Kültür Sanat Edebiyat Şiir

  • günaydın06.07.2019 - 08:19

    Uyanmıştı. Ama uykusu her nereye gittiyse, peşinden gitmek için canını verirdi

    Az, Hakan Günday

  • Beattim05.07.2019 - 17:39

  • Beattim05.07.2019 - 11:37

    ...“Beat Kuşağı” genel olarak Jack Kerouac, Allen Ginsberg ve William Burroughs merkezinde olmak üzere edebiyatla ilgilenen ve Amerika’nın dört bir yanında geniş arkadaş grupları oluşturarak sınır deneyime çok farklı araçlarla yaklaşan topluluğu tanımlamak için kullanılır. Bu süreçte özellikle bir grup oluşturma amacının olmadığı ve burada oluşan karmaşık ilişkilerin yolda, kendiliğinden oluştuğu görülür. 1940’larda, New York’taki Columbia Üniversitesi’nde bir edebi toplulukta tanışan bir grup öğrenci, Büyük Bunalım sonrası demiryollarına kendini vuran hobolar gibi amaçsızca otostopla Amerika’yı dolaşmaya başladılar. Gittikleri her eyalette yeni insanlarla tanıştılar ve adı henüz konulmasa da sisteme, geleneğe ve alışıldık yaşam biçimlerine muhalif bir kitle oluşmaya başladı. New York City merkez olmak üzere, Denver ve San Francisco‘da toplandılar.
    50’li yıllarda bu grubun edebi çalışmalarının ve yaşam tarzının gençlik üzerinde etkisi çok büyük olmuş ve 50’lerdeki bu kıvılcımdan görkemli 60’lar doğmuştur. Dolayısıyla bize “Beat Kuşağı”nı bir grup edebiyatla ilgilenen arkadaş olarak almak yerine 50’li yıllardan 60’ların sonuna dek uzanarak Woodstock’la zirve yapan ve her alanda sınır deneyime doğru ilerleyen, kültürel anlamda insanlık tarihinin “Altın Çağı” olan dönemi yaratan kuşağı almak daha doğru görünmektedir. 60’lı yıllarda yükselen underground kültürün arka planına baktığımızda hep Beat Kuşağı’nın izlerini görmekteyiz. Jim Morrison, Bob Dylan, John Lennon gibi isimlerin yaşam tarzlarında doğrudan bu anlayışı görmek mümkündür.
    Beatler, Buda’yı ve meditasyonu Amerika’ya tanıttılar. Onlar, gençliği özgürleştirdiler ve insanları kurgulanmış yaşam biçimlerinin ötesine davet ettiler. 60’ların ikinci yarısında on binlerce gencin akın akın Hindistan’a doğru yola çıkması, Batı’nın mekanik yaşam formlarından topluca kaçış anlamına geliyordu ve başkaldırının doğrudan eyleme dönüşmüş biçimiydi. Bu dönemde Jim Morrison “Dünyayı istiyoruz, hemen şimdi istiyoruz” diyerek, arayışın ne denli büyük olduğunu göstermekte ve daha fazla beklenemeyeceğini ifade etmektedir.

    Beat romanlarının ortaya çıkar çıkmaz büyük tepkiyle karşılanıp sansürlenmesi, uyandırdıkları dehşetten kaynaklanmıştır. Beat Kuşağı yazarlarının ve şairlerinin ilk eserleri, alışılmadık üsluplarından ve içeriklerinden ötürü sansürlendiler. 1950’li yıllarda bu nedenle onlarca dava açıldı, birçok eser ancak büyük oranda sansürlendikten sonra yayımlanabildi. 1960’lara girilirken Beat Hareketi, Amerika’da yeraltı gençliğinin en büyük ilham kaynağı olmuş ve müzikten sinemaya, şiirden romana her alanda etkisini göstermeye başlamıştı. 60’ların öne çıkan müzisyenleri Beat Kuşağı’ndan ciddi anlamda etkilendiler. The Doors, Bob Dylan, the Rolling Stones, the Beatles, Pink Floyd gibi gruplar yaptıkları deneysel çalışmalarla Beat Kuşağı’nın gelenek yıkıcı-muhalif karakterinin müzikteki temsilcileri oldular. Mülkiyetsizlik-aidiyetsizlik gibi değerleri merkezine koyan Hippiler doğrudan Beat Kuşağı’nın derin etkisi altındaydılar. Amerika ve Avrupa’daki 68 hareketleri de eylem pratiğinde Beat Kuşağı’nın tavrına yakın bir duruş sergilemektedir. 60’lı yılların iyimserliği, coşkusu ve deneyselliği yerini 80’lerde sanat da dahil olmak üzere her şeyin mekanikleştirilmeye çalışıldığı, gerici bir döneme bıraktı. Bu değişim, Beat Kuşağı’nın pratikte sonu olacaktı...


  • Beattim05.07.2019 - 09:31

    Eğer kafanı başkalarının dediklerine takarsan tüm dünya devasa bir darağacından başka bir şeye benzemeyecektir.

    Talihsiz Kadın, Richard Brautigan

  • Müzik Dinleyerek Yürümek04.07.2019 - 15:19

    Çal felek günüm senin
    Al geçir bildiğin gibi
    Bezdirmedi hayat beni
    Oysa "yarı iletkenim"
    Biraz içim dışımda

    Sonra bir kalp buldum
    Benimkini ona koydum
    Yorulmadım düşünce tutmaktan
    Ama sarılmadım canıma estikçe

    Bir şekilde bu aşkı içimde halledemiyorum
    Seninle başladım elimden gelmiyor bitiremiyorum
    Sözlerim bitince gözlerinde tütünce
    Bildiğimiz o dilde bülbüllere dönüyorum

  • günün tavsiyesi04.07.2019 - 12:50

    İlk karşına çıkanla tartışma; yalnızca iyi tanıdığın, saçma sapan şeyleri savunmayacak kadar anlama yetisine sahip olduğunu düşündüğün ve utanılacak durumlara düşmeyeceğini bildiğin kişilerle tartış; otoritenin dikte ettiklerine göre değil, nedenlere, gerekçelere dayanarak tartışmayı bilenlerle; sunulan nedenleri dinleyip dikkate alanlarla; ve nihayet, gerçeğe değer veren, karşı tarafın ağzından bile olsa iyi nedenleri memnuniyetle dinleyen ve doğruyu karşı taraf söylediğinde, yani kendisi haksız olduğunda da bunu hazmedebilecek kadar adalet duygusuna sahip olanlarla tartış. Demek ki yüz kişi içinde tartışmaya layık bir kişi bile zor çıkar. Geri kalanı ise bırakın ne isterlerse onu konuşsunlar, çünkü desipere est juris gentium [budalalık insan hakkıdır ];

    Eristik Diyalektik, Arthur Schopenhauer

  • Beattim04.07.2019 - 12:45

    Dante Gibi Değil...

    Ben olsam
    öyle Dante gibi
    gökyüzünün yamaçlarında
    bir komedya keşfetmek yerine
    bambaşka bir Cennet resmi yapardım
    içinde insanların çıplak dolaşacağı
    her zaman oldukları gibi öyle sahnelerde
    çünkü onların ruhlarının
    bir tablosu olması gerekir bu resmin
    ama onlara cennetin
    eksiksiz bir krallık resmi olduğunu söyleyen
    pimpirikli melekler olmazdı orada
    üstelik aşağıda kazara içine düşeceğim
    cayır cayır yanan cehennem çukurları değil
    yalnızca hayal gücünün
    pınarları sunak olurdu

    Şiirin O İnce Küllerini Toplayanlar, Lawrence Ferlinghetti

  • Beattim03.07.2019 - 20:03

    Beni seven herhangi biri için, herhangi biri olabilirim!

    İçerdeki Kedi, William S. Burroughs

  • günün tavsiyesi03.07.2019 - 12:12

  • günün tavsiyesi01.07.2019 - 22:09

    Benim gibi birisini bulamazsınız. Onun için tavsiye ederim , benden mahrum olmayın.

    Sokrates'in Savunması, Platon