İki kere iki dört çekilmez bir şey. İki kere iki dört, bana sorarsanız, bir küstahlıktır. İki kere iki dört, ellerini böğrüne dayayarak yolumuzu kesen, sağa sola tükürük atan bir külhanbeyin ta kendisidir. İki kere iki dördün yetkinliğine inanırım, ama en çok övülmeye değer bir şey varsa, o da iki kere ikinin beş etmesidir.
Hayatın Matematiği: Einstein “Matematik kanunları, gerçeği yansıttıkları sürece kesin değildirler. Kesin olduklarında gerçeği yansıtmazlar.” der. Etrafınızdaki bir çok insandan şunlara benzer sözler duymuşsunuzdur; “Şiirin matematiği”, “Yemek pişirmenin matematiği”, “Sanatın matematiği”. Bu sözlerin hiçbiri gerçek hayatta karşılığını bulmaz. Gerçek hayatın matematiği şudur; “harcanan zaman kalan zamandan çoktur”, “kazanılan para harcanan paradan azdır” “kısa vadeli planlar için uzun zaman harcamak gerekir”, “çekirdek aile dört kişiden oluşur, ama asla bununla sınırlı kalmaz” yani eski bir deyişle özetlersek evdeki hesap çarşıya uymaz. Öyleyse hayatı matematiğe uydurmanın ne alemi var? Matematikten sıkılınca sığındığımız limanların başında gelen sanat dallarını matematik kalıplarına uydurmaya çalışmak şeytanca bir çabadır. Şiirin kafiyesi vardır, uyağı vardır, matematiği yoktur. Yemek pişirmeye gelince; yemeğin tadı vardır, tuzu vardır, rakamlar hiçbir yemeğe sos olamaz. Bir tavaya beş yumurta kıran biri sadece beş yumurta kırmıştır, bir matematik işlemi yapmamıştır. Yumurtaları kırdıktan sonra içlerinden birini tavadan ayırmaya çalışıp bunda muvaffak olunca; “Bakın dört yumurta kaldı, yani bundan ne anlıyoruz? Beş eksi bir eşittir dört.” diyen biri kabul ediyorum ki bir matematik işlemi yapmıştır ama aynı zamanda bu kişi salaktır.
neydi bir arada tutan şey ikimizi birleştiren neydi ellerimizi bırak bana anlatma imkansız sevgimizi sevmek birçok şeyi göze almaktır. olmasa mektubun yazdıkalrın olmasa kim inanır senle ayrıldığımıza ... ...
Nazi kampından kaçan iki Yahudi bir mevzide saklanmış kendilerine doğru yaklaşan SS subaylarını endişeyle izlemektedirler. Yahudi’nin biri diğerine “Şimdi ne olacak? ” diye sormuş. Diğeri şöyle cevap vermiş: “İki olasılık var. Ya bizi yakalayacaklar ya da yakalayamayacaklar. Eğer yakalayamazlarsa iyi, ama yakalarlarsa yine iki olasılık var; ya bizi öldürürler ya da kampa geri gönderirler. Eğer kampa gönderirlerse iyi, ama öldürürlerse yine iki olasılık var; ya hemen öldürürler ya da ham madde olmak üzere fabrikalara gönderirler. Eğer hemen öldürürlerse iyi, ama ham madde olmak üzere fabrikalara gönderirlerse yine iki olasılık var; ya sabun fabrikasına gönderirler ya da kağıt fabrikasına gönderirler. Eğer sabun fabrikasına gönderirlerse iyi, ama kağıt fabrikasına gönderirlerse yine iki olasılık var; bizi ya evrak kağıdı yaparlar ya da tuvalet kağıdı, evrak kağıdı olursak iyi ama tuvalet kağıdı olursak... İşte o zaman boku yedik! ”
bu arada sitenin yeni hali berbat olmuşş
bu neyaaa renk cümbüşüne dönmüş valla..
vay bea.. bir zamanlar rakip tanımazdım ;)
gaizantepte fıstıklısını yaparlardı süper olurdu..
abi nerden hatırlattınız şimdi yaaa..
zaten dayanamıyom..
güzel bir şarkı (kelly)
2 x 2
İki kere iki dört çekilmez bir şey. İki kere iki dört, bana sorarsanız, bir küstahlıktır. İki kere iki dört, ellerini böğrüne dayayarak yolumuzu kesen, sağa sola tükürük atan bir külhanbeyin ta kendisidir. İki kere iki dördün yetkinliğine inanırım, ama en çok övülmeye değer bir şey varsa, o da iki kere ikinin beş etmesidir.
Dostoyevski
Hayatın Matematiği: Einstein “Matematik kanunları, gerçeği yansıttıkları sürece kesin değildirler. Kesin olduklarında gerçeği yansıtmazlar.” der. Etrafınızdaki bir çok insandan şunlara benzer sözler duymuşsunuzdur; “Şiirin matematiği”, “Yemek pişirmenin matematiği”, “Sanatın matematiği”. Bu sözlerin hiçbiri gerçek hayatta karşılığını bulmaz. Gerçek hayatın matematiği şudur; “harcanan zaman kalan zamandan çoktur”, “kazanılan para harcanan paradan azdır” “kısa vadeli planlar için uzun zaman harcamak gerekir”, “çekirdek aile dört kişiden oluşur, ama asla bununla sınırlı kalmaz” yani eski bir deyişle özetlersek evdeki hesap çarşıya uymaz. Öyleyse hayatı matematiğe uydurmanın ne alemi var? Matematikten sıkılınca sığındığımız limanların başında gelen sanat dallarını matematik kalıplarına uydurmaya çalışmak şeytanca bir çabadır. Şiirin kafiyesi vardır, uyağı vardır, matematiği yoktur. Yemek pişirmeye gelince; yemeğin tadı vardır, tuzu vardır, rakamlar hiçbir yemeğe sos olamaz. Bir tavaya beş yumurta kıran biri sadece beş yumurta kırmıştır, bir matematik işlemi yapmamıştır. Yumurtaları kırdıktan sonra içlerinden birini tavadan ayırmaya çalışıp bunda muvaffak olunca; “Bakın dört yumurta kaldı, yani bundan ne anlıyoruz? Beş eksi bir eşittir dört.” diyen biri kabul ediyorum ki bir matematik işlemi yapmıştır ama aynı zamanda bu kişi salaktır.
Pinhan Kara
neydi bir arada tutan şey ikimizi
birleştiren neydi ellerimizi
bırak bana anlatma imkansız sevgimizi
sevmek birçok şeyi göze almaktır.
olmasa mektubun yazdıkalrın olmasa
kim inanır senle ayrıldığımıza
...
...
'Meleklerin kokması gerektiği gibi kokuyor' diyordu Tanrıça olarak gördüğü kadın için, adam.. (günah şehri)
1 GB kapasiteli olanı 105 USD dediydiler..
oysa bi harici hardsik alsan 40 GB neredeyse aynı fiyat hatta galiba dahada ucuz..
Nazi kampından kaçan iki Yahudi bir mevzide saklanmış kendilerine doğru yaklaşan SS subaylarını endişeyle izlemektedirler. Yahudi’nin biri diğerine “Şimdi ne olacak? ” diye sormuş. Diğeri şöyle cevap vermiş: “İki olasılık var. Ya bizi yakalayacaklar ya da yakalayamayacaklar. Eğer yakalayamazlarsa iyi, ama yakalarlarsa yine iki olasılık var; ya bizi öldürürler ya da kampa geri gönderirler. Eğer kampa gönderirlerse iyi, ama öldürürlerse yine iki olasılık var; ya hemen öldürürler ya da ham madde olmak üzere fabrikalara gönderirler. Eğer hemen öldürürlerse iyi, ama ham madde olmak üzere fabrikalara gönderirlerse yine iki olasılık var; ya sabun fabrikasına gönderirler ya da kağıt fabrikasına gönderirler. Eğer sabun fabrikasına gönderirlerse iyi, ama kağıt fabrikasına gönderirlerse yine iki olasılık var; bizi ya evrak kağıdı yaparlar ya da tuvalet kağıdı, evrak kağıdı olursak iyi ama tuvalet kağıdı olursak... İşte o zaman boku yedik! ”