beyin fırtınasından kalp levhasına düşen bilgi : bugün size saf sevgiyi anlatıcam. ve bir şeyi anlatabilmek için bi benzetmeden faydalanıcam. ve sizi bi düşünce deneyine davet ediyorum. elinizde bi tabanca var ve karşınızda beyaz badanalı bi duvar.ve tabancaya iki tane mermi basıyoruz. ve duvara nişan alıyoruz tetik boşluğunu alıp tek el ateş ediyoruz. ve sonra duvarın dibine gidip mermi çekirdeğinin nereye çarptığını buluyoruz duvarda bi darp izi olmalı. sonra mermi çekirdeğinin duvara batmadığını varsayıyoruz ve duvarın dibine düşmüş mermi çekirdeğini buluyoruz sanırım şekli bozulmuş parçaparça bi halde olmalı.sonra tabancadaki atmadığımız ikinci mermiyi çıkartıyoruz. duvara yaklaştırıyoruz. mermi duvara bişey yapmıyor duvarda mermiye bi şey yapmıyor. eee demin duvarı bu hale getiren darp yapan mermi değilmiydi hayır değildi mermiyide duvarıda o hale getiren mermi çekirdeğinin hissettiği yük tü mermiyi duvara sevk eden merminin hissttiği yük enerji yani. biz insanlarıda bişeyler yaptıran ağlatan güldüren koşturan hep hissettiğimiz yüklerdir. yani hissettiğimiz duygular hepsi birer enerjidir.tüm hissettiğimiz duygularda özü itibarı ile sevgi ve zıttı yada acı ve zıttından ibarettir.bize sevgi hissini ne hissettiriyorsa onu korumaya çalışırız.biz sevgi duygusunu kime hissettiriyorsak bizide onlar korumaya çalışır.mevlana derki sevgiyi içimize annelerimiz koydu. evet bi bebek annesinden fedakarlık gördükçe sevgiyle bağlanır. annede fedakarlık yaptıkça sevgi ile bağlanır. fedakarlık sadaka demektir. gerçekten ihtiyacı olan birine yardım ettiğimizde sevgi duygusunu hissederiz sadakayı alanda sevgi hisseder gören duyan bilen herkez sevgi duygusunu hisseder. tüm kainatta sevgi üzerine kurulmuştur
idris ağacına kiraz aşılarız. anaç idris ağacıdır ama üzerine aşıladığımız kiraz ağacı olur.badem ağacına erik aşısı vururuz. erik ağacı olur.ve ilk aşılama denemesi edep ile hak halinin birbiriyle aynı olması. farklı köklerden farklı nedenlerden kaynaklansada aslında aynı hal olması bilgisiyle denenmiş ve başarılı olmuştur.yani arada bi benzerlik kurulmuştur.şimdi bende belleğimizin bi özelliği olan yakın bi zamanda bizi çok rahatsız eden acı veren bi anıyı bulanıklaştırıp karanlıklaştırıp muğlak bi hale gerip o anıyı küçültüp uzaklaştırdığımızda.yani sublamonitöleriyle oynadığımızda yani görsel işitsel kokusal ve tatsal girdileriyle oynadığımızda. kısaca belleğimizin uzak bi noktasına gönderdiğimizde bizi eskisi rahatsız etmicektir. ve belleğimizin bu yapısına benzer mekanik bi yapı oluşturulup uçan bi araç yapıla bileceğini düşünüyorum.helikopter gibi uçan ama pervanesi kanatları olmayan bi araç yapılabileceğini düşünüyorum.var olan tüm araçlar hep bişeyleri geri iter arabaların tekerleri yolu geri iter ileri gider gemilerin pervaneleri suyu geri iter ileri gider.uçaklar helikopterler havayı geri iter ileri gider. benim düşündüğümse hiç bişeyi geri itmeden ileri giden bi vasıta. içsel bi yapı yani.düşünüyorum eğer bu purejem gerçekten yapıla bilirse. yollara ihtiyaç kalmıcak köprülere ve en önemliside. şehirlerde ki trafik sorunu bitecektir.çılgın poreje cılgın olmalı.çılgın puroje diye ortaya attıkları fikiri bizim mahallenin çocukları her yamurdan sonra biriken kumlardan ne ne barajlar ne ne setler ne tüneller yapıyorlar :) .umarım bi otomobil firması beni bulur.ve iletişim kurar.
sizinle yeni farkettiğim bi bilgiyi paylaşmak istiyorum yapmak istemediğiniz yapması zor gelen düşündüğünüzde huzursuzluk veren yapabileceğinize inanmadığınız bir işi eğer yapmak zorundaysanız . o işi anımsarken derin derin nefes alarak yaptığınızı düşünün çok rahat ve huzurlu olarak o işi yapmak için harekete geçtiğinizi göreceksiniz .
türkiyeden binlerce kilometre uzakta hiç sınırımız olmayan hatta dünyanın öbür ucunda bi başka kıtadaki bi ülke bizim bölücü teröristimizi himaya ediyor ona destek oluyor bölücü yayın yapan tv yayınlarına izin verip destek oluyor.demekki bizim dostumuz değiller. bize düşmanlık yapıyorlar. peki bize düşman olan bu ülkelerin bize zarar vermelerine nasıl engel oluruz.bunun bi tek yolu var.bize düşmanlık yaptıklarında zarar göreceklerini bilmeleri gerekir. bize düşmanlık yapan ülkenin insanları şunu iyi bilmelilerki. hayatlarının baharında şehit edilen türk evlatlarının ve onların gözü yaşlı annelerinin ve bütün türk milletini kahreden bu acıların bu acılara sebeb olan lara bi bedeli bi maliyeti olduğunu göstermesi gerekir.bugün ülkemiz çok zengin değil 100 milyarlarca dolar harcayıp dün ya denizlerinde filolar gezdiremiyoruz.uçak gemilerimiz yok. türk savaş uçaklarını dünyanın başka yerlerine göndereremiyoruz. ama bunun bi yolu var sanırım.denizin üstünü buz tutturup uçaklarımız için pistler yapa biliriz.ve gitmek istediğimiz yere uçaklarımızın yakıt ikmali için buzdan hava alanları inşa edebiliriz. bugün tankerlerle taşınan sıvılaştırılmış gazlar gemilerle taşınıyor ve bu gazlar -170 dereceye kadar soğutuluyor hatta bazı gazlar -230 dereceye kadar soğutula biliyor. yaklaşık - -200 dercelik bi ısı korkunç bi soğukluk eğer istersek çok kısa bi sürede denizin üstünde uçakların inebileceği yakıt ikmali yapa bileceği buzdan pistler yapa biliriz.ve dünyannın her yerine uzana biliriz. bize düşmanlık yapan bi ülke nin siyasetçisi koltuğunu kaybetmekten korkmalı askeri başına tonlarca bonba ineceğini bilmeli. o ülkenin vatandaşı bi anne evlatları için endişelenmeli bi baba türkiyeye düşmanlık yaptığında ailesi,işi için endişelenmeli. kısacası türkiye ye düşmanlık yapmak demek kendini ülkesini ailesini riske atmak olarak algılamalı ve kendini güvensiz ve huzursuz hissetmeli. bunu başardığımızda ülkemide huzur olur.
dün akşam bi rüya gördüm büyük bi gemideyim kaptanımız elinde mikrafon benim milletim kıymetli vatandaşlarım malesef gemimizin tekerleği patladı ama kirkomuz yok bizi sevenler bi omuz verirse lastiğimizi değiştirip yolumuza devam edeceğiz diyor içime bu umut doğuyor o anda kurtulacakmıyız bunlardan diye :)
maden iken öldüm, bitki oldum/ bitki iken öldüm, hayvana dönüştüm/ hayvan olarak öldüm, İnsan oldum./Öldüğümde yok olmayacağıma göre, neden korkayım? / İnsan gibi ölünce, melek olacağım/ Ve meleklikten vazgeçtip/hiç bir aklın ermediği o şey olacağım/Hiç şüphesiz biz O’nunuz ve O’na döneriz. mevlana
muhittin arabi de derki: ezeli olan sonradan olma insandır.ebedi olan daimi-oluşumdur.
bakınız yukarıdaki satırları islam dininin iki önemli alimi iki önemli piri yazmış.bu satırlar sizce evrimle çelişiyormu.yoksa evrimi destekliyormu? hem evrim olmazsa ölümden sonraki hayatın varlığını nasıl bi bilginin üzerine inşa edicez. diye düşünüyorum.
Oak Ridge Ulusal Laboratuvarı’nda yapılan bir deneyde suyun aşırı sınırlanması ile gözlemlenebilen dördüncü bir hali keşfedildi. Kuantum tünelleme olarak bilinen bu durumda suyu oluşturan atomlar aynı anda birden fazla yerde bulunuyor. Hepimizin bildiği gibi suyun katı, sıvı ve gaz olmak üzere üç hali bulunuyor. Ancak Oak Ridge Ulusal Laboratuvarı (ORNL) Enerji Departmanı’ndan bilimciler, suyun daha önce gözlemlenmemiş bir halini keşfettiler. Su moleküllerinin çok yüksek sınırlama altında klasik fizik kurallarına aykırı hareket ettiği ortaya çıktı.
Araştırmacılar yeni hali, Physical Review Letters adlı akademik dergide açıkladı. Dergide yayınlanan makaleye göre, su moleküllerinin nanoölçekli tüplere itildiğinde bir çember etrafında yöresizleştiği görüldü. Her molekülün alışılmadık çift tepeli bir yapıya büründüğü gözlendi. Her atomun çapı bir angström yani metrenin 10 milyarda biri boyutuna ulaştı.
Klasik fiziğin bir adım ötesi
Keşfin yapılmasına imkan sağlayan deney, aşırı sınırlama altında suyun, kayalarda, toprakta ve hücre duvarlarında gözlemlenen özelliklere sahip olduğunu gösterdi. Deneyler ORNL’in SNS Laboratuvarı ve Birleşik Krallık’taki Rutherford Appleton Laboratuvarı‘nda gerçekleştirildi. Sınırlandırma altında su moleküllerinin yayıldığının keşfedilmesi beklenmeyen bir gelişmeydi ve klasik fizik kurallarını yıkmış oldu.
Deneyde moleküller bir bariyeri, herhangi bir enerjiye ihtiyaç duymadan aştı. Bu durum kuantum tünelleme olarak biliniyor. Suyun tünelleme hali bilimcilere suyun aşırı sınırlamalı ortamdaki termodinamik özellikleri ve davranışını tanımlamada yardımcı olacak.
Araştırmayı gerçekleştiren ORNL Kimya ve Mühendislik Materyalleri Bölümü’nden Alexander Kolesnikov “Bu durum, suyu oluşturan oksijen ve hidrojen atomlarının yöresizleştiğini ve bunun sonucu olarak kanalda altı simetrik olarak eşit pozisyonda birden aynı anda bulundukları anlamına geliyor. Bu sadece kuantum mekanikleri ile oluşabilecek bir olay” şeklinde konuştu.
tek gerçek var oda hissedilen varlık nesne kütle beden suretse hissettiklerimizde sirettir. nasıl bizim bi bedenimiz varsa ve bide hissettiklerimiz varsa kainatında hissettikleri var kainatın kütlesi var 13,5 milyar yıl önce siret var olmayı hissetti ve kainat yani yıldızlar gezegenler kısaca madde nesne varlık oluştu ama önce hissetti var olmayı hissetti.yani yokluk yokluk değil hiçlik aslında hiçlik değil.hiçlik bi haldir ve hiç bişey tek bi halden oluşmaz
25 yıl sigara içtim ve sigara içmek deliliktir dedim.ve yine içtim.sigara içmemem gerektiğini bildiğim halde yine içtim. sigaranın ne olduğunu ne kadar zararlı olduğunu herkez biliyor.ne kadar nalet bişey olduğunu herkez söylüyor en çokta içenler söylüyor ama yinede içiyor bilmek yetmiyor. önemli olan hal dir.işte o zaman akılda kim oluyormuş deyiveriyorum.
beyin fırtınasından kalp levhasına düşen bilgi : bugün size saf sevgiyi anlatıcam. ve bir şeyi anlatabilmek için bi benzetmeden faydalanıcam. ve sizi bi düşünce deneyine davet ediyorum. elinizde bi tabanca var ve karşınızda beyaz badanalı bi duvar.ve tabancaya iki tane mermi basıyoruz. ve duvara nişan alıyoruz tetik boşluğunu alıp tek el ateş ediyoruz. ve sonra duvarın dibine gidip mermi çekirdeğinin nereye çarptığını buluyoruz duvarda bi darp izi olmalı. sonra mermi çekirdeğinin duvara batmadığını varsayıyoruz ve duvarın dibine düşmüş mermi çekirdeğini buluyoruz sanırım şekli bozulmuş parçaparça bi halde olmalı.sonra tabancadaki atmadığımız ikinci mermiyi çıkartıyoruz. duvara yaklaştırıyoruz. mermi duvara bişey yapmıyor duvarda mermiye bi şey yapmıyor. eee demin duvarı bu hale getiren darp yapan mermi değilmiydi hayır değildi mermiyide duvarıda o hale getiren mermi çekirdeğinin hissettiği yük tü mermiyi duvara sevk eden merminin hissttiği yük enerji yani. biz insanlarıda bişeyler yaptıran ağlatan güldüren koşturan hep hissettiğimiz yüklerdir. yani hissettiğimiz duygular hepsi birer enerjidir.tüm hissettiğimiz duygularda özü itibarı ile sevgi ve zıttı yada acı ve zıttından ibarettir.bize sevgi hissini ne hissettiriyorsa onu korumaya çalışırız.biz sevgi duygusunu kime hissettiriyorsak bizide onlar korumaya çalışır.mevlana derki sevgiyi içimize annelerimiz koydu. evet bi bebek annesinden fedakarlık gördükçe sevgiyle bağlanır. annede fedakarlık yaptıkça sevgi ile bağlanır. fedakarlık sadaka demektir. gerçekten ihtiyacı olan birine yardım ettiğimizde sevgi duygusunu hissederiz sadakayı alanda sevgi hisseder gören duyan bilen herkez sevgi duygusunu hisseder. tüm kainatta sevgi üzerine kurulmuştur
idris ağacına kiraz aşılarız. anaç idris ağacıdır ama üzerine aşıladığımız kiraz ağacı olur.badem ağacına erik aşısı vururuz. erik ağacı olur.ve ilk aşılama denemesi edep ile hak halinin birbiriyle aynı olması. farklı köklerden farklı nedenlerden kaynaklansada aslında aynı hal olması bilgisiyle denenmiş ve başarılı olmuştur.yani arada bi benzerlik kurulmuştur.şimdi bende belleğimizin bi özelliği olan yakın bi zamanda bizi çok rahatsız eden acı veren bi anıyı bulanıklaştırıp karanlıklaştırıp muğlak bi hale gerip o anıyı küçültüp uzaklaştırdığımızda.yani sublamonitöleriyle oynadığımızda yani görsel işitsel kokusal ve tatsal girdileriyle oynadığımızda. kısaca belleğimizin uzak bi noktasına gönderdiğimizde bizi eskisi rahatsız etmicektir. ve belleğimizin bu yapısına benzer mekanik bi yapı oluşturulup uçan bi araç yapıla bileceğini düşünüyorum.helikopter gibi uçan ama pervanesi kanatları olmayan bi araç yapılabileceğini düşünüyorum.var olan tüm araçlar hep bişeyleri geri iter arabaların tekerleri yolu geri iter ileri gider gemilerin pervaneleri suyu geri iter ileri gider.uçaklar helikopterler havayı geri iter ileri gider. benim düşündüğümse hiç bişeyi geri itmeden ileri giden bi vasıta. içsel bi yapı yani.düşünüyorum eğer bu purejem gerçekten yapıla bilirse. yollara ihtiyaç kalmıcak köprülere ve en önemliside. şehirlerde ki trafik sorunu bitecektir.çılgın poreje cılgın olmalı.çılgın puroje diye ortaya attıkları fikiri bizim mahallenin çocukları her yamurdan sonra biriken kumlardan ne ne barajlar ne ne setler ne tüneller yapıyorlar :) .umarım bi otomobil firması beni bulur.ve iletişim kurar.
sizinle yeni farkettiğim bi bilgiyi paylaşmak istiyorum yapmak istemediğiniz yapması zor gelen düşündüğünüzde huzursuzluk veren yapabileceğinize inanmadığınız bir işi eğer yapmak zorundaysanız . o işi anımsarken derin derin nefes alarak yaptığınızı düşünün çok rahat ve huzurlu olarak o işi yapmak için harekete geçtiğinizi göreceksiniz .
türkiyeden binlerce kilometre uzakta hiç sınırımız olmayan hatta dünyanın öbür ucunda bi başka kıtadaki bi ülke bizim bölücü teröristimizi himaya ediyor ona destek oluyor bölücü yayın yapan tv yayınlarına izin verip destek oluyor.demekki bizim dostumuz değiller. bize düşmanlık yapıyorlar. peki bize düşman olan bu ülkelerin bize zarar vermelerine nasıl engel oluruz.bunun bi tek yolu var.bize düşmanlık yaptıklarında zarar göreceklerini bilmeleri gerekir. bize düşmanlık yapan ülkenin insanları şunu iyi bilmelilerki. hayatlarının baharında şehit edilen türk evlatlarının ve onların gözü yaşlı annelerinin ve bütün türk milletini kahreden bu acıların bu acılara sebeb olan lara bi bedeli bi maliyeti olduğunu göstermesi gerekir.bugün ülkemiz çok zengin değil 100 milyarlarca dolar harcayıp dün ya denizlerinde filolar gezdiremiyoruz.uçak gemilerimiz yok. türk savaş uçaklarını dünyanın başka yerlerine göndereremiyoruz. ama bunun bi yolu var sanırım.denizin üstünü buz tutturup uçaklarımız için pistler yapa biliriz.ve gitmek istediğimiz yere uçaklarımızın yakıt ikmali için buzdan hava alanları inşa edebiliriz. bugün tankerlerle taşınan sıvılaştırılmış gazlar gemilerle taşınıyor ve bu gazlar -170 dereceye kadar soğutuluyor hatta bazı gazlar -230 dereceye kadar soğutula biliyor. yaklaşık - -200 dercelik bi ısı korkunç bi soğukluk eğer istersek çok kısa bi sürede denizin üstünde uçakların inebileceği yakıt ikmali yapa bileceği buzdan pistler yapa biliriz.ve dünyannın her yerine uzana biliriz. bize düşmanlık yapan bi ülke nin siyasetçisi koltuğunu kaybetmekten korkmalı askeri başına tonlarca bonba ineceğini bilmeli. o ülkenin vatandaşı bi anne evlatları için endişelenmeli bi baba türkiyeye düşmanlık yaptığında ailesi,işi için endişelenmeli. kısacası türkiye ye düşmanlık yapmak demek kendini ülkesini ailesini riske atmak olarak algılamalı ve kendini güvensiz ve huzursuz hissetmeli. bunu başardığımızda ülkemide huzur olur.
dün akşam bi rüya gördüm büyük bi gemideyim kaptanımız elinde mikrafon benim milletim kıymetli vatandaşlarım malesef gemimizin tekerleği patladı ama kirkomuz yok bizi sevenler bi omuz verirse lastiğimizi değiştirip yolumuza devam edeceğiz diyor içime bu umut doğuyor o anda kurtulacakmıyız bunlardan diye :)
maden iken öldüm, bitki oldum/ bitki iken öldüm, hayvana dönüştüm/ hayvan olarak öldüm, İnsan oldum./Öldüğümde yok olmayacağıma göre, neden korkayım? / İnsan gibi ölünce, melek olacağım/ Ve meleklikten vazgeçtip/hiç bir aklın ermediği o şey olacağım/Hiç şüphesiz biz O’nunuz ve O’na döneriz.
mevlana
muhittin arabi de derki: ezeli olan sonradan olma insandır.ebedi olan daimi-oluşumdur.
bakınız yukarıdaki satırları islam dininin iki önemli alimi iki önemli piri yazmış.bu satırlar sizce evrimle çelişiyormu.yoksa evrimi destekliyormu?
hem evrim olmazsa ölümden sonraki hayatın varlığını nasıl bi bilginin üzerine inşa edicez. diye düşünüyorum.
Oak Ridge Ulusal Laboratuvarı’nda yapılan bir deneyde suyun aşırı sınırlanması ile gözlemlenebilen dördüncü bir hali keşfedildi.
Kuantum tünelleme olarak bilinen bu durumda suyu oluşturan atomlar aynı anda birden fazla yerde bulunuyor. Hepimizin bildiği gibi suyun katı, sıvı ve gaz olmak üzere üç hali bulunuyor. Ancak Oak Ridge Ulusal Laboratuvarı (ORNL) Enerji Departmanı’ndan bilimciler, suyun daha önce gözlemlenmemiş bir halini keşfettiler. Su moleküllerinin çok yüksek sınırlama altında klasik fizik kurallarına aykırı hareket ettiği ortaya çıktı.
Araştırmacılar yeni hali, Physical Review Letters adlı akademik dergide açıkladı. Dergide yayınlanan makaleye göre, su moleküllerinin nanoölçekli tüplere itildiğinde bir çember etrafında yöresizleştiği görüldü. Her molekülün alışılmadık çift tepeli bir yapıya büründüğü gözlendi. Her atomun çapı bir angström yani metrenin 10 milyarda biri boyutuna ulaştı.
Klasik fiziğin bir adım ötesi
Keşfin yapılmasına imkan sağlayan deney, aşırı sınırlama altında suyun, kayalarda, toprakta ve hücre duvarlarında gözlemlenen özelliklere sahip olduğunu gösterdi. Deneyler ORNL’in SNS Laboratuvarı ve Birleşik Krallık’taki Rutherford Appleton Laboratuvarı‘nda gerçekleştirildi. Sınırlandırma altında su moleküllerinin yayıldığının keşfedilmesi beklenmeyen bir gelişmeydi ve klasik fizik kurallarını yıkmış oldu.
Deneyde moleküller bir bariyeri, herhangi bir enerjiye ihtiyaç duymadan aştı. Bu durum kuantum tünelleme olarak biliniyor. Suyun tünelleme hali bilimcilere suyun aşırı sınırlamalı ortamdaki termodinamik özellikleri ve davranışını tanımlamada yardımcı olacak.
Araştırmayı gerçekleştiren ORNL Kimya ve Mühendislik Materyalleri Bölümü’nden Alexander Kolesnikov “Bu durum, suyu oluşturan oksijen ve hidrojen atomlarının yöresizleştiğini ve bunun sonucu olarak kanalda altı simetrik olarak eşit pozisyonda birden aynı anda bulundukları anlamına geliyor. Bu sadece kuantum mekanikleri ile oluşabilecek bir olay” şeklinde konuştu.
tek gerçek var oda hissedilen varlık nesne kütle beden suretse hissettiklerimizde sirettir. nasıl bizim bi bedenimiz varsa ve bide hissettiklerimiz varsa kainatında hissettikleri var kainatın kütlesi var 13,5 milyar yıl önce siret var olmayı hissetti ve kainat yani yıldızlar gezegenler kısaca madde nesne varlık oluştu ama önce hissetti var olmayı hissetti.yani yokluk yokluk değil hiçlik aslında hiçlik değil.hiçlik bi haldir ve hiç bişey tek bi halden oluşmaz
vücudunuzdaki d vitamini ni ölçtürün eğer d vitamini eksikliğiniz varsa mutlaka d vitamini takviyesi alın.
25 yıl sigara içtim ve sigara içmek deliliktir dedim.ve yine içtim.sigara içmemem gerektiğini bildiğim halde yine içtim. sigaranın ne olduğunu ne kadar zararlı olduğunu herkez biliyor.ne kadar nalet bişey olduğunu herkez söylüyor en çokta içenler söylüyor ama yinede içiyor bilmek yetmiyor. önemli olan hal dir.işte o zaman akılda kim oluyormuş deyiveriyorum.