'şimdi öyle uzak ki geldiğim yollar yanlış bir öyküdeyim beni yeniden yaz bir çoçuktum sevmiştim avuçlarımda aynalar gayret et güzelim elini uzat ha gayret güzelim gayret biter elbet bu yağmur sabret'
'yara ne denli büyük ve derinse, çevresinde oluşan zırh da o kadar güçlü olur. ama sonra zamanla, çok uzun süre giyilen bir giysi gibi en çok kullanılan yerlerinden yıpranır, dikişleri atar ve ani bir hareket sonucu yırtılır. başlangıçta hiçbir şey fark etmezsin, zırhının hala seni sıkıca sardığını sanırsın, ama bir gün birdenbire, aptalca bir şey karşısında bir çocuk gibi nedenini bilemeden ağlamaya başlarsın..'
Her akşam üstü, havanın kararmaya yüz tuttuğu bir anda ansızın çıkıverir karşımıza. Gitgide koyulaşan karanlıkta pırıltısıyla gözümüzü kamaştırıverir. Sanki söz vermişçesine her akşam üstü ve yine söz verdiği yerdedir. Bilirim ki sözünün eridir ve herdaim öyle kalacaktır.
Onu beklemesi bile güzeldir. Parmak parmak sayarım güneşin ufukla buluşmasını ve yine bilirimki güneş elini eteğini yeryüzünden çektiğinde, beni yıldızıma kavuşturacaktır.
Bir çok insan gibi bende korkarım karanlıktan daha ziyade algılayamadıklarımdan.. Lakin yıldızımı görmebilmek için katlanmam gereken ne ceza varsa çekebilirim. Bilirim ki sonunda yıldızımı göreceğim.
Her ayın yirmisinde parlak bir ışık topu oluverir ay. Tüm ihtişamını seriverir gözler önüne. Ammavelakin bilirim, geçicidir bu eşsiz güzellik.
Gelelim çoban yıldızına: her akşam söz verdiği yerde olacaktır, ve olurda. Güneşin çekilip, aydınlığın sona erdiği noktada...
Babil'de ölüm İstanbul'da aşk (İskender Pala)
ama değiştirmekten çok geliştirdi..
Yeni Türkü'nün dinlemekten usanmadığım şarkısı..
düş sokağı sakinlerinin unutulmaz şarkılarından biri..
'şimdi öyle uzak ki geldiğim yollar
yanlış bir öyküdeyim beni yeniden yaz
bir çoçuktum sevmiştim
avuçlarımda aynalar
gayret et güzelim elini uzat
ha gayret güzelim gayret
biter elbet bu yağmur sabret'
'yara ne denli büyük ve derinse, çevresinde oluşan zırh da o kadar güçlü olur. ama sonra zamanla, çok uzun süre giyilen bir giysi gibi en çok kullanılan yerlerinden yıpranır, dikişleri atar ve ani bir hareket sonucu yırtılır. başlangıçta hiçbir şey fark etmezsin, zırhının hala seni sıkıca sardığını sanırsın, ama bir gün birdenbire, aptalca bir şey karşısında bir çocuk gibi nedenini bilemeden ağlamaya başlarsın..'
beş vakit = sabah, öğle, ikindi, akşam, yatsı
beş yazı = namaz, namaz, namaz, namaz, namaz
'bende mecnun'dan füzun aşıklık isti'dadı var
aşık-ı sadık benim mecnun'un ancak adı var'
(bende Mecnun'dan öte aşıklık yeteneği var.Gerçek aşık benim,ama mecnun'un adı çıkmış bir kere.)
'Babil'de ölüm İstanbul'da aşk'
Fuzili'nin kaleminden..
ben yağmur yüklü bir bulutum..
her gece yastığını ıslatmak için;
göz pınarlarının hemen içinde,
kirpiklerinin kıyısında
tek bir işaretini bekliyorum..
alıcı değiliz bakıcıyız :))
zühre yıldızı = çoban yıldızı
Her akşam üstü, havanın kararmaya yüz tuttuğu bir anda ansızın çıkıverir karşımıza. Gitgide koyulaşan karanlıkta pırıltısıyla gözümüzü kamaştırıverir. Sanki söz vermişçesine her akşam üstü ve yine söz verdiği yerdedir. Bilirim ki sözünün eridir ve herdaim öyle kalacaktır.
Onu beklemesi bile güzeldir. Parmak parmak sayarım güneşin ufukla buluşmasını ve yine bilirimki güneş elini eteğini yeryüzünden çektiğinde, beni yıldızıma kavuşturacaktır.
Bir çok insan gibi bende korkarım karanlıktan daha ziyade algılayamadıklarımdan.. Lakin yıldızımı görmebilmek için katlanmam gereken ne ceza varsa çekebilirim. Bilirim ki sonunda yıldızımı göreceğim.
Her ayın yirmisinde parlak bir ışık topu oluverir ay. Tüm ihtişamını seriverir gözler önüne. Ammavelakin bilirim, geçicidir bu eşsiz güzellik.
Gelelim çoban yıldızına: her akşam söz verdiği yerde olacaktır, ve olurda. Güneşin çekilip, aydınlığın sona erdiği noktada...
tamamen hayallerimi süsleyen harika bir duyguydu..