Deniz Derya
DOĞRULARIMI GÖTÜRMEYE YETECEK KADAR YANLIŞ YAPMADIM BU HAYATTA... ÇOK SIKIŞTIĞIM YERDE BOŞ BIRAKTIM HEP SORULARI... ŞİMDİ BIRAKTIĞIM BOŞLUKLARIN BİRİNDEYİM BELKİ DE...KİMSENİN DOĞRUSUNU GÖTÜRMEDİM BEN VE KİMSENİN YANLIŞI OLMADIM! YETMEZ Mİ?

'ben ona sıkıntılı güz günlerinde
yedi renkli yaz yağmurları dilemiştim
kırmak istememiştim duygu filizlerini
büyük bir ustalıkla susturup içimdeki uğultuyu
rüzgarımı olanca yumuşaklığıyla salmıştım üzerine
incinmesin diye tek
acıyı bile ters yüz eden
incelikli bir gülümsemeyle yüzümde
ben ona gittikçe soğuyan zamanlarda
sıcacık bir sığınak olayım istemiştim
insanlar içinde üşüdükçe
güvenle gelebileceği
kuşların kanatları neden vardır?
bir insan neden ağlar yarı yaşına gelince?
bulutlar gökyüzünün yükü müdür, süsü müdür?
tutsağı mıdır rüzgarın, sevgilisi midir?
konuşayım istemiştim bir yüreğin dilince
yanıtı olmayan sorularda boğmak istememiştim
ben ona sabah olamasam da
dingin bir ikindi olayım istemişimdir
herşeyin usul usul durulduğu saatlerde gelsin
yüzünde uçuk bir gülümsemeyle
yaslasın yorgunluğunu gövdemin yaşlı çınarına
serip üzerine yapraklarımın ağırlıksız yorganını
dinlendireyim istemiştim
üşütmek istememiştim.
ben ona ne istemişsem bu yalnızlık aylarında
gecikmiş... ince... güzel ve uzak...
biraz da kendime istemiştim
sevgi adına' *
Herkesin üç kişiliği vardır; ortaya çıkardığı, sahip olduğu, sahip olduğunu sandığı.
Alphonse Karr
Bir konu hakkındaki düşüncelerini birer birer çürütmeniz durumunda bile, savunduğu düşünceden vazgeçmeyen, ille de benim dediğim doğrudur diyen insan türü. :)
Her yeni şeye ayak uyduramamak sabit fikirli olmak sayılmamalıdır. Ayrıca herhangi bir değişimi savunacak kadar bile birikime sahip değilsen,karşındaki insanı sırf karşı çıkıyor veya uygulamıyor diye, sabit fikirli ilan edilmemelidir. ama mantıklı önermelere bile karşı çıkan ve kabul etmek istemeyenler bu sınıfa kolaylıkla dahil edilebilirler.
yağmur çiseliyor,
korkarak
yavaş sesle
bir ihanet konuşması gibi.
yağmur çiseliyor,
beyaz ve çıplak murted ayaklarının
ıslak ve karanlık toprağın üstünde koşması gibi.
yağmur çiseliyor.
serezin esnaf çarşısında,
bir bakırcı dükkaninin karşısında
bedreddinim bir ağaca asılı
yağmur çiseliyor.
gecenin geç ve yıldızsız bir saatidir.
ve yağmurda ıslanan
yapraksız bir dalda sallanan seyhimin
çırılçıplak etidir.
yağmur çiseliyor.
serez çarşısı dilsiz,
serez çarşısı kör.
havada konuşmamanın, görmemenin kahrolasi hüznü
ve serez çarşısı kapatmış elleriyle yüzünü.
Nazım Hikmet
Kişilik bozukluklarının öncelikle kendi arasında 3 gruba ayrılır.. Ve her üç grupta kendi aralarında gruplara ayrılır.. Yakınen burada tanıdığım 'birinde' vardı:((Allah korusun.. Kötü bir şey..:( Allah yardımcısı olsun..
Sadomazoistik Kişilik Bozukluğu;
Karmaşık, kompleks, son derece zor tedavi edilebilen vicdan duygusunun yok olduğu, insanlık ve doğruluğun ve insan haklarının muhakeme edilmediği bir kişilik bozukluğudur. Başkalarıyla alay etmekten ve küçük düşürmekten de zevk aldıkları gibi kendileriyle de sert, kaba, küçük düşürürcesine konuşulması hoşlarına gider.
Korku, endişe ve çekinme duymadan bağlanmak ve inanmaktır. Bir insana güven duymak demek ondan hiçbir şekilde zarar gelmeyeceğine kanaat getirmektir. İşte bu noktada güven duygusu ilk önce kişinin kendisiyle başlayan ve sonra diğer bireylerle bağlanarak gelişen bir duygudur..
Ancak herkese maalesef ki güven duyulmaz.. :) Şekil a '.....' rumuzu :)))
Söylediklerinizin tümüne katılıyorum sevgili Gökhan bey.. Keşke sadece ve sadece rumuzlarda veya favori sözlerde kalmasa yazılanlar.. Teşekkürler..
Birisinin sürekli olarak değiştirdiği 'aynı' fakat 'farklı' görünmeye çalışan ve kendini de buna inandıran ve tanıştığı insanlara da bunu inandırmaya çalışan bozuk bir kişilik yapısı :)))
Rumuz dense idi yorumum farklı olurdu :))) Rumuzlar deyince işin şekli de değişiyor :))))
Aslolan önemsemeye değecek birini önemsemekmiş.. Gerisi laf-ı güzaf :)
Birisinin kendini aklama çabalarını dinliyorum :))) Boş ve yersiz..