Eğer bir yere faydan yoksa, zararın olmasın.
Yumurta / L'uovo(İt.)Plurale : Le uovaUova sode: Haşlanmış yumurta.Uova all'occhio di bue: Yağda yumurta.
Kupa fincan.(İt.)Questa é una tazzaTazzina: Küçük FincanQuesta é una tazzina.
Bardak.(İt.)Questo é un bicchiere.Calice : KadehQuesto é un calice.
Two-fold: iki katlı, iki tür, iki misli(İng.)
Two-way: Çift yönlü, çift taraflı.This is a two-way street. İnsanların birbirlerine olan tavır ve davranışlarının tarifi için bir söz öbeği..(Sen beni üzersen ben de seni üzerim./ Sen sözünü tutmazsan ben de tutmam .) etc
Seçmek, toplamak, koparmak.(İng.)I Have a bone to pick with you (Seninle görülecek bir hesabım var).
Sabır(İng.)Are you testing my patience. (Sabrımı mı zorluyorsun?).
Gecikmek, geciktirmek, engellemek, geri tutmak.(İng.)
Tatil.(İt.)in vacanza (on vocation) : Tatilde
Saat.(İt.)in orario (on time): Zamanında, vaktinde, saatinde.
Yumurta / L'uovo
(İt.)
Plurale : Le uova
Uova sode: Haşlanmış yumurta.
Uova all'occhio di bue: Yağda yumurta.
Kupa fincan.
(İt.)
Questa é una tazza
Tazzina: Küçük Fincan
Questa é una tazzina.
Bardak.
(İt.)
Questo é un bicchiere.
Calice : Kadeh
Questo é un calice.
Two-fold: iki katlı, iki tür, iki misli
(İng.)
Two-way: Çift yönlü, çift taraflı.
This is a two-way street. İnsanların birbirlerine olan tavır ve davranışlarının tarifi için bir söz öbeği..(Sen beni üzersen ben de seni üzerim./ Sen sözünü tutmazsan ben de tutmam .) etc
Seçmek, toplamak, koparmak.
(İng.)
I Have a bone to pick with you (Seninle görülecek bir hesabım var).
Sabır
(İng.)
Are you testing my patience. (Sabrımı mı zorluyorsun?).
Gecikmek, geciktirmek, engellemek, geri tutmak.
(İng.)
Tatil.
(İt.)
in vacanza (on vocation) : Tatilde
Saat.
(İt.)
in orario (on time): Zamanında, vaktinde, saatinde.