüler. Gün boyunca sevmedikleri işte çalışıp, güvenmeye çalıştıkları insanlarla aynı evde mutsuz oldular. Onlar anlamadılar, onlar bilmediler''


    (alıntı)

  • naftalin kokulu şarkılar06.08.2017 - 11:26

  • tek bir cümle05.08.2017 - 23:57


    "Kutsal buldum sonunda aklımın düzensizliğini.''

  • Kendi Kendime Dedim ki05.08.2017 - 23:39


    Aykırı bir ritimsin..

  • Kıyıda köşede kalmış müzikler05.08.2017 - 23:15





    Paralel evrendeki dedem!

  • Kıyıda köşede kalmış müzikler05.08.2017 - 22:48









    Tanrılar katındayken..

  • kült film05.08.2017 - 15:57


    Nostalghia ( Nostalji)1983 Sovyet-İtalyan ortak yapımı bir Tarkovski filmidir.
    Film, ülkesini terk etmiş ve vatan özlemi duyan bir entelektüelin hikâyesini anlatır
    3. Cannes Film Festivali'nde yaratıcı sinema dalında ödül almıştır.
    Film üç karakter üzerine kurulu deli (Domenico) Euginia ve yazar..(Andrey)
    Deli Domenico filmde Andrey'in öteki benini yansıtır.

    Tarkovsky'nin izledikten sonra hislerini "hasta bir adamin kendi rontgenine bakmasi gibi." diye tarif ettigi filmdir.

    Tarkovsky sineması içinde tasavvufu barındırır..Bütün duygularımızın bir bütün olduğundan kendi yakınlarımızın yanında bile kısıtlandığımızdan ve nostaljinin bir bütün olduğundan bahseder..

    Deli Domenico'nun efsane tiradları vardır..

    ''dünyanın ilerlemesini istiyorsanız el ele vermeliyiz. sözüm ona sağlıklıları sözüm ona hastalarla karıştırmalıyız. siz sağlıklı olanlar. sağlığınız ne anlama geliyor? insanoğlunun bütün gözleri içine daldığımız çukura bakıyor. özgürlük faydasızdır eğer gözlerimizin içine bakmaya, yemeye, içmeye ve bizimle yatmaya cesaretiniz varsa. dünyayı yıkıntının eşiğine getirenler sözüm ona sağlıklı olanlardır.. gerçekliğin içinde veya hayalimde değilken ben nerdeyim? işte yeni anlaşmam: geceleri güneşli olmalı ve ağustos karlı. büyük şeyler sona erer küçük şeylerse baki kalır. toplum böylesine parçalanmaktansa yeniden bir araya gelmeli. sadece doğaya bak ve hayatın ne kadar basit olduğunu göreceksin. bir zamanlar olduğumuz yere dönmeliyiz. hayatın ana temellerine geri dönmeliyiz. suları kirletmeden. deli bir adam size kendinizden utanmanızı söylüyorsa ne biçim bir dünyadır burası''

    İzleyin..izlettirin:)