Ne çok korkular biriktirmişim kendime... Ve kalkıp en korkusuzunu aşk bilmişim.. Bu nasıl bir cesaret! Dağıt saçlarını... Ben ne vakit saçlarımı dağıtsam, ki korkularımdan zifiridir telleri, Kaçar korkularım,kalırım aşk ile...
Adı şiir gibi olan kadınları gözlerinden tanır mısın? Cam kırıklarıyla doludur bakışları.. Bir akşamüstü,modası geçmiş bir çay bahçesinde otururken görürsen gülümse!!!
Bu hiç adil değil... Senelerce bekleyişe denk düşmüyor bekleyişler im... Mesela ıhlamur ağaçları var,başımı döndürüyor,oysa ki rahiyasından değil.. Bak işte,ona da geç kaldım.. Halbuki ıhlamur ağaçlarının etrafında kokusundan şarhoş olmak isterdim... Bir zamanlar ıhlamuru ise hiç sevmezdim... Ne diyordum,bu ıhlamur ağaçları neden burada hala.. Diyordum ki, evet,bu hiç adil değil... Benim bekleyişlerim...
Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardır, Kırkbir kere maşallah demek bir ağız alışkanlığı mıdır? Kırkikindi yağmurları bozkır insanına bir armağan mıdır? Kırk sayfa mektup, Bilemezsin, Ah ne çok az'dır...
"Düşünme,
Umut et sade!
Bak, böcekler de öyle yapıyor."
.....
Bir şairin affına sığınarak..
Bir şairi anımsayarak...
Ne çok korkular biriktirmişim kendime...
Ve kalkıp en korkusuzunu aşk bilmişim..
Bu nasıl bir cesaret!
Dağıt saçlarını...
Ben ne vakit saçlarımı dağıtsam, ki korkularımdan zifiridir telleri,
Kaçar korkularım,kalırım aşk ile...
Cahilliğimi yüzüme vurmasaydın böyle..
Sesinle öğret unuttuğum ne varsa..
Adımı önce!!!
Bekle ki yağmurlar gelsin....
Yağmurları bekleyişim yetmez miydi...
Yoksa yağmur sen misin..
Banyo dolaplarının kendisine has bir kokuları vardır,bilir misin...
Bil istedim...
İşte öyle taze ,öyle serinletici bir etkin var...
Adı şiir gibi olan kadınları gözlerinden tanır mısın?
Cam kırıklarıyla doludur bakışları..
Bir akşamüstü,modası geçmiş bir çay bahçesinde otururken görürsen gülümse!!!
Bu hiç adil değil...
Senelerce bekleyişe denk düşmüyor bekleyişler im...
Mesela ıhlamur ağaçları var,başımı döndürüyor,oysa ki rahiyasından değil..
Bak işte,ona da geç kaldım..
Halbuki ıhlamur ağaçlarının etrafında kokusundan şarhoş olmak isterdim...
Bir zamanlar ıhlamuru ise hiç sevmezdim...
Ne diyordum,bu ıhlamur ağaçları neden burada hala..
Diyordum ki, evet,bu hiç adil değil...
Benim bekleyişlerim...
Etrafım ıhlamur ağaçlarıyla çevrili..
Gündüzü ayrı güzel ,gece sokak lambalarının ışığı değidikçe rüya gibi...
Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardır,
Kırkbir kere maşallah demek bir ağız alışkanlığı mıdır?
Kırkikindi yağmurları bozkır insanına bir armağan mıdır?
Kırk sayfa mektup,
Bilemezsin,
Ah ne çok az'dır...
Gidişinin ardından gelen bu yağmurlar, benim için bir teselli miydi dersin?
Yağmurlar,
O muhteşem damlacıklar...
Saçlarıma ne de çok yakıştılar...