Kültür Sanat Edebiyat Şiir

Güliz Ardilli
Güliz Ardilli

CANIM SEVGİLİM, CANIMIN İÇİ SEVGİLİM, KIYMETLİM, ANTEP FISTIĞIM BENİM, SENLE BEN YELKEN AÇACAĞIZ EBEDİ MUTLULUĞA. ALLAH ERDİRSİN TAMAMINA.

  • doğa13.01.2023 - 02:01

    Yaşama Sevinci

    Birkaç güzel manzara,
    Doğayla baş başa,
    Mutlu eder seni, beni,
    Ve herkesi.
    İçin sevinçle dolar,
    Dolar dolar taşar.
    Sevgi ruhunda çağlar,
    Gözlerin sevinçle ışıldar.
    Şarkı söyler dağlar, taşlar,
    Yemyeşil ormanlar,
    Gökte süzülen kuşlar.
    Sonra bir yağmur başlar,
    Damlalar sevgiyle toprağa akar.
    Toprağın muhteşem kokusu etrafı sarar.
    Tüm doğa neşesini dünyaya sunar.
    Doğa seni sevgiyle kucaklar,
    Renkleriyle selamlar.
    Bağrında nice canlılar,
    Mutlu, mesut yaşarlar.
    Bazen ormanda bir gezinti,
    Bazense dalgaların sesi,
    Hissettirir sana sevildiğini.
    Bir coşku kaplar içini,
    İşte budur yaşama sevinci.

    Güliz Ardilli

    13.01.2023 İstanbul 01:47

  • artistik patinaj12.01.2023 - 02:27

  • artistik patinaj12.01.2023 - 01:53

  • artistik patinaj12.01.2023 - 01:28

  • mutluluk08.01.2023 - 00:36

    Pandora'ya gidesim geldi. Ama sevgilim yanımda olmadan gitmem. :) O nerede ben orada, ben nerede o orada. Kalben, ruhen, zihnen. Hem hayalde, hem gerçekte hep birlikte. :) Ve benim görüşüme göre dünyada da mutlu olmak mümkün, zor değil. Bakış açısı önemli. Bardağın dolu tarafını mı, boş tarafını mı görüyorsun? İki tarafını da görmeli ama yine de mutlu olabilmeli insan. Mutlu, umutlu olmayı seçmeli. Problemi görmeli, anlamalı ama daha çok çözüm odaklı olmalı, nasıl, ne şekilde çözerimin üzerinde durmalı. Zorlukların da bize bir şeyler öğrettiği, bizi güçlendirdiği unutulmamalı. Mutluluk tek bir yerde aranmamalı ya da bir tek olumsuzluk bütün mutluluğumuzu elimizden almamalı, alamamalı. Mutluluk tek bir yerde aranmamalı derken yanlış anlaşılmasın herkesin bir tane sevgilisi olur, evliyse bir tane eşi olur onu kastetmiyorum. Yani örneğin belki işlerin kötü gidiyordur ama çok şükür sağlıklısındır. Ya da belki bir aksilik yaşamışsındır ama yine de moralini yerine getirecek başka güzel şeyler görmeyi başarabilirsin. Biz her şeyi kontrol edemeyiz. Biz eğer başarabilirsek sadece kendimizi, kendi tepkilerimizi kontrol edebiliriz. O aksiliğin yada geçmişte yaşadığın üzücü olayın bütün gününü ya da hayatını mahvetmesine izin mi vereceksin yoksa oradan yapman ve yapmaman gerekenleri öğrenip, ders çıkarıp bugününü ve geleceğini mutlu, güzel bir şekilde inşa etmeyi, bunun için çabalamayı mı seçeceksin? Belki bir başkası üzülmeyi ve hayat boyu mutsuz olmayı, kendine acımayı seçebilir. Ama sen, mutlu olmak isteyen mantıklı kişi, her zaman içinde bulunduğun durum için şükretmeli, elindekilerin kıymetini kaybetmeden bilmeli, elindekilerle mutlu olmayı öğrenmeli ve daha iyi, daha mutlu olmak için çabalamayı, kendini geliştirmeyi sürdürmelisin. Elde ettiğin mutluluğu da korumayı, sürdürmeyi bilmelisin. Ancak başkalarını mutsuz etmeden çabalamayı ve kendine karşı da acımasız olmadan çabalamayı kastediyorum. Yani bence iki önemli nokta var burada. Mutsuzluklarınla, seni mutsuz eden şeylerle nasıl baş ediyorsun ve mutlu olmak için ne yapıyorsun, ne yapmalısın? İşte videoyu izledikten sonra bunlar aklıma geldi. :)

  • dolunay06.01.2023 - 21:33

    Akşam üzeri birkaç işim dolayısıyla dışarı çıkmıştım. Yolda müzik dinledim. Bu benim için eğlenceliydi, aynı zamanda huzur verici. Dolunayda yürüyüş yapmak, gecenin ışıklarını izleyerek ve müzik dinleyerek. Dolunay vardı, gökyüzündeki ay parlaktı ve ben kurt kadına filan dönüşmedim. :))

  • çınar ağacı06.01.2023 - 21:29

    Bugün hava çok güzeldi. Adeta bir bahar havası. Gündüz ekmek almış, parkın içinden yürüyerek eve dönerken bir ara, yaprakları mevsimsel olarak kurumuş, ince gövdeli bir çınar ağacının yanında durarak ona sarıldım ve içimden ona şöyle dedim: Bahar gelecek ama sen yine de kışın da tadını çıkar. :) Belki de duymuştur. :)

  • serbest kürsü05.01.2023 - 23:22

    https://openai.com/blog/chatgpt/

  • avatar05.01.2023 - 00:54

    Bugün yani 4 ocak günü annemle birlikte Avatar 2: Suyun Yolu filmini izlemeye gittik. Muhteşemdi. Hem görsel hem de duygusal bir şölendi diyebilirim. Avatar'ın ilk filmini sinemada izlememiştim ama şimdi 2. sini üç boyutlu gözlüklerle sinemada izledim. Sinemaya gitmeyi çok özlemişim. Evde sinemaya gitmek üzere hazırlanırken, bir an küçükken anneannemle lunaparka giderkenki sevincim gibi bir sevinç hissettim. Her anın tadını çıkardım. Son yazılar yani filmde emeği geçen yüzlerce insanın ismi sinema perdesinden geçip gidene, müzikler bitene kadar koltuğumdaydım. Diğer sinema filmleri için yapılan anonsları duymak, patlamış mısır kokusu hepsi büyülü bir atmosferin parçasıydı. Mısırlar sinema biletinin parasından bile pahalı olduğu için ve ben o parayla evde belki aylarca patlamış mısır yiyebileceğimden sinemada mısır satın almadım. Kokusuyla yetindim o bedavaydı :)) Üç boyutlu gözlükleri ayrıca satın almak gerekiyordu :) ama pahalı değildi. Sinema koltukları mordu ve çok rahattı. Bir de sevgililer için arada kol koyma yeri olmayan ikili koltuklar tasarlamışlar, bu da hoştu. Sevgilim, seninle sinemaya gidince belki böyle koltuklarda otururuz. :) Filmdeki doğa manzaraları harikaydı, ormanın, denizin ve muhteşem deniz canlılarının güzelliği etkileyiciydi. Bazıları ışıklıydı. Masal diyarı gibiydi. Navi halkının doğayla bir bütün olarak yaşamaları, kendilerini doğayla bir hissetmeleri, doğaya duydukları sevgi ve saygı etkileyici bir biçimde ifade edilmiş. Ayrıca filmde bir çok duyguyu bulmak, hissetmek mümkündü. Hem macera filmi; navi halkı vatanlarını savunuyorlar, hem bilim kurgu filmi, hem de romantik bir film; aşk, sevgi temasına da yer veriliyor hem de tüm çeşitliliğiyle birlikte. Hem iki sevgilinin, eşlerin birbirine hissedeceği türden hem bir annenin ve bir babanın çocuğuna hissedeceği türden, hem kardeşlerin ve arkadaşların birbirine hissedeceği türden, hem insanın doğaya ve yaratıcımıza hissedeceği türden bir sevgi. Bütünlük, bağlılık, bir olma, aynı amaç için birlikte omuz omuza savaşma, haksızlıklara karşı mücadele etme, hepsi çok güzel işlenmiş. Tabi bunların yanında filmde insanların ne kadar acımasız, zalim olabileceğini, sadece para uğruna nasıl her şeyi hiçe sayabileceğini ve vahşiden de vahşi olabileceğini de görebiliyorduk. İlk filmde uçan ve binek aracı olarak kullanılan ejderha benzeri yaratıklar varken burada ek olarak hem uçabilen hem suyun altında gidebilen yaratıklar vardı. Ayrıca tulkun denilen balina benzeri yaratıklar da vardı ki hepsini bu kadar güzel ve etkileyici kılan, onlarla duygusal bir bağ kurulabilmesiydi. Zeki olmaları, onlarla iletişim kurulabiliyor olması, duygusal olmaları, navilerle birebir derin bağlarının olması, her birinin özel olması etkileyiciliklerini arttırıyordu. Bir de mavi renkteki navilerin gözlerini, yüzlerinde karanlıkta parlayan noktaları, kuyruklarını, kızınca kedi gibi tıslamalarını da çok hoş ve sempatik buldum. Sevgilim, inşallah bir gün seninle birlikte de el ele sinemaya gideriz. Bu büyülü atmosferi birlikte deneyimleriz. Hep iyi ol, mutlu ol, benimle ol. :)

  • çözüm29.12.2022 - 03:49

    Bu ayın başlarıydı sanırım kombi bozulmuştu. Sevisini aramıştım ve ana kartını değiştimeleri gerekmişti. Sonrasında ise tam düzelmediğini farkettiğimiz kombimiz için tekrar tamire gelen kişiyle iritibata geçmiştim. Meğer rezistansı da hasar görmüş, o da değişmişti. Dikkat etmemiz gereken su seviyesi ayarıyla ilgili daha detaylı bilgi edinmiştim. Maddi olarak cüzdanımızda da bir hafifleme olmuştu. Ancak ilk başta bizi endişelendirse de, bir iki günde aşamalı olarak çözülse de, insanlık için küçük ama bizim için büyük olabilecek bir sorunu çözebilmek bana mutluluk vermişti. İçimde bir başarı duygusu oluşturmuştu. Demem o ki, sorunlarımızı da sevmeyi öğrenmeliyiz. Çünkü çözdüğümüzde, bu mutluluk hissi yaratıyor, iyi hissettiriyor, bir şeyler öğreniyoruz bu mücadeleden. Ayrılıkların en güzel yanının kavuşmak olması gibi, sorunların en güzel yanı da çözülmeleri. :)