Ben senden önce ölmek isterim. Gidenin arkasından gelen gideni bulacak mı zannediyorsun? Ben zannetmiyorum bunu. İyisi mi, beni yaktırırsın, odanda ocağın üstüne korsun içinde bir kavanozun. Kavanoz camdan olsun, şeffaf, beyaz camdan olsun ki içinde beni görebilesin... Fedakârlığımı anlıyorsun: vazgeçtim toprak olmaktan, vazgeçtim çiçek olmaktan senin yanında kalabilmek için. Ve toz oluyorum yaşıyorum yanında senin. Sonra, sen de ölünce kavanozuma gelirsin. Ve orda beraber yaşarız külümün içinde külün, ta ki bir savruk gelin yahut vefasız bir torun bizi ordan atana kadar... Ama biz o zamana kadar o kadar karışacağız ki birbirimize, atıldığımız çöplükte bile zerrelerimiz yan yana düşecek. Toprağa beraber dalacağız. Ve bir gün yabani bir çiçek bu toprak parçasından nemlenip filizlenirse sapında muhakkak iki çiçek açacak: biri sen biri de ben. Ben daha ölümü düşünmüyorum. Ben daha bir çocuk doğuracağım. Hayat taşıyor içimden. Kaynıyor kanım. Yaşayacağım, ama çok, pek çok, ama sen de beraber. Ama ölüm de korkutmuyor beni. Yalnız pek sevimsiz buluyorum bizim cenaze şeklini. Ben ölünceye kadar da bu düzelir herhalde. Hapisten çıkmak ihtimalin var mı bu günlerde? İçimden bir şey: belki diyor.
Kuzum ben sana kaç kere demedim mi bu kaçak dövüşenlerin yazdıklarını kopyalayıp, olduğu gibi tekrar yapıştıracaksın diye hiç büyük sözü dinlemiyorsun bak kaldın süpürgeli cadının avukatları arasında...
'Bu seferki slogan benden olsun mizikaci 'kızı dulu farketmez SANAL bu affetmez :))) '(ucu açık bi slogan isteyen istediği yere çeker...)
Diye solgan atan rüzgarın cadısı ardından, özel istek üzerine bu solgana ' emekli ve yetimleri' dahil edip paylaşım yapınca, haliyle nilü gibi bende ' ananıda dahil ettin mi' diye geçirdim içimden... Ama paylaşımı yazan hanım bindiği çalı süpürgesiyle silmiş yazdığını ve Nilü ortada kalmış, yazıyorsan silmeyip arkasında durup hakkın neyse razı olacaksın...
Ayrıca herkesin mızacı ayrı, yediği içtiği güldüğü gibi, herkesin de kendi kutsalı var saygı gösterilmesi gereken, saygıda kusur edersen biri çıkar dur der haliyle, nitekim Nilü' nünde yaptığı bu, ben silinmeden okuduğum için açıklama yapıyorum bu karmaşanın sebebini bilmeyenler için, sizlerde olmayan bi paylaşımın peşinden, bi kişiye yüklenerek kazan kaynatıyorsunuz...
Bana göre haksızlık tamda burda başlıyor, saygı bekliyorsan önce saygı göstereceksin, yoksa neyle geliyorsan onu yanına alıp gidersin...
Merhaba, karanlık, eski arkadaşım Buraya tekrardan seninle konuşma için geldim Çünkü bir görüntü yavaşça emekliyor Tohumlarını bıraktı ben uyurken Ve beynime ekilmiş O görüntü Hala duruyor Sessizliğin sesi içinde
Huzursuz rüyalarda bir başıma yürüdüm Arnavut kaldırımı dar caddelerde Bir cadde ışığının halesi altında Tasmamı soğuk ve neme doğru döndürdüm Gözlerim bıçaklandığında Bir neon ışığı parlamasıyla Geceyi yaran Ve sessizliğin sesine dokunan
Ve çıplak ışık içinde gördüm On bin insanı, belki de daha fazlasını Söylemeden konuşan insanları Dinlemeden duyan insanları İnsan seslerinin asla paylaşmayacağı şarkıları yazan insanları Ve kimse cesaret etmedi Sessizliğin sesini bozmaya
'Aptallar' dedim 'bilmiyorsunuz Sessizlik bir kanser gibi yayılır' 'Duyun öğretebileceğim sözlerimi duyun Size ulaşabileceğim kollarımdan tutun' Ama sözlerim sessiz yağmur damlaları gibi düştü Ve yankılandı sessizliğin kuyularında
Ve insanlar eğilip dua ettiler Yarattıkları neon Tanrı'ya Ve işaret uyarısını öfkeyle belirtti Oluşturduğu kelimelerle Ve işaretler dedi ki: 'Peygamlerin kelimeleri Altgeçit duvarlarında Ve harabelerin salonlarında yazılı Ve fısıldanır sessizliğin sesinde'
The Sound of Silence // Şarkısının Türkçe çevirisi...
Ben Senden Önce Ölmek İsterim
Ben senden önce ölmek isterim.
Gidenin arkasından gelen
gideni bulacak mı zannediyorsun?
Ben zannetmiyorum bunu.
İyisi mi, beni yaktırırsın,
odanda ocağın üstüne korsun
içinde bir kavanozun.
Kavanoz camdan olsun,
şeffaf, beyaz camdan olsun
ki içinde beni görebilesin...
Fedakârlığımı anlıyorsun:
vazgeçtim toprak olmaktan,
vazgeçtim çiçek olmaktan
senin yanında kalabilmek için.
Ve toz oluyorum
yaşıyorum yanında senin.
Sonra, sen de ölünce
kavanozuma gelirsin.
Ve orda beraber yaşarız
külümün içinde külün,
ta ki bir savruk gelin
yahut vefasız bir torun
bizi ordan atana kadar...
Ama biz
o zamana kadar
o kadar
karışacağız
ki birbirimize,
atıldığımız çöplükte bile zerrelerimiz
yan yana düşecek.
Toprağa beraber dalacağız.
Ve bir gün yabani bir çiçek
bu toprak parçasından nemlenip filizlenirse
sapında muhakkak
iki çiçek açacak:
biri sen
biri de ben.
Ben
daha ölümü düşünmüyorum.
Ben daha bir çocuk doğuracağım.
Hayat taşıyor içimden.
Kaynıyor kanım.
Yaşayacağım, ama çok, pek çok,
ama sen de beraber.
Ama ölüm de korkutmuyor beni.
Yalnız pek sevimsiz buluyorum
bizim cenaze şeklini.
Ben ölünceye kadar da
bu düzelir herhalde.
Hapisten çıkmak ihtimalin var mı bu günlerde?
İçimden bir şey:
belki diyor.
18 Şubat 1945
Nazım Hikmet Ran // Ruhun şadolsun usta şair...
Kuzum ben sana kaç kere demedim mi bu kaçak dövüşenlerin yazdıklarını kopyalayıp, olduğu gibi tekrar yapıştıracaksın diye hiç büyük sözü dinlemiyorsun bak kaldın süpürgeli cadının avukatları arasında...
'Bu seferki slogan benden olsun mizikaci 'kızı dulu farketmez SANAL bu affetmez :))) '(ucu açık bi slogan isteyen istediği yere çeker...)
Diye solgan atan rüzgarın cadısı ardından, özel istek üzerine bu solgana ' emekli ve yetimleri' dahil edip paylaşım yapınca, haliyle nilü gibi bende ' ananıda dahil ettin mi' diye geçirdim içimden...
Ama paylaşımı yazan hanım bindiği çalı süpürgesiyle silmiş yazdığını ve Nilü ortada kalmış, yazıyorsan silmeyip arkasında durup hakkın neyse razı olacaksın...
Ayrıca herkesin mızacı ayrı, yediği içtiği güldüğü gibi, herkesin de kendi kutsalı var saygı gösterilmesi gereken, saygıda kusur edersen biri çıkar dur der haliyle, nitekim Nilü' nünde yaptığı bu, ben silinmeden okuduğum için açıklama yapıyorum bu karmaşanın sebebini bilmeyenler için, sizlerde olmayan bi paylaşımın peşinden, bi kişiye yüklenerek kazan kaynatıyorsunuz...
Bana göre haksızlık tamda burda başlıyor, saygı bekliyorsan önce saygı göstereceksin, yoksa neyle geliyorsan onu yanına alıp gidersin...
Selametle...
Ayşenur Kolivar // Dida Voy Nana
Sessizliği sesi
Merhaba, karanlık, eski arkadaşım
Buraya tekrardan seninle konuşma için geldim
Çünkü bir görüntü yavaşça emekliyor
Tohumlarını bıraktı ben uyurken
Ve beynime ekilmiş
O görüntü
Hala duruyor
Sessizliğin sesi içinde
Huzursuz rüyalarda bir başıma yürüdüm
Arnavut kaldırımı dar caddelerde
Bir cadde ışığının halesi altında
Tasmamı soğuk ve neme doğru döndürdüm
Gözlerim bıçaklandığında
Bir neon ışığı parlamasıyla
Geceyi yaran
Ve sessizliğin sesine dokunan
Ve çıplak ışık içinde gördüm
On bin insanı, belki de daha fazlasını
Söylemeden konuşan insanları
Dinlemeden duyan insanları
İnsan seslerinin asla paylaşmayacağı şarkıları yazan insanları
Ve kimse cesaret etmedi
Sessizliğin sesini bozmaya
'Aptallar' dedim 'bilmiyorsunuz
Sessizlik bir kanser gibi yayılır'
'Duyun öğretebileceğim sözlerimi duyun
Size ulaşabileceğim kollarımdan tutun'
Ama sözlerim sessiz yağmur damlaları gibi düştü
Ve yankılandı sessizliğin kuyularında
Ve insanlar eğilip dua ettiler
Yarattıkları neon Tanrı'ya
Ve işaret uyarısını öfkeyle belirtti
Oluşturduğu kelimelerle
Ve işaretler dedi ki: 'Peygamlerin kelimeleri
Altgeçit duvarlarında
Ve harabelerin salonlarında yazılı
Ve fısıldanır sessizliğin sesinde'
The Sound of Silence // Şarkısının Türkçe çevirisi...
Ayşenur Kolivar // Getma
' İçimi titreten bir sestir her gün.
Saat her çalışında tekrar eder:
Ne yaptın tarlanı, nerede hasadın?
Elin boş mu gireceksin geceye? '
C.S.Tarancı
Ezginin Günlüğü // Eksik birşey mi var...?
“İnsan iki ruhludur. İçinde bir iyi bir de kötü köpek kavga eder. Kişi hangisini daha çok beslerse, o kazanır.” Kızılderili Atasözü
.'Hayat kötü bir rüya olurdu,sadece pişmanlığı hatırlardım
İçtiğim su içimde kururdu ama ağırlığını taşırdım...
Sen hissedebildiğim tek şeysin
Kelimeler bitince başlarsın...'
Azra Kohen - Fi
' Sevgi bahçesini yemyeşil bırak
Bu mestlere bahçelere kasdetme '
Rumi